Mecburi Eğitimden Endişe Duyan Ebeveyne Mektup

Esselamü aleyküm Hocam. Bir yıla yakın bir süredir, sosyaldoku.com adlı kaynaktan derslerinizi ve fetvalarınızı vakit bulabildiğim kadarı ile takip etmeğe gayret ediyorum. Hakikaten hayat görüşümü ve Din-i Mübin’e bakışımı büyük oranda değiştirdiniz. Bunun için Allah Teâlâ’dan siz ve sizin bu hizmetlerinize her türlü destekte bulunan Allah dostlarına çok uzun ömürler temenni ediyorum. Hocam, derslerinizden ve fetvalarınızdan çıkardığım sonuca göre; iyi kul olmaktan başka hiç bir hedefimiz bulunmamalı. Sözü uzatıp vaktinizi almaktan kaçınıyorum. Elinizi öpmesini arzu ettiğim Musa adında, beş yaşında bir oğlumuz var. Ve sizinle, yani dersleriniz ve fetvalarınız ile tanıştıktan sonra, onun eğitimi ile ilgili olarak çok daha büyük bir endişeye kapılmış durumdayız. Şu anda, yaşıtları ile birlikte dini eğitim veren bir anaokuluna devam ediyor. Ve Haziran 2012 itibariyle, Allah ömür ihsan ederse mecburi eğitim süreci başlayacak. Devlet okuluna emanet ederek, aldığı bu dini eğitimin, henüz vücuduna ve bünyesine nüfuz etmeden çökmesini ve heba olmasını istemiyoruz. Dini eğitim sunan özel okullar var fakat bunlara da güvenemiyoruz. Büyük çoğunluğu kendi cemaatlerine taze kan yetiştirmeyi hedefliyor. Ne yapmalıyız Hocam? Devlet okullarına emanet ederek, ahirette hiç bir işine yaramayacak olan, hatta öğrendiği için sorumlu duruma düşebileceği bilgiler ile meşgul olmaması için mümkünse bize bir yol haritası çizebilir misiniz Hocam? “Faydasız ilmin şerrinden Allah’a sığınırım” hadis-i şerifini buyuran Resûl-i Ekrem’in ümmeti olarak nasıl bir çizgi önerirsiniz bize? Cenab-ı Hak’tan irşad faaliyetlerinizde muvaffakiyetler temenni eder, dualarınızı bekleriz.

Selamün Aleyküm;
Annenin özel bir yoğunluğu yoksa, çocuğun devlet okuluna gitmesinde bir mahsur yoktur. Çocuk okula gitsin, her okul dönüşünde de anne onu dezenfekte etsin. Annenin bu çabası çocuğun okul hayatınca devam etsin. O zaman Allah’ın izniyle okul ortamı ve çevre çocuğa zarar veremez. Anne, bunları yapamayacaksa, o zaman özel okul tercih edilebilir. Ancak özel okul tercih edilse bile, anne ve baba aynı hassasiyetleri göstermeye devam etmelidir. Özellikle çocuk servis kullanıyorsa işe buradan başlamak gerekiyor.

Annenin yapacağı iş, sadece çocukla oturup ders çalışmak değildir. Üstüne vurgu yapa yapa söylüyorum: Okula giden bir çocuğa annenin yapacağı tek şey, öğretmenin sevgisinden aşağı kalmamaktır. Çocuk öğretmenini annesinden daha sempatik, daha şefkatli bulduğunda öğretmenin ve okulun havasına uyar. Anneler, şu veya bu sebeple anneliği çocuklarının üzerinde bir “otorite savaşına” dönüştürmekle, anneliklerini de yıprattıklarını anlayamamaktadır. Anne kendisini yıpratırken, öğretmeni ve okul ortamını daha cazip hâle getirdiğini fark edememektedir. Bunun sonucu olarak da çocuk, annesinden daha esnek duran ve bir de diploma veren okul ve öğretmene sığınmaktadır.

Anneler, çocukları evin dışına iten değil, eve çeken ve evi çocuklar için cazip hâle getirenler olmalıdır. Bu sığınmayı biz, öğretmenin verdiklerine çocuğun yüreğini açmak olarak görürüz. Anneler, bu noktada sadece çocuklarını koruma değil, aynı zamanda imanımıza dair bir kaleyi muhafaza etme görevini de yüklenmektedirler.

Altı yaşındaki bir çocuğa, gardiyanların mahkûmlara talimat dizdiği gibi talimatlar dizen bir anne, o anda çocuğuna kendisini dinletebilmekte ve istediğini yaptırabilmektedir. Bu ise sadece günü kurtarmaktır. Ama o andaki şokun etkisi geçtikten ve çocuk yetişkin olmaya başladıktan sonra, mesela çocuğun evleneceği zaman geldiğinde anne, sözünün etki etmediğini görecektir. Kaldı ki gardiyan emekli olur, mahkûmun da cezası biter. Ama annelikten ne emekli olunur, ne de çocuğun çocukluğu biter. Her ikisinden biri ölmedikçe bu böyledir.

Çocuklarımızın on veya yirmi yıllık planlarla büyütülmesi, bu ümmetin fikriyatına aykırıdır. Sadece bir ağacın altında dinlenme hükmünde olan bu dünya nedir ki, çocuklarımızın onun on yılı yirmi yılını hesap ederek yetiştirelim! Her iki cihanı da kapsayacak planlar yapmalıyız.10-20 yıllık planlarla şirket yönetilebilir ama çocuk yetiştirilemez. Çünkü sırat, 10-20 yıllık planlarla geçilemez. Siz, çocuğu dert etmeyin, anneye bakın. Anneye sabır yükleyin, her zaman ona destek olun, moral olun; o da ümmetimizin geleceği olan yavrumuza sahip çıksın. Siz de baba olarak, hepsine birden sahip çıkmak için çabalayın.

Bu Söylediklerimizi Şöyle Uygulayabilirsiniz:

Çocuğunuz okuldan eve döndüğünde, her seferinde annesi onu bütün tatlı yüzlülüğü, ilgi, sevgi ve alakası ile karşılamalıdır. Bu güler yüz, ilgi, sevgi ve alaka; çocuğun okula başladığı ilk günden, 8 yıl sonra okulun bittiğini ifade eden son zilin çalmasına kadar aynı düzeyde ve sabırla devam etmelidir. Anne, çocuğu okuldan döndükten sonra, temizlik ve benzeri görevlerine ara vermeli, çocuğunu değerlendirmeye almalı, olumsuz bir fikir, düşünce, davranış veya model alıp almadığına bakmalı, varsa bunları düzeltmelidir. Bu süreçte annenin sözlerinde ‘biz’ ifadesi yoğun olmalıdır. ‘Biz şöyle bir aileyiz, böyle bir imanımız var’ demelidir. Ailenin bir bakış açısı ve kıstası olduğunu zaman içerisinde çocuğuna fark ettirmeli, asla acele etmeden, sabırla çalışmalıdır.

Günde bir satır da olsa, çocuğumuzun Kur’an’la bağı güçlü tutulmalıdır. Kur’an öğretmek ve okutmak sadece belli yaşlara aitmiş gibi hareket edilmemelidir. Çocuğa yaşından ağır yükler yüklenmemeli ve çocuk asla usandırılmamalıdır. Yavaşça ve istikrarlı bir şekilde güvene, ilgiye, sevgiye ve değer vermeye dayalı bir yol izlenmelidir.

Kesinlikle galip biziz, meraklanmayın. Nuh aleyhisselam gibi… Biz sonuca değil, sürece ve bu süreçteki niyet, samimiyet, heyecan ve gayretimize dikkat etmeliyiz.

Kaybetsek de galibiz; değil mi ki yaptığımızdan Rabbimiz razı olacak! Gerisinin ne önemi var?

Allah’a emanet olun. Eviniz ma’mur olsun.
Eşiniz ve siz, cennetlere hazırlanan yolcular gibi bir hayatla mükerrem olun.
Çocuklarınız âlim, salih, müttaki insanlar olsunlar.
Size dualar eder, dualarınızı bekleriz.

Nureddin Yıldız