Tıpta hangi uzmanlık alanını seçmesinin dinen daha uygun olacağını soran doktora mektup

Selamünaleyküm hocam. Yeni mezun bir doktorum. Tıpta uzmanlık sınavında belli bir puan aldım. Şu an tercih dönemindeyim. Cerrahi bir branş seçmek istiyorum fakat eğitim süresi 5 yıl. Bu süre zarfında birçok servis nöbeti ve ameliyata girmemiz gerekiyor ve de ameliyatların süresi çok uzun olabiliyor. Bu süre zarfında vakit namazları ve özellikle de cuma namazının kaçırılması çok muhtemel olduğunu o bölümlerde çalışan asistan doktorlardan öğrendim. Hocam, aile hekimliği, nöroloji gibi daha hafif olan ve namazlarımı aksatmadan kılabileceğim bölümlere de girebiliyorum. Sizce nasıl bir karar vermeliyim?

Aleykümselam. Sizi tebrik ederim. Allah Teâlâ sizi razı olacağı işlere muvaffak kılsın.
Kardeşim,
Eskilerin bir sözü vardır, derlerdi ki: İlim iki ilimdir. Biri din ilmi diğeri de beden ilmidir. Bu tespite önem veriyorum. Bütün ilimler önemli olmakla beraber, insanın direkt canı ile alakalı bir ilmi filan yörenin tarihini araştıran bir ilimle aynı tutamayız şüphesiz. Tıp önemlidir. Bu önem de oldukça önemlidir. Bu nedenle tıbba ve tıp adamına bakışımızın belli oranda bir dini boyutu vardır. Tıpla ilgili mesleklerin sahipleri bu önemi idrak eder veya etmez, o bizim bileceğimiz bir iş değildir. Ya da tıp adamı, para ve günübirlik bir şöhretle, yukarıdan bakmakla anılır olmuştur. Bunu da dikkate almıyorum. Dikkate almayışım da şundan geliyor: Bütünü böyledir dememiz doğru olmaz. Bir de onlar öyle düşünüyor diye de benim, dinimden kaynaklanan bakışım değişmez/değişmemelidir.
Burada sen benden acil bir cevap beklediğin hâlde ben sana daha geniş bir açıdan bakmanı sağlamak için şunu söylemek istiyorum:
Tıp senin mesleğin olduğu kadar dininle de bağlantılı bir işin olmalıdır. Bir yandan maişetini temin ederken bir yandan da cennete girmene vesile olacak sevap kazanacağın bir iş yapacaksın.
Kardeşim,
En temel bilgilerimizden biri de şudur:
Şeytan bizimle ilgili planlarını yaparken bizi bizimkinden daha ince denebilecek bir elekten geçirir. En kestirme sonuçlar için yatırım yapar. Mesela onun için namazı ihmal etmemiz tesbihi ihmal etmemizden önemlidir. Zinaya bulaşmamız gıybete bulaşmamızdan önemlidir. Şeytan da bizim için yatırım ve hesap yapıyor. Bu mantık mesleklerde de geçerlidir. Bir mesleğin önemi ve etkisi yoğunlaştıkça şeytanın ilgisi ve planı da o mesleğin yoğunluğu ile beraber yoğunlaşır. Tıpla mesela tarih ilminin insanlar arasındaki ilgi farklılığı ya da bize yakın bir örnek olarak üniversiteye kabuldeki puan farklılığı şeytanın da kullandığı bir sistemdir. Senin annen baban, seni sevenler sen tıp kazandığında ne kadar sevindi iseler şeytan da senin adına plan yaparken o oranda ilgi göstermişti senin bölümüne. Bu durum, sen ölünceye kadar devam edecek.
Bu noktada şunu söylemek için bu girişi yaptım:
Tıp dalında meslek edinenler şeytanın, sözünü ettiğim bu taktiğini dikkate almadıklarında cennetin kapısında durdukları hâlde cehennem riski taşıyacak bir hayat yaşarlar. Siz, mesleğiniz itibariyle insanlık için değerlisiniz. Bu nedenle de şeytan için de değerlisiniz. Sizi kazandığında şeytan, sıradan insanlardan kazandığından daha fazlasını kazanır. Sizin imtihanınız ağırdır. Doktora can teslim edildiği gibi doktor da can üzerinden hesabı görülecek bir kul olarak dirilecektir. Bunu böyle bilmelisiniz.
Neden böyle bilmenizi tavsiye ettiğimi şu cümlemden sonra anlayacaksınız.
‘Sizin, namazı kaçırmayı gerekçe göstererek önemli branşlardan el çekmeniz gerekmiyor.’ Her şeye rağmen tıbbın en ağır ve en faydalı dallarında tahsilinize devam etmelisiniz. Esasen biz, tıpta önemsiz bir dal görmüyoruz. İnsana direkt hizmet olan her dal değerlidir. Bir insanın canını kurtarma ya da sıhhatine kavuşmasına vesile olma uğruna namazı hatta cumayı erteleyebilirsiniz. Yalnız şu ikazımızı da bir kenara not etmiş olun:
a- Tıp değerlidir ve her dalı değerlidir.
b- Tıp, dinimiz açısından ‘zaruret’ denen sınırların en yoğun olduğu alanlardan biridir. Doktor da hastası da bu zaruretleri kullanabilir. Bunu kullanmaya kapı aralayan da Allah Teâlâ’dır.
c- Tıp tahsili ve doktorluğun yeni dönemlerinde bu ve benzeri fetvaları alanların daha sonra nefislerini devreye sokarak açıyı genişletiyor olmaları bir imtihanı kazanıyor iken kaybetme anlamına gelir. Siz kendinize ‘cuma namazı kaçırma’ penceresinden bakarken bir de ‘böyle bir ruhsatı keyfime göre genişletir miyim?’ diye bakın. Eğer iyi bir doktor olduğunuzda da bugünkü gibi fetva soracak ve o sorduğunuz fetva ile amel edecekseniz rahat edebilirsiniz.
e- Mü’min sıradan hayatında da en iyiyi yapmanın peşinde olmalıdır. Sizin tıptaki işiniz de en iyisi hangisi ise o olmalıdır. Allah’tan korkanlar, fetva soranlar en iyi işleri yapmalıdır ki bu ümmetin hayata getireceği standartlar yerleşsin.
f- Önünüze çıkacak sıkıntıları siz namazla andınız. Ben size namaz kadar sizin imtihanınız olacak diğer sıkıntıları da unutmamanızı tavsiye etmeliyim. Bir kadın/erkek karmalığı, göz temasındaki sıkıntılar ve benzeri mü’min olarak senin farklı olmanı gerektirecek hususları da dikkatten kaçırmamalısınız.
Size tavsiyemiz budur. Namazın hayat olduğunu bilen bir şuura sahip olduğunuz sürece sıkıntı yoktur. En iyi yere girin. Oradaki sıkıntıları tespit edin ve sıkıntıları bize yazın. Neler yapabileceğinizi beraberce değerlendiririz.
Allah yardımcınız olsun. Sizi tembellikten, kibirden, hasetten, mala tapınıyor olmaktan muhafaza buyursun.
Siz, bu ümmetin umudusunuz. Para da kazanın, şöhret de kazanın ama ümmet sizi kaybetmesin.
Allah’a emanet eder, başarılar dilerim size.