Mesleki Yönelişimde Fikriniz Benim İçin Önemli

Selamun aleyküm hocam, ben hukuk fakültesinde okuyorum halen, aynı zamanda adliyede de çalışıyorum. İşlerin nasıl gittiğini biliyorum, bankaların faiz yuvası olduğu gerekçesiyle çalışmamanın uygun olduğunu biliyorum, ancak hakimlikte de hüküm verirken yasal faize hükmediliyor. Avukat olsak, müvekkilin talebine göre yine faiz talep ediyoruz. Hassas olmak gerek biliyorum ancak çok mu irdeliyorum bilmiyorum. Bu konuda bilgi verirseniz çok sevinirim. Bir de hocam devletin hukuk kurallarına uymanın şirk olduğunu söylüyorlar. Bu yasalarla karar vermek veya bu yasalara göre hak aramak sakıncalı bir durum mu? Mesleki yönelişimde fikriniz benim için çok önemli. Allah-u Teala ebeden razı olsun sizden. Selam ve dua ile

Selamünaleyküm.
Biz bu meseleyi HUKUK FAKÜLTESİ veya İLAHİYAT FAKÜLTESİ olarak görmek istemiyoruz. Kişinin imanı ile alakalı bir durum olduğunu düşünüyoruz. Kiminin eteği bir kibritle tutuşur ve yanar gider, kimi de ateş ormanında İbrahim olur yanmaz. Mesele iman meselesidir. Camide de müşrik biri olup helak olabilir bir insan. İman ilke olarak mesleklerde değil kalplerdedir, kalplerimizde ne bulunduğuna dikkat edeceğiz. Kimse garantide değil, ölmeden önce de kimse kesin helak olmuş değildir.
Size dikkat edeceğiniz konular olarak tavsiyemiz şudur:
– Erkeğin erkekliğini, kadının da kadınlığını koruyabildiği bir iş, çalışmamız uygun olan bir iştir. Erkekliğin veya kadınlığın ezileceği bir işi uygun bir iş göremeyiz.

– İmanımızı esas aldığımız bir hayat ve iş kurmalıyız. Rızkı, geçimi, gösterişi imandan önemli duruma geçirdikten sonra Ebu Cehil, Mekke’de Kâ’be’nin dibinde olsa ne olur! Önceliğimiz ne, onu belirleyelim.

– Erkek veya kadın olarak evlilik hayatımızı iş hayatımızdan önce ve öncelikli görmeye mecburuz. İşe kurban edilmiş evlilikler afettir. Şahıs için ve toplum için afettir. Gerektiğinde ilk feda edilecek olan iş olmalıdır. İşi kökten feda edebiliriz ama aile ve evliliği budamayı bile kabul edemeyiz.

– İslam’ın tüm ahkamını yani şeriatını eksene alıp, bu eksene bağlı yaşayacağız. Haramlar, bizi yakacak ateş gibi bilinecek. Harama dalmak yanmak, haramla iletişim kurmak ateşin etrafında dönmek olarak bilinecek. Helaller ve mubahlarla yetinmeyi bileceğiz.

– Şeytan, kalabalıkların içinde de olsa tek kalanları pek çok sever. Mü’min, cemaat insanıdır. Cemaati de mü’min kardeşlerinin tamamıdır. Mü’min kardeşlerle beraber olmayı becermek gerekmektedir. Buna biz, ‘şeytanla başbaşa kalmayacak bir mantıkla yaşamak’ diye isim verebiliriz. Bunu, kendini mü’min kardeşlerinden üstün görmek, onlara muhtaç olmayacağını zannetmek, ikazlara, nasihatlere önem vermemek olarak da anlayabiliriz. Bu ise bir kayma ve erime başlangıcıdır. Neticede de şeytanın işini kolaylaştırma ve onun avuçları içinde kalmadır.

– Muhakkak bilgi takviyemiz ve tazelememiz sürmelidir. Mesleğimizde de dinimizde de geçmişten biriktirilmiş bilgilerle bir ömür sürmek yerine ‘hergün talebe’ mantığı ile yola devam edilmelidir. Bir ilim meclisinde bulunmayı ömür boyu sürdürmek ve bunu ‘hergün sofraya oturduğum gibi hergün kütüphaneye giriyorum’ diye anlamalıyız. Bu bir, ‘Müslüman mantığıdır,’ Müslümanca yaşama standardıdır.

– Bir de sürekli dua etmeyi ihmal edemeyiz. Duaya muhtacız. Ayağımızın kaymaması, dilimizin sürçmemesi, elimizin yanlışa değmemesi ancak Allah’ın koruması ile mümkündür. O da dua ile çabuklaşır, pratiğe dönüşür.

Selamünaleyküm.
Nureddin Yıldız