Peygamberimizin Bir Kişinin Arkasından Konuşması Doğru mu?

Selamünaleyküm kıymetli hocam. İstanbul’da bir ilahiyat fakültesinde okuyorum. Ebu Davud’un Sünen’inden Kitab-ul Edeb’i okuyoruz. 4791, 4792 ve 4793. hadisler farklı senedlerle Hz.Aişe’den nakledilen bir olay anlatıyor. Olay kısaca şöyle; bir adam Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yanına girmek için izin istiyor. Rasullullah sallallahu aleyhi ve sellem, adam içeriye girmeden önce onun hakkında: ‘bi’se ibnu-l aşiira’ diğer bir metinde ‘bi’se ehu-l aşiira’ diyor. O içeriye girdikten sonra ise onunla hiçbir şey olmamış gibi yumuşak bir şekilde konuşuyor. Adam gittikten sonra Hz. Aişe Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bu tavrına anlam veremediğini söylüyor. Cevaben Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem: ‘Kıyamet günü en şerli mekanda olan kişi, kötülüğünden sakınmak için insanların onu terk ettiği kişidir.’ diyor. Hocamız bu hadiste gecen kişinin Uyeyne bin Hısn olduğunu, daha sonrada bu kişinin zaten irtidat ettiğini söyledi. Hal böyle olsa bile Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir kişinin arkasından nasıl konuşur… Ya da o kişinin arkasından sevmediğini dile getirip yüzüne karşı bunun aksi olarak niçin davranır? (Kötülüğü zaten bellidir bu kişinin diye düşünecek olsam o zaman da o kişinin gıybetinin yapılmasında bir sakınca yok gibi bir sonuç çıkmıyor mu?) Bunları söylerken şu an haya ediyorum. Ama bir cevap bulamadım hocam, içim hiç rahat değil bu meseleden dolayı. Belki zayıf bir hadistir dedim en başta, o da değil. Sahih hükmü verilmiş hem raviler hem de metin incelendiğinde.

Aleykümselam. a- Sözünü ettiğiniz hadisin daha sahih kaynağı Buhari’dir. Hadiste sahihlik açısından bir sıkıntı yoktur.
b- Hadisin gösterdiği işaretlerden biri fesatçıların gıybetinin caiz olmasıdır. Sözü edilen kişi Uyeyne bin Hısn veya başka biri, kabilesinin önde gelenlerinden ama şerli bir kişi idi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem iyi bir mü’min olma umudu ile ona hak etmediği halde hoş davranmıştır.
c- Hadisin ortaya çıkardığı ikinci netice mü’min tavrı olarak MÜDARAT’tır. Müdarat, din veya dünya işlerinden biri için dünyalıktan feda etmektir. Aynı şey dünyalık bir şey uğruna dinden feda etmek şeklinde olursa buna MÜDAHANE denir ki o makbul değildir.
Netice olarak Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem o kişinin hem herkesçe bilinmesini sağlamış hem de şerrinden emin olunacak şekilde ona tatlı bir dil kullanmıştır. Olmayan bir şeyi var göstermesi de söz konusu değildir.