Kapitalizmi Açıklar mısınız?

Kapitalizm nedir? Dinimizdeki yeri nedir?

Selamünaleyküm. Bir dönem Avrupa’nın yaşadığı şartlar kapitalizmin doğmasına neden olmuştur. Onların açısından da iyi olmuştur denebilecek bir durumdur bu. Kapitalizmle beraber ortaya çıkan olumlu sonuçlar da olmuştur. Bu sonuçların bir bölümü dinimize göre de uygun şeylerdir. Ne var ki kapitalizm neticede bir beşeri sistemdir. Beşerin yüzde yüz kendisini ilahlaştırdığı kurallardan oluşmaktadır. Buna bir ‘cahiliye düzeni’ dememizde sakınca yoktur. İslâm, insanı bedeni ve ruhu ile alır, getirdiği sistemi de bedene ve ruha aynı anda hitap eder. Kapitalizmde ise tahmin edebileceğiniz gibi ruha dair tek bir satır yoktur. Her şey, bedenin isteklerine sınırsız hizmete yöneliktir. Bitmez tükenmez bir ihtiras ve tamah peşinde koşan atlar gibidir, Kapitalizmle yaşayanların durumu. Bu anlayışın beraberinde getirdiği en önemli sorunlardan biri, mala köleleşme sorunudur. İnsana hizmet için yaratılmış malın, insanın efendisi ve ağası olmasını nasıl kabul edebiliriz? İnsan malı kullanması gerekirken mal insanı kullanırsa bu makul değildir. Mala kul olmanın sonucu da cimrilik, bencillik, merhametsizlik, her şeyi matematik kurallarına göre anlama ve anlatma gibi hastalıklardır. Kapitalizm, dünyanın bütünü ile bir insana yetmeyeceği anlayışını her insana yükleme eğitimi gibidir. Sadece dünya hayatına iman eden, varı yoğu dünya olan bir kitle için kabul edilebilir bir sistem olsa da, ahirete iman eden bir insan için kapitalizm insanî bile değildir. Zira kapitalizm, et ve kemikten yaratılmış bir insan modeli gibidir. Kan, ilik, kalp, duygu ve benzeri insanı farklı yapan değerler yoktur kapitalizmde. Kişilerin, sınırsız bir mal hırsını tatmin yolunda ihtiyaç duyacakları sınırsız bir mülkiyet hürriyeti de bu sistemin zorunlu gereklerindendir. Sınırsız ve sorumsuz bir mülkiyet bu sistemin özüdür denebilir. Bir yolla vergisi ödendikten sonra kapitalistin neyi nasıl kazandığı da önemli değildir artık. Bizim penceremizden bakıldığında hiçbir sorun olmasa bile, Yahudilerin şeytanla kurduğu ortak düzenin ürünü olan faizin, kapitalizmin himayesinde bir canavar olması dahi ona nasıl bakmamızı anlamaya yetecektir. Oturduğun yerden kazanmak, zengini daha zengin etmek adına iş gören faiz, kapitalizmin vazgeçilmez enerjisidir. Faiz ise bizim itikadımızda ‘Allah ile savaşmaktır’. Bu sistemde zekât gibi, karşılıksız vermenin yeri de yoktur. Karşılıksız vermenin yankı bulabileceği nokta sadece reklama yarayan, vergiden düşürülebilen ödemeler olabilir. Bunlarda da açık bir kapitalist idraki sezilebilir. Sınırsız hürriyetler içinde şımarttığı insanları kendisi de dizginlemekte zorlansa da ; kapitalizm, onu doğuranların gözünde biricik çocukları olarak yaşayacaktır şüphesiz. Biz ise imanımıza ters düşen hürriyeti bile isteyemeyiz. Şeytanın hürriyetine köle olmaktansa Rabbimizin şeriatına kul oluruz. Huzur dolar, cennet buluruz.