28-) Zekat kime verilir?

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Bu videonun sesini bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

‘Zekat kime verilir?’ adlı videonun yazılı dökümanı aşağıdadır.

Zekat kime verilir?

Zekât, İslam’ın beş parçasından biridir. Yani ‘İslam beş şey üzerine kuruludur.’ Buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz. Bunlardan bir tanesi zekâttır. Dolayısıyla zekât, bir hayır çeşidi değildir, sadaka da değildir. Çünkü zekât, zamanı, miktarı ve kimin kime vereceği belli olan bir ibadettir. Hayır olan sadakalar ve diğer iyilikler böyle değildir. Mü’min, Allah’ın rızasını kazanmak için istediği zaman istediği kadar hayır yapar. Ama zekâtın miktarı belli, hangi maldan ne kadar verileceği bellidir. Tarımda zekât var, ticarette zekât var, kazanılan parada zekât var, işletilen madende zekât var. Dolayısıyla zekâtın oranı belli. Müslüman, kesinlikle, namaz öğrenir gibi zekâtı da ilmihalden veya bir ilim meclisinden öğrenmelidir. Çünkü zekât kıyamet günü namazdan sonraki en ağır ibadettir. İslam, beş temel üzerine kuruludur. Bunlardan bir tanesi kelime-i şehadettir; bir numaradır. İkincisi, namazdır; iki numaradır; kelime-i şehadetten sonraki seviyede. Zekât, Kur’an-ı Kerim’de hep, namazdan sonra anılır. Yani İslam, İslam’ı oluşturan ögeler açısından incelendiğinde birinci derecede kelime-i şehadet, ikinci derecede namaz, üçüncü derecede zekât, dördüncü derecede oruç, beşinci derecede hac gelmektedir. Zekât çok büyük bir ibadet; namazla yanyana duran bir ibadettir. Nasıl namaz, bedenlerimizin Allah’a boyun eğdirilmesini, rükû yaptırılmasını yansıtıyorsa, insanoğlunun en büyük arzularından biri olan mal sevgimiz de zekâtla Allah’a boyun eğdirilmiş olmaktadır. Müslüman ne kadar zekât verir, kime verir; bunlar önemli konular ve fıkıh kitaplarından, ilmihal kitaplarından okunmalıdır. Kısaca özetleyecek olursak, bir Müslüman durup dururken zekât sorumlusu olmaz. Elinde avucunda borçlarının ötesinde biriktirerek beklediği veyahutta fazladan, hemen kullanma ihtiyacı olmayan 82 (seksen iki) gram altın veya seksen iki gram altını satın alabilecek değerde bir mal –para, döviz vs. adı ne olursa olsun- bulunduğu zaman üzerinden kameri yılla bir yıl -352 gün- geçtiğinde o hala duruyorsa, rakamı ne kadarsa artık; mesela üç yüz gram altın yapıyordur, dört yüz gram altın yapıyordur veya o kadar dolardır, riyaldir, liradır her neyse… Bunun %2,5’unu -yüzde iki buçuğunu- zekât verir. Bu zekât hayvanlarda da var, ticarette de var, tarımda da var. Bu rakamları ilmihal kitaplarından tespit etmek lazım.
Zekâtı kime vermemiz gerekir? Allah Teâlâ sekiz sınıf insan saymaktadır Kur’an-ı Kerim’de. Bunların temel karakteri, fakirliktir. Yani fakir insanlar, muhtaç insanlar zekâta müstahaktırlar. Özellikle biz, zekâtı iki açıdan incelemeliyiz. Birincisi, zekâtımızı yakın akrabamız üzerinde değerlendirelim. Mü’min, muvahhit, namaz kılan, Allah’tan korkarak yaşayan fakir akrabamızı zekâtla ihya edelim. Veya zekâtı, stratejik bir ibadet olarak kullanalım. Misyonerlerin, Hıristiyanlık propagandası yaptıkları yörelerde, oradaki mü’min kardeşlerimizi ihya edelim. Zulmün ağır darbeler vurduğu yerlerde zekâtımızla cihada destek olalım.