Siyah Sancaklılar Hadisini Nasıl Algılamalıyız?

Hocam ben Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) hakkında son günlerde ortaya atılan iki hadisi şerifin sahih olup olmadığını öğrenmek istiyorum; ravilerde sıkıntı var mı, doğrudan peygamber efendimizin söylediği hadisi şerifler mi bunlar?…
Hazreti Ali’ye (Radıyallahuanh) dayandırılan hadiste şöyle denilmektedir: “Siyah bayrakları gördüğünüzde yerinizden kıpırdamayın. Ellerinizi ve ayaklarınızı hareket ettirmeyin (harekete geçmeyin). Sonra kendilerine ehemmiyet verilmeyen zayıf bir topluluk zuhur eder. Kalpleri demir parçaları gibidir. Onlar devlet sahipleridir (hum ashabu’d devle). Ne söz ne de ahit tanırlar. Hakka çağırırlar ama kendileri hak ehli değildir. İsimleri künyedir. Nisbetleri ise köy ve şehirlerdir. Saçları kadın saçı gibi uzatılmış ve salınmıştır. Aralarında ihtilaf çıkıncaya kadar bakidirler. Sonra Allah hakkı dilediğine verir.(El Fiten, Hafız Nuaym Bin Hammad, Daru’l Beyan el Arabi, Ezher civarı Kahire, hadis numarası 558, s: 136) “-
“Abbasoğullarının içinden doğudan ileride sancaklı kişiler çıkacak. Onların önce gelenlerinin ve sonra gelenlerinin işi adam öldürmek olacak. Onlara yardım etmeyin. Allah onlara yardım etmez. Kim onların sancağı altında yürürse yahut bayrağını taşırsa Allah onu kıyamet günü cehenneme koyar. Gerçekten onlar Allah’ın en şerli yaratıklarıdır. Onlar benden olduklarını iddia edecekler. Dikkat edin, ben onlardan beriyim ve onlar da benden beridir. Onların alameti şudur: Saçlarını uzatırlar ve siyah giyerler. Onları desteklemek için oturmayın. Çarşılarda onlarla alışveriş yapmayın. Onlara yol göstermeyin ve onlara su vermeyin. Çünkü onların haykırdıkları tekbir ile sema ehli rahatsız olur.” (Sağîr/Taberanî, Ümmü Ümame’den rivayet ile) Kaynak;Tacc Hadis Kulliyati, Cilt.13
Hocam bu iki hadisin sahihliği hakkında bilgi verebilir misiniz?

Kardeşim, merakınızda haklısınız. Bu merakınıza başka bir pencereden cevap vermek istiyorum. İnşaallah kalbinizde yer edecek şeyler yazmış olurum size.
Mesele şudur:
Bu hadisler ve benzerleri vardır. Bunu ispat etmek için uğraşmaya da gerek yoktur. Benim şahsi kanaatimi ise sizinle paylaşabilirim.
Her şeye rağmen, bu ve benzeri hadisleri ‘işte şunlardır, burada anılanlar!’ şeklinde kişilere ve günlük olaylara indirgemek çok zordur. Üzerinden zaman geçmeden yani olayların sıcaklığı geçmeden yapılan değerlendirmelerde isabet oranı düşüktür. Evet, heyecanlı bir şekilde ‘yakaladık hadislerde geçenleri’ diyebiliriz. İsabet edersek ne a’la. Peki isabet edemedi isek ne olacak, kim bu vebali taşıyacak? Siz de takdir edersiniz ki, bu ve benzeri gayba dair bilgi veren hadisleri müşahhas duruma getirmek, bizi şahıslar olarak tatmin edip rahatlatabilir ama Peygamber aleyhisselam’ı ve sözlerini sadece bir müşahhasa yönlendirmek gayet ağırdır. Ben bir kardeşiniz olarak bu ağır yükü kaldıramam diye düşünüyorum.
Bir başka husus da şudur:
Hep beraber karar verdik ve ‘filancalar, hadislerde geçen kişilerdir’ dedik diyelim. Neticede ne değişecek? Cihada mı çıkabileceğiz, Halifemizi mi belirleyeceğiz? Ne değişecek? Sadece elimizdeki yegâne sermayemiz olan hadisleri vaktinden önce harcamış olacağız? Şimdi teselli bulacağız ama vakti gelince sermayemizi harcanmış olduğumuz için zarar edeceğiz.
Bunun yerine, fitneye karşı neler yapmamız gerektiğine dair işler yapmayı tercih etmeliyiz. Kendi gruplarını, cemaatlerini, tarikatlarını, vakıf ve derneklerini büyütmeyi İslam’ı büyütmek olarak gören anlayış yerine, Allah’ın dinine dolaylı değil direk hizmet eden bir anlayış için çalışmamız daha isabetli olur. Ümmetin önünde duran şahsiyetleri buna zorlayalım. Âlimler, mütefekkirler bunun için bir araya gelsinler. Bunu konuşsunlar. Mü’minler de böyle bir hamlesi olmayanlara tepki göstersin. Zannederim daha iyisini yapmış oluruz.
Rabbim bizi fitneden muhafaza buyursun. Birbirimize çok dua edelim. Allah’a emanet olunuz.
Nureddin Yıldız