Mezheblerin en üstünü

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Bu videonun sesini bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

‘Mezheblerin en üstünü’ adlı videonun yazılı dökümanı aşağıdadır.

Mezheblerin en üstünü

Dinlerin en üstünü sorulabilir. Neden? – Çünkü bir dinken dinlik vasfını kaybetmiş olan dinler var, bir de hâlâ ve kıyamete kadar tek din olacak olan İslam var. İslam dinlerin en üstünü ve tek dindir. Ama mezheplerin en üstünü hangisidir, diye bir soru çok doğru bir soru değildir. Mezhepler bir seçim sonucu puanlamaya göre tayin edilmiş partiler değildir. Aldığı oy oranına göre hakkaniyetlikleri ortaya çıkmış partiler gibi görmek yanlıştır. Mezhepler diye bir gruplaşma da aslında yoktur. Ben Hanefi’yim, Şafi’yim, Maliki’yim, Hanbeli’yim sözünü söylemek bile bir ilim gerektirir. Bunun için ulemamız ‘halk katında insanların mezhebi olmaz; mezhep, müftü olacak, fetva çapında olacak âlim insanların olur.’ demişlerdir. İmam Âzam’la İmam Şafi ve İmam Malik arasında hangisinin şeriata daha yakın olduğunu Resûlullah sallallahu aleyhi vesellemi filan konuda daha iyi taklit ettiğini belirlemek bir ilim işidir. Avamın yani bizim gibi halk tabakasının tâbi olduğu âlimi olur. Sayid-ül Kevseri’ye tâbi olursun, Mustafa Sabri Efendiye tâbi olursun, filan Allah dostu âlim insana tâbi olursun, onun da mezhebi Hanefi ise senin de mezhebin Hanefi olur, onun mezhebi Hanbeli ise senin mezhebin de Hanbeli olur; ben seçecek durumda olsam zaten müçtehit olurdum. Bu neyi gerektiriyor; Müslümanların şu mezhep bu mezhep diye tartışmalarının abes olduğunu gösteriyor. Eğer bizim topraklarımıza İmam Âzam Ebu Hanife rahmetullahi aleyhin fıkhı ulaşmış ve bizim âlimlerimiz fıkhı okuyarak kendilerini yetiştirmişlerse, biz de onlardan din öğrendiysek, Rabbimize bu dinle kavuşmayı dileriz. Eğer bizim topraklarımıza Ahmed bin Hanbel’in mezhebi ulaşmış olsaydı, o bize din öğretir durumda olsaydı, ondan Rabbimize hamd eder, o şekilde Rabbimize kavuşmayı dilerdik. Bir mezhep kavgasına gerek yok; Resûlullah’ın aleyhissselatu vesselam peşinden gitmeye gerek var. Şu anda mezhepler olarak bildiğimiz mezheplerin her biri, Muhammed aleyhisselamın sevdalısı insanların oluşturduğu ekollerdir ama kendileri sağlıklarında böyle bir iddiada bulunmamışlardır, peşinden gidile gidile adları mezhebe çıkmıştır. En üstün mezhep Resûlullah sallahu aleyhisselamla oturup kalkan, onu en çok yaşayan, onun haram dediğine haram bakan, sünnet dediğine canhıraş gayretle sarılan mezheptir. Allah’ın izniyle bizim mezhepler olarak bildiğimiz Hanefilik, Şafilik, Malikilik, Hanbelilik; biri diğerinden daha üstün olmayacak şekilde Resûlullah’ın peşindedir sallahu aleyhi vesellem. Allah, dininin fıkıh bilgisi üzerinden yaşanmasını murat etmiştir. Fıkıh bilgisi de bir içtihat kültürüdür. İçtihat da farklı mezheplerin ortaya çıkmasını gerektirmektedir. Mezhepler din değildir; din İslam’dır elhamdüllilah. Ama mezhepler üzerinden Resûlullah’ın peşinden gidilmektedir. Kim hangi imamın peşinden gittiyse ona şükretsin. Horoz dövüşü gibi mezhep dövüşü yaptırmak abestir, hatadır, İslam bunu asla kaldırmaz.