Liseli Gençlerin Haline Dertlenen Öğretmene Tavsiyeler…

Selamün aleyküm hocam, sorum şeytanın olta attığı gençleri nasıl, hangi yollarla elinden kurtarmaya çalışırız ile ilgili olacak. Ben bu sene lisede görev yapmaya başladım, yaşım 25. Konuya neresinden başlayım bilemiyorum. Şu an o kadar kötüyüm ki adeta parmaklarım titriyor. Az önce hiç ummadığım öğrencilerimden bir kaç kızın da erkeklerle gezip tozma anlamında çıktıklarını öğrendim. Namazda dua ettikten sonra size yazmak istedim. Hocam, çalıştığım okul bir imam hatip lisesi, okula gelen çocukların çoğu sbs de yüksek puan alamayıp velilerin isteği üzerine “en azından ahlak Kuran öğrensinler” mantığı üzerine okula gelen çocuklar. Anlayacağınız çok şuurlu veliler ve de çocuklar yok maalesef. Öğrencilere matematik anlatırken fırsat buldukça konuşurum hem derslerde hem aralarda, hatta konuşmadan bile halimden etkilenip tesettürüne dikkat eden, kitap Kuran okuyan çocuklarda var elhamdülillah ama , böyle bir liseye hiç ama hiç yakışmayan öğrencilerde o kadar çok ki. Onlara daha iyi nasıl yaklaşayım, eteklerini kıvırmaktan hoşlanan, sürmeler çekmeden duramayan, erkeksiz ya da kızsız kalamayan, üst sınıflara doğru gidildikçe sınıflarındaki erkeklerle kız arkadaşı gibi samimi oturup kalkan bu gençlere nasıl yaklaşayım? (belki bizi görünce üstüne başına konuşmasına dikkat ediyor olabilirler ama dışarıda da bunun devam etmesidir esas istenilen.) Onları kendimden uzaklaştırmadan nasıl bir üslup sergileyeyim? İnanın ben durumun bu kadar vahim olduğunu ailemden uzak üniversitede okumama rağmen bilmiyordum. Bir İHL böyle olursa diğer liseleri; ilçede böyle olursa, büyük şehirleri düşünemiyorum. Belki de anlattıklarım meselenin küçük bir kısmı, anladığınızı umuyorum, saygılarımla…

Selamünaleyküm. Ah!  İşimiz vaktimizden çok değil mi şimdi? Evet, işimiz vaktimizden çoktur. İşi de meşgul insanlar bitirecektir. Bunu unutmamalısınız. O, küçük bir ilçede gördüğünüz afetin aslını Allah size göstermesin. Bir fidanın yanması kadar bile değil sizin gördüğünüz yangın. Kıtalar kadar bir ormanın yandığını düşünün bir de! İşte bizim derdimiz odur, öyle bir derttir. Keşke, camilerde insanlara namaz kıldıranlar da o yangını görebilselerdi, keşke anneler babalar yandıklarını ve yaktıklarını anlayabilselerdi, keşke! Artık, İmam Hatip veya başka bir isim o yangını gizleyemez duruma geldik. Yegâne tesellimiz, sizin gibi genç yüreklerin bu derdimizi anlamaya başlamasıdır. Allah sizin basiretinizi ve himmetinizi artırsın. Yapabileceğimiz nedir biliyor musunuz?
‘Bir kişinin kurtulmasını, güneşin aydınlattığı her şeyden daha değerli görmek!’ Bunu yapabilsek Mus’ab olurduk. Kanatlanır melekleşirdik de. Sakın kitleler üzerinden hesap yapıp da şeytanın tuzağına düşmeyin. Bizim için bir gönül bir insanlık kadar değerli olmalıdır. Bir kişi kurtarmaya Allah, cennet verdikten sonra nasıl basit olur o bir kişi?
İki şey çok önemlidir.
Birincisi, samimi olacaksınız. Gerçekten Allah için yapacaksınız. Fedakârlığınıza melekler şahit olacaklar. Gece gündüz demeyeceksiniz. Kolay zor bilmeyeceksiniz. O veya bu ayırmayacaksınız. Ve Allah’tan başkasından bir şey beklemeyeceksiniz. Kurun bu samimiyet ve ihlas düzenini, bakın Yesrib peşinize takılacaktır. Bu arada da kimseye güvenmeyin; Allah size yetsin. Mus’ab’a yettiği gibi size de yetsin. O zaman taşlar sizinle konuşur, ağaçlar size kalem olur. Rüzgarlar senin sesini taşır.
İkincisi de, insan saymayacaksın. Kaç kişi yok, ne yaptığın var olacak. Kaç kelime biliyorsan onu anlat. Samimiyet kur. Nasihat et. Sabret. Sebat et. Geceye aldanma, güneş her karanlık geceyi aydınlatmıştır şimdiye kadar. Bundan sonra da öyle olacaktır. Çok da dua etmelisiniz. Kendinize, bütün nesillere dualar edin. Bize de edin. Umudu tükenmişlerden uzak durun. Sabırla yarını bekleyin, yarın sizi güldürecektir. ‘Allah’ın yardımıyla mü’minlerin de güldüğü gün’ iman ettiğimiz bir gündür. Dertleri saymayın siz. Yangın söndüren bir umut bulutu olun.Allah yardımcınız olsun. Çalışmanız mübarek olsun.