Kandil Gecelerine Bakışımızı Soranlara

Selamünaleyküm Hocam,

“Mübarek Geceler Bid’ad mıdır?” konusunda vermiş olduğunuz fetva ile alakalı size birkaç sorum olacak.

1. ‘’Kadir Gecesi, açık ve sabit delillerle ihya edilmesi istenen bir gecedir. Ancak Kadir Gecesinin ihyası bizim abarttığımız şekilde değildir.’’ derken abartıdan kastınız nedir? Yani o geceyi nafile namaz kılmak, zikir ve dua ile geçirmek midir abartı (Çünkü bu şekilde gece ihya edildiğini biliyoruz.)
2. Kadir gecesi dışında, ‘gece’ olarak ihya edilmesi, kat’i naslarla sabit ve sarih bir gecenin olmadığını ve dilimizde kandil geceleri olarak bilinen bu gecelerin, dolaylı yollarla toplanmış delillerle yaşatıldığını söylüyorsunuz. Sevgili Hocam; Miraç Gecesi gerek Kur’an da gerekse hadislerle sabit olmasına rağmen, Berat Gecesi ile alakalı; “Bu gece Şaban’ın on beşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Benü Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları Cehennem’den kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asî olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz.“ Buhari de geçen böyle bir Hadis’in olması, bize bu geceleri ihya etme konusunda delil oluşturmaz mı?
3. Son olarak ta böyle konularda tartışılmaması gerektiğini, gereksiz yapılan tartışmaların hayrı olmadığını ve Müslümanlar arasında kin ve uzaklaşma sebebi olacağını belirtmişsiniz. Her zamanki gibi çok doğru bir tespit yapmışsınız Hocam. Bu konu da ister istemez tartışmalara neden olabilecek türden bir konu.
Lütfen Hocam bu konuyu biraz daha açıklamalı bir şekilde izah eder misiniz?
Kafalarda hala soru işaretleri var yani şunu açıkça öğrenmek istiyorum; Kandil Geceleri olarak bildiğimiz bu mübarek geceleri ibadet, zikir ve dua ile geçirmenin ne gibi bir sakıncası var?

Allah’ emanet olunuz…

Selamünaleyküm.

Mü’min bir insanın bir diğer mü’mine yapması gereken kardeş ikazı ve hakkı tavsiyesi olarak gördüğüm yazınız için size teşekkür ederim. Allah sizden razı olsun. Sizi de bizi de rızasına muvafık amellere erdirsin.

Değerli kardeşim,
İlke olarak ihtilaf üreten veya ihtilafları derinleştiren meseleleri gündem yapmamaya çalışıyorum. Yoğun soru olunca da kanaatimi belirtiyor ve benim kanaatimin de nass olmadığını, zavallı bir insan tespiti olduğunu belirtiyorum. Temenni ederim size vereceğim cevabı da bu zaviyeden görürsünüz.
Kandil geceleri hususunda gerek yazılı ve gerekse sözlü açıklamalarım oldu. Derslerimde de ara ara temas etme ihtiyacı hissettiğim konulardandır. Burada bana topluca tekrar etme fırsatı vermiş oldunuz, Allah sizden razı olsun.

a- Kadir gecesi veya başka bir gecenin İHYASI ne anlama gelir konusunu araştırdığımızda esasen, bunun kişiden kişiye değişmesi gerektiğini bilmeliyiz. Üzerinde insanların kul hakları bulunan bir mü’minin ihyası, o haklardan kurtulmak olmalıdır. Mesela alkol müptelası olan biri o gece ondan kurtulmalıdır. Namaz kusuru bulunan namaza başlamalıdır…
Başka türlü, toplu ihyanın din açısından bir mantığını bulmak mümkün değildir.
Şunu söylemek istiyorum:
Geceler veya gündüzler mü’minlere ait kamusal nitelikte zaman dilimleri değil, fertlerin Allah’ın cennetine ve rızasına ermelerine vesile olması gereken zamanlar olmalıdır. Bilhassa Kadir gecesi açısından, bunu tekit ederek ve ısrarla söylüyorum. Bazı gecelerin panayır mantığı ile geçiştirilmesinin ümmet olarak bize ne kazandırdığını düşünmeye mecbur olduğumuzu zannediyorum. Kandil geceleri üzerinde hassasiyet gösteren âlimler ve diğer hizmet erbabı ‘ne kurtarırsak kârdır’ deme anlamında bir mantık gütmektedirler. Buna hiçbir itirazım olamaz. Gerçekten bir geceyi bile kurtarsak değer, öyle dağınık ve karışık bir zamanda yaşamaktayız. Bunun yanında, bir geceyi kurtarmanın bedeli olarak insanların, bir ömrü esneyerek geçirmelerini nasıl yorumlayabiliriz? Mesela Mirac gecesi ve Mescid-i Aksa düşünülmeli değil midir? Ne yapıyoruz, ne kâr ediyoruz hesaplanmalı değil midir?
b- Bid’at olan hiçbir şey -bid’atlik çeşidi ne olursa olsun- sabit bir Sünnet gibi savunulamaz. Nihayetinde en iyi bid’at için bile söylenebilecek olan şey, bir içtihat neticesinde ulemadan bazılarının onu hoş veya yararlı görmesidir. İçtihatları Allah sözü, Peygamber aleyhisselam sözü gibi görmenin dindeki yerini biliyor olmalıyız.
c- Kadir gecesi dışındaki gecelerin ‘gece olarak’ farklı olduğu konusunda tartışmaya hacet yoktur. Pek çok hadis vardır bu hususta. ‘Şu’ ve ‘şu kadar’ ve ‘şöyle’ şeklindeki tespitler ise o geceleri anlatan hadislerin konusu mudur? İzah edilmesi gereken budur. Müslümanları, bir yılı verip beş geceyi almaya sevk eden uygulamaların sonucu olarak ortaya çıkan, İslam’ı istediğin gibi yaşamak tarzında özetleyebileceğimiz anlayışı kime fatura edeceğiz? Ben yarın Rabbinin huzuruna çıkacak bir mü’min olarak, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin ilk kıblesinin durumunu görürken, yüzlerce yıl yaşasam bile ‘kandil simidi’ yemeyeceğime ahdim vardır. Nuh aleyhisselamın davasını temsil ettiğine inandırılan aşure tatlısını, kaşığıma koymayacağım inşaallah. Miraç Davasını verip Mirac Kandilini alamam. Miraç Davamız, kandilinden önemlidir.
Hiçbir şey yapamasam bari bunu yapayım diye kıvranıyorum. Ulemanın ve ıslah erbabının ‘bari bir geceyi kurtaralım’ arayışına itirazım yoktur ama ben de böyle haykırayım bari.. Bunu yapabiliyorum, bu kadar yapabiliyorum. Melekleri bunlara şahit tutmak istiyorum.
Dualarınızı beklerim.

Selamünaleyküm.

Nureddin Yıldız