‘Kız arkadaş ve evlilik’ ikilemindeki gence mektup

Değerli hocam, 20 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Müslümanca yaşamaya çalışıyorum fakat evlilik olayı kafama çok takılıyor. Çevremdeki erkekler ve kızlar bir ilişki halinde; bakıyorum, neredeyse el değmemiş kız yok, başörtülüler bile bir sevgili arayışında, flört telaşında. Benim böyle bir telaşım yok ama evlenebilmek için şimdiden benim de böyle özel bir çaba harcamam gerekir mi yoksa evlilik yapabileceğim zamanı beklemeli, kısmet mi demeliyim? Yani bir kızla gezip dolaşmak en azından dört yıl evlenme ihtimali olmayan birisinin yapması gereken bir şey mi? Ne yapmamı tavsiye edersiniz hocam?

Sevgili kardeşim,

Henüz yirmi yaşındasın. Yirmi yaşında olmak demek, hayatın baharında olmak demektir. Yani sen tam bir yol kavşağında bulunuyorsun. Seni melekler de şeytan da davet ediyor. Şeytan, kendisi gibi senin de ebediyen cehennemde kalman için önüne her cazip olanı çıkaracaktır. Melekler de seni, Arş’ın gölgesinde gölgelenebilecek gençlerden biri olman için çağırmaktadırlar.

Elbette seçim yapmak kolay değildir. Elbette meleklere yönelsen, şeytan seni çekip almak isteyecek; şeytana yönelsen bu sefer melekler ‘ne yapıyorsun, sen bunun için mi yaratıldın?’ diyerek çekeceklerdir. Dedik ya, tam bir yol kavşağında bulunuyorsun.

Güzel kardeşim,

Kesinlikle kolay değil bu yaşadığın süreci atlatmak. Yuvarlanıp gidenlerden biri olmakla, insanların ve meleklerin tarihine yazılmış biri olarak kalmak arasında bir yerde duruyorsun.

Biraz sabretsen, dişini sıksan önün cennettir biiznillah. Sadece cennet de değil; hiçbir sıkıntının bulunmayacağı Arş’ın gölgesine adaysın. Senin namazın, senin orucun, senin bir sayfa Kur’an tilavetin, senin bir kere tesbih etmen ne babanınki ile ne de bizimki ile kıyas bile edilemez. Sen turfandasın. Meleklerin imrendiği hâlin, büyük bir gelecek için değerlendirilmelidir.

Bak, sana ‘şu duayı okursan, şuraya gitmezsen kurtulursun, rahat rahat namaz kılarsın!’ asla demiyorum. Zira bu doğru olmaz. ‘Ne yaparsan yap, nerede olursan ol, şeytan seni kaçırmak istemeyecektir, dikkat et!’ diyorum. Mekke’de bulunsan bile durum budur.

Bulunduğun şartları en iyi şekilde değerlendirmen gerekiyor. Mümkün olduğu kadar fasit çevreden uzak durmaya çalış. Ya da o çevre ile ilişkilerini kısıtlı tut.

Evliliği dört yıl sonra gibi ileri bir tarihe erteleme; gerektiğinde hemen evlenmeye kararlı ol. Evlilik kararını senin bedenin versin. Ne zaman şehvetin seni sıkıştırırsa evlilik sürecini başlat. Bunun için de istişare ettiğin bir büyüğün ya da büyüklerin bulunsun. Onlar sana, evlilik anın geldi dediklerinde sürece gir. Bunu elbette anne babanla beraber yürüt. Ama onlar, senin henüz vaktin gelmediğini, işi aşı önüne engel olarak çıkarırlarsa onlara itaat etmen gerekmez. Zira bilmeyerek seni şeytanın tuzağına doğru itmiş olmaktadırlar. Onları da kırmamaya çalışarak süreci başlat.

Sakın ola kızların dekorlarına, tatlı sözlerine, mesajlarına bakarak evlenme kararı vermeyesin. Kavanoza bakma, içindeki bala bak. Şeytan, senin dikkatini çekmek için her şeyi sana güzel gösterebilir. Bir kere de tuzağa düştün mü çıkman neredeyse mümkün olmaz.
Evlilik kararını, elin ve gözün kirlenmeden, beynin lekelenmeden vermelisin. ‘Henüz erken’ diyenlerin akıbeti bu açıdan hiç de iyi olmuyor, bilesin.

Güzel kardeşim,

Yalnızlık şeytana yarar. Allah korkusunu esas alan, senin üzerinde maddi bir planı olmayan, ibadetlerinde ihmalkârlık yapmayan bir arkadaş çevren muhakkak bulunsun. Yalnızken hiçbir garantin olmaz. Şucu veya bucu olman gerekmiyor. Gereken, mü’min olarak yaşayıp ölmektir.

Programlı bir şekilde Kur’an oku. Mesela her gün belli bir saatte bir sayfa okuyabilirsin.

Bir ilmihâl kitabını muhakkak oku; şuurlu, bilerek ibadet edersin.

Namazlarını aksatma ve camiye git. Küçük bir mescitte, huzurlu bir namaz kılınıyorsa orayı izle.

Anne babanın duasına önem ver. Sılayırahimi ihmal etme.

Çok dua et. Kendine, anne babana, kardeşlerine, bize dua et. Aynı duaları tekrar etmekten bıkma. Sakın kabul olmaz şeklinde bir evhama kapılma. Gelecek umudun yüksek olsun. Kendine, gelecekte büyük yerler planla. Küçük kalma, küçük düşünme. Yarının en muhteşem insanı, yarının en büyük din hizmetkârı olman için hiçbir engelin yok. Dedik ya, bahardasın; senden ne çiçekler açacak, ne meyveler vereceksin. Senin bir Fatih olman mümkündür. Hatta Fatih ötesine geçmen bile mümkündür. İnternetin ağlarına takılıp kalmazsan, bir kızın hülyaları seni eritmezse sen çok önemlisin, çok büyüksün. Sakın küçük kalma, küçük düşünme, kendini yetersiz görme.

Teknolojide geri kalmayı benimsememen lazım. İyi bilgisayar kullan ama bilgisayar seni kullanmasın. İnternet bil, ağlarında boğulma. On parmak bil.

Ehliyet al. Derslerinden vakit artarsa kitap oku. Ama ders notların yüksek olsun.

Sakın kendini yem olarak görme. Sen bir Enes, bir Üsame’sin. Adaysın; cennete ve Arş’ın gölgesine adaysın.

Allah’a emanet ol; O’nun hiçbir emaneti zarar görmez.

Selamlar, dualar ve sevgilerle.

Nureddin YILDIZ
facebook.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz