Şu bereketi görsene ey umutsuz yürek. Neredeyse mezarlıktaki ölüler kıyama kalkacak!

Selamünaleyküm.

Azizlerim, kardeşlerim, yol arkadaşlarım, davama omuz verenlerim! Genç bacılarım, canım kardeşlerim. Efendi ağabeylerim. Sesime yankı veren bütün kulak sahipleri!

Gayet ağır bir işimiz var.

Çok sınırlı vaktimiz var.

Tahammülümüz azaldı.

İyi örnekler kıt hâle geldi.

Geleceğin karanlığı geçmişin aydınlığından daha yoğun oldu.

Kesinlikle böyle ama büyüklerden büyük bir hakikat var önümüzde. Bu hakikati, şu aşağıdaki örnek üzerinden körler bile okuyabilirler. O hakikat şudur:

Bu ümmet bereketli bir ümmettir. Çok basit bir sulama ile koca bir çınar büyütebiliyor. Hafif bir üfleme ile yılların külü uçabiliyor. Efendimiz aleyhisselamın bereketi semalarımızda bulutlar gibi yüzüyor. Hamdolsun Rabbimize.

Tek hedef hâline geldik, ümmetimizi yok etmek için adeta dışımızdaki herkes birleşti. Ellerinden gelse bizi göklerden yere atacaklar. Ellerinden gelse bizi toprağa gömüp üstümüze gökleri ağırlık olarak koyacaklar. Becerebilseler, aldığımız nefesleri bile zehirleyecekler.

‘Soykırım’ imiş! Katliam imiş! Orantısız güçmüş! Hakmış hukukmuş, insanlık değerleri imiş!

Şeytana bile gülecek mecal bırakmadılar uydurup süsledikleri balondan putlarına. Yuh olsun bile demeye değmez değerlerine rağmen, ümmetimizin heyecanına, gençlerimizin imanına, kadınlarımızın teslimiyetine nasıl sevinç gözyaşları akıtmayız biz, nasıl?

Mezarlıklarımızdaki kanlı elbiseleri ile büyük mahkemeyi bekleyen ölülerimiz dahi onların toprağa taş gibi çakılmış ayakları ile yürüyen yürür ölülerinden daha diridir. Elhamdülillah. Ölürken taşıdığımız umut, onların hiç ölmeyecekmiş gibi sarıldıkları dünyalarından çok daha yeşildir, tazedir biiznillah. Umut doluyuz, ilk günün heyecanı ile ayaktayız.

Hamdolsun Rabbimiz sana, hamdolsun. Çetin bir zamanın mü’minleri yaptın bizi ama yalnız da bırakmadın bu ıssız zamanda ve mekânda. Ağzımızı bir daha kapatmadan kıyamet vaktine kadar sana hamd etsek Rabbim, bir şey yapmış olamayız. Bizi çetin zamanın yıkılmayan mü’minlerinden yaptığın için, bize ihsanın olarak bu nimeti indirdiğin için hamdlerin en güzeli ile sana hamd ederiz Rabbimiz.

Şu karanlıktaki ışığa baksana!

Şu bereketi görsene ey umutsuz yürek.

Neredeyse mezarlarındaki ölüler kıyama kalkacak bu heyecan zemininde.

Bereket ümmetiyiz.

Bereket içindeyiz; her şeye rağmen. Bütün kızıl göstergelere meydan okuyarak. Umutsuzluğu din durumuna getiren şeytana inat olarak. Hamdolsun Rabbimize, hamdolsun, hamdolsun, yerler gökler dolusu ve daha fazlası ile hamdolsun; bizi Şeriat’ına hizmetkâr kıldığı için, bir kişi kazanmayı bir dünya kadar büyük gösterdiği için gözümüzde. Hamdolsun Rabbimize, hamdolsun kardeşlerim. Yolumuz açıktır, umudumuz göklerden daha yücedir. Hamdolsun, sevincimiz daim osun.

Selamünaleyküm.

Nureddin Yıldız