Vergi zekât sayılır mı?

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Bu videonun sesini bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

‘Vergi zekât sayılır mı?’ adlı videonun yazılı dökümanı aşağıdadır.

Vergi zekât sayılır mı?

Zekât, İslam’ın beş esasından birisidir, yüzde yüz ibadettir, yüzde yüz Müslümanlık gereğidir, yüzde yüz yönü bellidir; sağa sola kaydırılabilir bir ödeme şekli değildir İhtiyari de değildir. Ya insan iman eder zekât verir ya da iman etmediği için kendisinde zekât sorumluluğu, zorunluluğu getirilemez. Mü’min zekât verirken sadece Allah’ın rızasını kazanmak ve Allah’ın cennetine girmek için zekât verir. İbadet mantığı da budur zaten. Zekât, temelde ibadet olduğundan dolayı zekâtı nerelere vereceğimiz ve nasıl kullanacağımız konusu da ihtiyari/seçenekli değildir. Zekâtı, Müslüman, filan fakire verir, filan yerde kullanır. Mesela çok enteresan, zekât parasıyla cami yaptırmak bile caiz değildir, minare yaptırmak caiz değildir, okul yaptırmak, hastane, köprü yaptırmak caiz değildir. Zekât parası Müslüman fakirin hakkıdır sadece. Bu zekâtın bu şekilde daraltılmış bir alanda kullanılması Müslümanların sözünü ettiğimiz o alanlara yatırım yapmayacakları, hayır yapmayacakları şeklinde bir sonuç doğurmaz.
Zekât, fertlerin sorunlarına çözüm için konmuş bir ibadettir. Nasıl hac sadece Mekke’de, Arafat’ta yerine getirilebilir, ancak orada yapılırsa kabul olur bir ibadettir, Medine de mübarek bir yer olduğu halde kimse gidip orada hac yapamıyor, Medine’de hac diye bir ibadet yok, nasıl bunu kabullendiysek, zekâtı da kendi içinde kendi mantığıyla yürüyen bir ibadet olarak kabul ederiz. Dolayısıyla, ‘camiye zekât verilmez, minareye zekât verilmez’ bunun için diyoruz. Bunun için, ‘zengine zekât verilmez’ diyoruz. Bunun için, ‘Müslüman fakir’ diye tırnak içinde kullanıyoruz bu ifadeyi. Vergiye gelince, vergi bir kere ibadet olmadığından niyetle yapılır bir iş değildir. Vergi, kanuni bir yükümlülüktür. Müslümanın İslam Devleti’ni, Halifeliği, hutbeleri olan, ibadet esaslarına göre yürüyen İslam Devleti’nin bile koymuş olduğu vergiyi zekâtla karıştırması mümkün değildir. Bu yani özellikle laik veya komünist ya da sosyalist bir ülkede Müslüman vergi verirken zekâtla karıştırılır mı demiyoruz. Devletin başında Ömer bin Hattab gibi birisi varken bile, İslam Devleti olan bir devlette bile konmuş olan bir vergiyi zekât yerine saymak veya zekâtı vergiye vergiyi zekâta saymak mümkün değildir diyoruz. Tıpkı, hac yerine namaz kılmak namaz yerine hac yapmak mümkün olmadığı gibi. Kaldı ki, vergiyle zekât arasında çok ciddi bir fark var; birisi vatandaşlık sorumluluğudur biri de ibadet sorumluluğudur. Hiçbir vergi, ne kadar çok olursa olsun, zekât yerine geçmez. Böyle bir şey mantıklı değil zaten. Yani hac yerine Medine’yi ziyarete gidelim, Kudüs’ü ziyarete gidelim demek bile mümkün değildir. Vergi, zekât gibi ibadet değildir. Vergi sadece kanuni bir yükümlülüktür. Hakkaniyetle alınır verilir, ayrı bir konu. Yerine getirilir getirilmez, güzel harcanır harcanmaz; ayrı bir konu. Zekât ibadettir. İbadet olmayan bir şeyi ibadete karıştıramayız.