Sabretmesi Gereken Müezzin

Selamünaleyküm hocam ben Balıkesir Manyas ilçesinde müezzinlik yapmaktayım. Hafızım elhamdülillah. Hocam daha önce vekil imamlık yapıyordum. Öğlen akşam dersleri ve insanların talepleri beni memnun ediyordu. Aldığım maaşın tadı vardı. Hayatımın lezzeti vardı. Şimdi ise 2 adet cemaatim var onlarda aşırı yaşlı. Etrafta hastane var gittim çalışanlarına söyledim gelin sohbet edelim beraber ders yapalım Kuran-ı Kerim okuyalım. Gelmediler aynı şeyi polis karakoluna gittim onlarda söz altı yaptılar. Etraftaki ahali şopar Çingene milletinden oluşuyor. Kahvelerine gittim dalga geçtiler. Ne olursun hocam şu anda yanıyorum Allah rızası için cevap yazın benim aldığım para helal mi? Ben istifa edeceğim. Çünkü yetimin hakkını yiyorum gibi geliyor bana ve öylede kalbim rahatsız oluyor ne yapıyım? Bana öyle geliyor ki inşaatta çalışmam bana daha hayırlı geliyor. Eskiden inşaatta çalışırdım akşam hadis fıkıh tefsir ve Kuran-ı Kerim dersleri yapardık arkadaşlarla ve mahallemizle tekrar ediyorum hocam ben şuanda yanıyorum bitmiş durumdayım duygusal olarak. Teşekkür ederim.


Selamünaleyküm. Müezzin efendi. Bir de hafızsın. En az dokuz yüz elli sene orada bekleyeceksin, en az. Sakın cepheyi bırakıp gitme. Her gün ezan oku, melekler senin cepheyi terk etmediğine şahit olsunlar. Sakın yılma. Neden insanları sayıp duruyorsun? Camideki melekleri saydın mı hiç? Bir de onları say istersen. Emekli oluncaya kadar değil tam tamına dokuz yüz elli sene bekleyeceksin. Alay edilmeye hatta taşlanmaya hazır ol. Seni taşladıklarında da ellerini aç ve de ki: ‘Rabbim, sen bu cahillere azap etme, belki nesillerinden biri iman eder. ‘Senden önceki minare bekçileri, senin şimdi düşündüğün gibi şeyler düşünüp orayı iki ihtiyara bırakıp gittiler de sonuç böyle oldu. Bu ümmet, bereketli bir ümmettir. Sarhoşundan bile hayır çıkabilir. Asla yılma. Seni orada üç yıl bir vadiye sıkıştırıp, ağaç kabuğu yemeye mahkûm etseler bile sen yılma. Sonrasına bak, yarınına bak. Firdevslere bak. Havz’a bak. Senden öncekilere bak. İstersen şu dizlerini bile örtemeyecek kadar kısa eteği ile Rabbine giden Mus’ab’a bak. Bak o Mus’ab’a neler göreceksin onda. O da, kimsenin onu dinlemeyeceği bir yere gitmişti. Başının üstünde kılıçlar parıldıyordu. İki kişi bulamayacağı yerlerde bir İslam Devleti kurdu gitti. Kimseyi bulamayacağı yerlerde Rabbini buldu, cennetin en üst makamlarını buldu da, ‘mü’minler arasındaki erkeklerden biri’ olarak Rabbine gitti. Yılmak, yorulmak, usanmak yoktur bizim lügatimizde. Biz çile ümmetiyiz, meşakkatten lezzet alırız. Allah için olsun da taş olsun midemize inen. Etrafındaki azıktan korkma, kendini küçük görmekten kork. İnsan sayma, iş say. Görkeme bakma, ihlâsa bak. Sabret, sebat et; mezarlıktan diriler çıkar. Kurumuş dallardan meyve getir. Sabret, sebat et; insanlara güvenme, melekler sana yeter. Elindeki fırsatı iyi değerlendir. Doya doya Kur’an oku. Bir ilmihali en az üç ayda bir oku, notlar tut ondan. TV izleme, internete dalıp gitme. Kendini yetiştir. Dilin güçlü, amelin bereketli olsun. Ecrin ziyade, azmin kavi olsun. Allah’a emanet ol müezzin efendi, hafız efendi. Allah’a emanet ol ey, bu ümmetin en uzun enseli dirilecek olanı.