Mürted’in Hükmünü Sorgulayan Müslümana Mektup

Selamünaleyküm,

Size Almanya’dan yazıyorum.

Bazı yorumlara göre mürtedin, yani İslam dinine inandıktan sonra sırt çeviren ve din değiştiren birisinin şer’i kanunlara göre öldürülmesi lazım deniyor. Bu da Peygamber efendimizin bir hadisine dayandırılmakta.

Bu konuyu naçizane aşağıda belirtildiği şekilde biliyorum ve Almanya’daki ilim sahiplerinden de böyle işittim. Bunlardan birtanesi de Alman eski diplomat ve 1980 senesinde Islam’ı kabul etmiş olan Murad Wilfried Hofmann’dır.

Onun değişik dillerde yazmış olduğu İslam konulu kitapları da vardır. Bunların arasında Türkçe kitapları da neşr olunmuştur.

Bu şahsın bu konuya yaklaşımı şu şekildir:

Peygamber efendimizin ‘mürtedi öldürün’ dediği dönemde savaş hali vardı. Müslümanların sayısı da hayli azdı. O zamanda, ya Müslümandın veyahut müşrikler tarafındaydın. Ortası yoktu.

Yani din değiştirmeyle veyahut İslam’dan çıkmayla otomatikman karşı tarafa geçilmiş olunuyordu. Yani düşman safına. O şahıs veyahut şahıslar, harbî konumuna düşüyorlardı ve savaş ortamında da icabında öldürülmeleri gerekiyordu diye.

Birde din değiştirip savaş esnasında fitne fesada sebebiyet verildiyse, ülkeye ihanet derecesinde faaliyetlerde bulunulduysa, örneğin Ermeni ihanetindeki gibi, o zamanda bu hüküm geçerli olabilir diye biliyorum. Yani yine bir nevi savaş hali varsa.

Kuran’ı Kerim’de mealen şöyle buyuruluyor: “..Sizin dininiz size, benim dinim bana“ (109:7) ve „dinde zorlama yoktur.“ (2:257)

Nisa 138’de de mealen şöyle denmektedir (Diyanet meali):

‘İman edip sonra inkâr eden, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir.!

Dinden dönen mutlak öldürülecek olsaydı, üstteki Ayet mealindeki belirtildiği gibi inkar ettikten sonra tekrar nasıl inanacaktı?

Yani burada cenab’ı Allah’ın kullara mühlet verdiğini ve salt dine sırt çevrildiği için cezalandırılacaksa da bunu cenab’ı Allah ahirete bıraktığını algılıyor, bu şekilde anlıyorum.

Acaba bu konuya bir açıklık getirebilir misiniz?

Esselamü aleyküm

 

Selamünaleyküm.

Değerli kardeşim,

Mürtede ait hükmü soruşturmuşsunuz.

Mürtedin hükmünden önce başka bir hükmü konuşalım isterseniz.

Biz mü’miniz elhamdülillah. İmanımızla övünüyoruz. Peki nedir bu övündüğümüz imanımız? Bizden önceki ümmetlerin yaptığı iş olan, ‘beğendiğini bırak, beğenmediğini at!’ tarzında bir uygulama yaptığımızda maazallah, ortada iman diye bir şey kalır mı? Diyelim, müçtehitlerden bir müçtehidin içtihadını yaşadığımız çağa uygun bulmadık da öbür müçtehidin içtihadına sarıldık; bunun bir izahı vardır, kabul edilebilir yanı olabilir. Ashabı kiramdan itibaren bütün mü’minlerin, ulemanın icma ettiği yani söz birliği ettiği, kimsenin ‘yoktur dinimizde böyle bir şey!’ demediği bir konuda biz nasıl ‘acaba!’ diyebiliriz? Dersek, iman iddiamızı nereye oturturuz? Defalarca düşünmek gerekmez mi böyle bir konuda?

Başka bir zaviyeden bakmaya çalışalım isterseniz: Allah, dinimizi bize beğenmemiz için mi göndermiştir, itaat etmemiz ve teslimiyet göstermemiz için mi? Din, beğenilere sunulmuş değildir. Zaten o şekilde algılanan bir din, İslam dini olamaz, hiç olamaz. Gökler çatlayıp yere düşse İslam, bir kelimesi değişmez din olarak devam eder. Buna iman etmemiz gerekiyor. İman budur, mü’min böyledir.

Mürted ile alakalı hükme gelince şunları söyleyebiliriz:

Mürted, müslüman olduktan sonra İslam’dan çıkan insan demektir. Bununla alakalı olarak dinin hükmü de, ‘İslam’dan çıkanın öldürülmesi’ şeklindedir. Yaşadığımız dünya şartlarında hainliği, vatana ihaneti nasıl cezalandırıyor sistemler? Bir ülkeye ihanet basit bir ceza ile cezalandırılmıyor da, İslam gibi bir dinden çıkmak nasıl ortada bırakılabilir sizce? Kâfirler kendi dinlerini girip çıktıkları, ezip büzdükleri, bir tür kuşa benzettikleri için bizim dinimizi de, onların dinlerine yaptığı gibi yapmaya kışkırtıyor diye biz neden onlardan etkilenelim ki? Akıl bunun neresindedir?

Bir kere, İslam’dan dönenin öldürülmesi ile alakalı hükümde şunun, nihai nokta olarak bilinmesi gerekmektedir. İslam’dan dönenle alakalı hüküm, ancak bir İslam devletinde Şeriat ile hükmeden mahkemenin kararı ile uygulanabilir bir hükümdür. Cami imamlarının ya da mahallede gençlerin tatbik edecekleri bir hüküm değildir bu. Müftülerin fetvası ile de tatbik edilemez. Ortada bir Halife’nin ve o Halife’nin emrinde kadıların bulunması gerekiyor. Mevcut durumda böyle bir devlet ve Halife bulunmadığına göre, babası bile olmayan bir çocuğa don biçmek türünden bir iş yapılmaktadır. Değil çocuk yokken don biçmek, çocuğun babası bile yokken henüz, biz neyi konuşuyoruz? Asıl dert mürted ile alakalı hüküm müdür yoksa İslam’ın kendisi midir dert? Üzüm mü bağcı mı aranıyor, isterseniz bu açıdan da bakabilirsiniz meseleye.

İnsanların akın akın dinden koptukları bir zamanda biz mü’minler olarak dinimizi korumak için neler yapmamız gerektiğine kafa yormamız gerekirken, kâfirlerin şirin görecekleri işlerle meşgul oluyorsak vay bize o zaman.

Mürtedin, öldürülme şeklinde bir ceza ile cezalandırılması, Buhari’nin rivayet ettiği bir hadise dayanmaktadır. Hadisteki ifade de gayet açıktır; öldürmeyi emretmektedir. Ebu Bekir radıyallahu anh zamanında da uygulanmış ve hiçbir sahabi tarafından itiraz edilmemiş bir hükümdür. Bu nedenle de dini ifadesi ile İCMA oluşmuştur. Bu hüküm bir dindir adeta. Mürtede dair hükümle alakalı olarak şu kuralları bilmemizde yarar olur, değerlendirme yapmamız da kolay olur zannederim:

–        İslam’a girdikten sonra çıkmak, yeryüzünde bir gaye için var edilen İSLAM TOPLUMU’nu gayesini kavramada gevşetmeye yönelik bir tutumdur. Yeryüzünü kuşatmayı gaye edinen bir dinin, içinden dağılma, parçalanma ve ayakta duramama gibi sıkıntısı bulunmasının oluşturacağı risk, geri dönenin ölümle cezalandırılmasını normalleştirmektedir. Bütün insanlığın saadetine engel olmanın ölümden başka her cezası hafif kalır.

–         İslam’dan dönmek tam anlamı ile kasıt ve hıyanet durumunda ölüm ile cezalandırılır. Cehalet, tevil yani yanlış yorumlama, baskı görme ve hatalı anlama gibi nedenlerle ortaya çıkan dönüşlerde bu ceza yoktur. Sözlü, yazılı veya söz anlamındaki bir eylem niteliğindeki tavırlar, İslam’dan dönüş tarzı olarak kabul edilebilir. Akıl sorunu olan ya da baliğ olmayan birinin bu suçu işlemesi de cezayı mucip değildir.

–         Mürtedin bütün geçmiş amelleri boşa gider. Tevbe etmesi için kendisine mahkemenin takdir etitği bir süre kadar mühlet verilir. Araştırma talebine olumlu cevap verilir. Ailesi ve çocukları onun gibi mürted kabul edilmez, onlar hâlâ Müslüman durumundadırlar.

Allah Teâlâ’dan imanımızı muhafaza buyurmasını, küfürden ve kâfirden etkilenmeye karşı basiretli bulunmayı bize kolay kılmasını dileriz.

Selamünaleyküm.

Nureddin Yıldız