Makam-ı İbrahim’den Ne Anlamalıyız?

Hocam! Kuran-ı Kerim’de hac emredilirken, “Orada İbrahim’in Makamı Vardır” ayetinde Rabbimiz, Hz İbrahim’in ruhunu mu kastetmiştir? Hürmetler ederim..

Selamünaleyküm.
1- Makam-ı İbrahim, Mekke’de Kâ’be’nin de içinde bulunduğu ve HAREM-İ ŞERİF dediğimiz alanda bulunan bir bölümün adıdır. Önceleri Kâ’be’nin duvarına bitişik olan bu makam, Emiru’l-Mü’minin Ömer bin Hattab zamanında biraz daha açığa alınmıştır. Şu anda da Kâ’be’nin kapısının bulunduğu yönde küçük bir kubbecik şeklinde bulunmaktadır.
2- Bu kubbeciğin içinde İbrahim aleyhisselamın ayak izleri vardır. İbrahim aleyhisselam oğlu İsmail ile beraber Kâ’be’yi inşa ederken, o taş örüyor oğlu da taş getiriyordu. Duvar uzanamayacakları kadar yükselince, ayak altına iskele amaçlı bir taş koydular. Çıplak ayağı ile o taşa basıp taş örmeye devam etti. O taş üzerinde ayak izleri oluştu.
3- Bu olayın kesin tarihi bilinmemekle beraber yaklaşık olarak dört bin seneye yakın bir zamandır. Kur’an’ımız, İbrahim aleyhisselamın ayak izlerinin bulunduğu bu makamın orada bulunmasını, Allah’ın ayetlerinden bir ayet olarak bize zikretmektedir. Zira Yahudiler, İbrahim aleyhisselamı dedeleri olarak bildiklerinden onu sahiplenmektedirler ama, dedelerinin inşa ettiği Kâ’be, onların dinlerinin değil Müslümanların dinlerinin kıblesi olarak durmaktadır. Ayak izi de bir mucize olarak oradadır. Bu kadar uzun bir zaman bu ayak izlerinin kalması da ayrı bir mucizedir. Kur’an’ımız, Bakara Suresinin 12. ve Âl-i İmran suresinin 97. ayetlerinde bu önemli mucizeye işaret etmektedir.
4- Mevcut makam, küp şeklinde denebilecek bir eserdir. Yaklaşık olarak 10/36/38 ölçülerine yakındır. Bir ayak on cm, diğeri ise dokuz cm batmış durumdadır. Ziyaretçilerin el değmeleri ve öpmeleri gibi nedenle zamanla ayak izi erimeye yüz tutmuştur. Topuk izi çok az görülmektedir.
5- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz tavaf ettikten sonra Makam-ı İbrahim’in arkasına geçip iki rekaat namaz kılmayı ve namazlarda birinci rekaatte Kâfirun, ikinci rekaatte de İhlas suresini okumayı Sünnet bırakmıştır. Bunun haricinde sabit ve yaygın bir Sünnet yoktur onunla ilgili.
Selamünaleyküm.
Nureddin YILDIZ