Lyoness üyesi olmak

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Bu videonun sesini bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

‘Lyoness üyesi olmak’ adlı videonun yazılı dökümanı aşağıdadır.

Lyoness üyesi olmak

Dünya geliştikçe, ticaret ve mal kazanma sistemleri de değişiyor, gelişiyor. Lyoness denen sistem, eskilerin bilmediği, yenilerin icat ettiği kazanç yollarından birisidir. Görünürde, temiz, helal kazanç gibi bir uygulamayı yansıtsa da lyoness denen sisteme itiraz edeceğimiz alanlar var. Kısaca özetleyecek olursak; birisi bir şube açıyor. İki kişi ona üye oluyor. Üye oldukları için şundan şuna geçişte şu kadar kazanç vaadi alıyorlar. O iki kişinin vazifesi kendilerine, mesela iki kişi daha bulmak. Yani ağa takılan iki kişi, ağa, o ticaret ağına iki kişi daha kazandırıyorlar. O iki kişi, iki kişi daha. O iki kişi, iki kişi daha. Yirminci sıraya düşüldüğünde, o ilk üye olan iki kişi kendinden sonraki on dokuz sıranın sebebi olmuş oluyor. O on dokuzuncu kişi, on sekizinci kişiye yatırım yapmış oluyor, o on yedinci kişiye… Veyahut da on dokuzuncu, yirminci kişi taa en yukarıdaki üyeye yatırım yapmış oluyor. Herkes getirdiğinden ya da ağlara taktığından bir kişi de olsa beş kişi de olsa kazancı oluyor. Ne kadar ağlara üye takarsa o kadar kazanmış oluyor. Kimse kimseyi aldatmıyor görünüyor. Dışarıdan bakıldığında ‘haram’ diyecek şartlar oluşmamış gibi duruyor. Ama fıkıh açısından itiraz etmemizi gerektiren sorunlar var. Birincisi, tepeye çıktıkça daha çok kazanma sistemi bu. Ne kadar tepede duruyorsan yani senden sonra ne kadar üye getirdiysen, ne kadar sana takılan varsa, o takılan sayısı kadar kazanç elde ediyorsun. Tepeden aşağı doğru inildikçe kazanma oranı düşüyor, yukarı doğru çıkıldıkça kazanılıyor; bu, birinci sorun. Bu bir tuzak gibi duruyor.
İkincisi; bu sistemde tuşlarla oynayarak, telefonla ikna ederek para kazanma var. Bu bir ‘çalışmadan kazanma’ mantığıdır.
Üçüncü itirazımız; ortada bir tekelleşme var. Nihayetinde en üsttekine çalışılıyor hep. Bir ticaret yapmadan, bir eşyayı alıp oraya buraya koymadan, çekiç vurup bir şey üretmeden kazanılıyor. Ortada kesinlikle bir müphemlik var. Bu müphemlik fıkıh açısından ticaretin sıkıntılı olması, helal olmaması anlamına geliyor. Ortada bir üretim yoktur. Ticaret gibi, filan yerden mal alıp filan yere satma yok, bir nakliyat yok bir şey yok. Sadece telefon ediyorsun, bir toplantıda bir arkadaşını ikna ediyorsun, kandırıyorsun demeyelim, ikna ediyorsun, o da gelip üye oluyor. Üye olunca onun yatırdığı yüz liradan bir liranın şu kadarı sana, şu kadarı onun, şu kadarı onun üstüne… Bu böyle ağlar üzerinden kazanmadır. Bu istismara açıktır. Ve her şeyden de ötesi, bu bir tüketim teşvikidir. Ne kadar üye toplarsan demek, ne kadar tüketmeye yardım edersen demektir. Şeriatımız ise, ‘ihtiyaçtan fazlasını tüketme’ diye ikaz ediyor. Bu ise, ihtiyacın yoksa bile tüket, tüketime teşvik et diyor. Bu sistemin ilk bakışta fıkhın filan maddesine aykırı denebilecek boyutu tespit edilemeyebilir. Ama bu sistem ticaretin gelişen dünyada aldığı hileli şekiller açısından incelendiğinden bu sisteme caiz demek mümkün değildir. Bu sistemi üretenlerin, bu sisteme takılanların da iyi niyetli olduklarını belgelemek de zordur.