Tevrat ve İncil’e bakışımız

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Bu videonun sesini bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

‘Tevrat ve İncil’e bakışımız’ adlı videonun yazılı dökümanı aşağıdadır.

Tevrat ve İncil’e bakışımız

Tevrat’a ve İncil’e nasıl bakıyoruz? İki bakışımız var. Bir; Allah Teâlâ’nın peygamberi Musa aleyhisselama indirdiği Tevrat ve peygamberi İsa aleyhisselama indirdiği İncil; buna bakışımız var. Kur’an’ımıza nasıl bakıyorsak Tevrat’a da İncil’e de o şekilde bakıyoruz, ne bir eksik ne bir fazla. Başka türlü bakma hakkımız yok zaten. Kitabı Allah Tevrat olarak indirdiği zaman o bizim kitabımızdı, İncil olarak indirdiği zaman o bizim kitabımızdı. Nasıl Kur’an diye bir kitap indirdiğinde biz “Kur’an kitabımızdır” diyorsak, aynı şekilde ‘Allah’ın indirdiği Tevrat ve İncil iman ettiğimiz kitaplarımızdandır’ deriz; bu, birinci bakışımız.
İkinci bakışımız şudur; Allah’ın indirdiği Tevrat ve İncil isim olarak kalmış, Allah’ın kitabı diye vasıf olarak da kalmış ama içerik olarak hahamlar yani Yahudilerin din adamları, papazlar yani Hıristiyanların dinini sömürenler, oturmuşlar canları ne istiyorsa, Yahudilerin toplumdaki nüfusu için ne gerekiyorsa, bu, Allah’ın ayeti gibi Tevrat’a yazmışlar. Artı, onların menfaatlerine, kısır çelişkilerine, birbirleriyle sürtüşmelerine aykırı ne buldularsa onu da silmişler. Bir öğrencinin okuldaki not defteri gibi Tevrat’la, İncil’le oynamışlar. Bu Tevrat, şimdi Yahudilerin okuduğu Tevrat’tır. Bu İncil, şimdi Hıristiyanların okuduğu İncil’dir. Biz Allah’ın indirdiği Tevrat’a iman etmiştik. Allah’ındır diye, adı bize “Allah’ın kitabı” diye gösterilen ama hahamların, papazların, beşerin sözlerini ihtiva eden Tevrat ve İncil muharreftir, tahrif görmüştür, ilave görmüştür, eksiltme görmüştür.
Bugünkü Tevrat’ı, bugünkü İncil’i kabul etmek; beşeri, Allah’ın sözünü söyleyecek yetkide görmektir. Herkes adı gibi bilir, herkes soyadı gibi bilir ki, Tevrat’ta, ihtimal Allah’ın ayetlerinden kalma ayet de vardır. Yüz ayetinden biri ikisi, sekseni ellisi, Allah’ın ayetlerinden kalmış olabilir. İncil’de de aslı vahiy kaynaklı üç tane beş tane söz kalmış olabilir. Ama tek bir kelimesi bile Allah’ın indirmediği halde, papazların, hahamların yazmasıyla ortaya çıkmışsa o artık Allah’ın kitabı değildir; o, beşerin tahrif ettiği, bozduğu Allah’ın kitabıdır. Bunun için bugünkü Tevrat, Zebur, İncil; alay olarak veya bir aradayken bizim sataşmamız gereken, savaşmamız gereken bir kitap değildir. Alıp takdis etmemiz gereken, değerlidir deyip başımıza taç etmemiz gereken bir kitap da değildir. ‘Yok’ hükmündedir bizim için. Allah’ın indirdiği kitaplar var olsaydı hala, onların yerine Kur’an gelmezdi. Kur’an var diyorsak, onlara ‘yok’ demek zorundayız. ‘Kaldırdım’ dedi Allah, Tevrat’ı ve İncil’i yok saydık. Buna rağmen, Allah ‘kaldırdım’ dediği halde, “onların yerine gelen Kur’an’a sarılın” dediği halde, Tevrat’ı da İncil’i de muharref olmalarına rağmen hak kitap gibi tutmaya kalkamayız. Onlara inanıp, Kur’an’la amel etmeyenleri mü’min kabul edemeyiz.