Takke Takmak Dinin Emri midir?

Namazda takke takmak namazın şartlarından mıdır? Aslında şunu da merak ediyorum; takke bizim dini değerlerimizden midir?

Selâmun aleyküm.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve Ashâb-ı Kirâm’ın yaşadığı zamandaki ERKEKLERDE başa konan kıyafetin takke ve sarık olduğu konusunda hiçbir tereddüt yoktur. O dönem itibariyle özellikle sarık bir mürüvvet uygulaması olarak görülmüştür. Buna göre de takke ve sarığı, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in uygulaması olarak görüp kullanan mahza güzel bir iş yapmış olur. Peygamber Efendimiz’in (sallallahû aleyhi ve sellem) başı açık görüldüğüne dair bir bilgi elimizde yoktur. Ashab-ı Kirâm O’nu daima başı kapalı olarak görmüşlerdir. Takke ve sarığın o günkü yöresel bir kıyafet mi, dinin bir emri mi olduğu hususunda ise ‘o günkü kıyafetin benimsenmesi’ görüşü tercih edilmektedir. Yani takke ve üzerinde sarık mesela namaz gibi bir ibadet olarak emredilmemiştir. Efendimiz aleyhisselam’ın yöresel bir kıyafet olarak kişinin mürüvveti gereği gördüğü söylenebilir. Bu nedenle de fıkıh kitaplarımız bu kıyafeti ŞEAİR-İ İSLAMİYE’den görme yerine MÜSLÜMAN’A YAKIŞAN kıyafet olarak görmüşlerdir. Bu noktada şöyle bir izah veya ayrıntı önümüze çıkar: Eğer takke ve sarık, o günkü kıyafetin gereği olarak kullanıldı ise, başka bir zamanda ve başka bir yöredeki Müslüman da yöresinin ve zamanının kıyafetini kullanabilir mi?
Örf muhakkem yani bağlayıcı kabul edildiğine göre o günkü kıyafetin sürdürülmesi yanında başka bir zamandaki ŞERİAT’a MUHALİF OLMAYAN kıyafet de alınabilir demektir. Veya baş açık olma durumu normal kabul edilebilir.
Yalnız ilk paragraftaki efdal olan tutumu unutmadan bu tespiti kullanmalıyız. Evlâ olan, nebevî uygulamaya benzemektir. Caiz olabilir veya olamaz açısından ise bu izaha girilmektedir.
Bugünün Müslümanları olarak sarıklı olmamız farzdır veya sarıklı olmamız dindarlığımızın gereği/emridir diyebilir miyiz? Hayır, böyle diyemeyiz. Zira dinimiz bu kıyafeti dindarlığın şartlarından biri olarak önümüze koymamıştır. Kıyafetin değil, erkek veya kadın tesettürün kurallarını koymuştur. Uyulması gereken de budur. Baş açık bulunan erkek bir mü’min, yaşadığı yöre/zaman açısından ayıplanacak bir durumda değilse yaptığında da sakınca yoktur. Namazda başın örtülmesi yani takke ve sarık kullanılması da bu bakışa göre hüküm almaktadır. Allah-û Teâlâ Kur’ân’ımızda namaza ziynetimizle gelmemizi emretmiştir. Bu şu demektir: Namaza yöresel olarak en muteber kıyafetiniz ne ise onunla gelin. Eğer başta sarık bulunması yöresel olarak muteber tutulan bir uygulama ise namazın fazileti bakımından da sarık gerekli olur. Yalnız namazın şartları arasında tesettür vardır; takke veya sarık yoktur. Buradaki durum namazda daha faziletli olanı yapma olarak anlaşılmalıdır. Özet olarak şunu söyleyebiliriz:
Keşke sokaklarda ve seccade başında takkeli/sarıklı olabilsek! Bu en azından, bizden daha faziletli dönemin mü’minlerine benzeme olurdu. Bunu başaramadığımız bir ortamda cebimizdeki takkeyi namazda kullanmayı başarabilmeliyiz. O da benzeme açısından bir fark getirirdi. Şu var ki, bir tahkir ve geçmişi küçümseme olmadığı sürece baş açık namaz namaza mani bir tutum değildir. Bir de sarık ve takke ile kimlerin savaştığını unutmuyor olmalıyız.
Nureddin YILDIZ
fb.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz
instagram.com/nureddinyildiz

Etiketler: ,