Kadınlar, İslam’ın kendilerine verdiği hakları kullanınca kötüye mi kullanmış oluyor?


Hocam selamünaleyküm;

Sohbetlerinizi ve çalışmalarınızı yakından takip ediyor ve etrafımızdaki insanlara tavsiyelerde bulunuyoruz. Eşim ve ben sizden öğrendiğimiz ve öğreneceğimiz çok şey var. Sorum şu: Sohbetlerinizde kadınlara yönelik haklardan bahsediyorsunuz. Onların örneğin kayınbaba veya anneye bakmak gibi bir zorunluluğu olmadığından vb bahsediyorsunuz. Bunların bilinmesinde bir sıkıntı yok sıkıntı şu ki kadınlar kendilerinde böyle hakların olduğunu öğrenince bunu kullanabiliyorlar. Benim böyle bir şeyi yapma zorunluluğum yok deniyor. Ben ise itaat etmesi gereken bir kocası olduğu için hemen kestirip atılmaması gerekir diye düşünüyorum. İş sadece bu bilginin bilinmesiyle alakalı olmaması gerek. Okumak ve toplumun ahlakını, kültürünü göz ardı etmemek gerek. Bir Müslüman olarak insanların kalpleri İslam’a ısındırılsın diye kendi haklarımızdan vazgeçtiğimiz zamanlar oluyor. Kadınlar bu anlamda erkekler gibi bakamıyorlar İslam’a. İlimlerini ve sorumluluklarını artırınca bu değişebiliyor tabi. Müslüman olduğumuz için bireysel düşünmememiz ve hareket etmememiz gerekir. Kadınlar bilmedikleri bu haklarını (bu haklardan bahsettiğiniz için buraya almıyorum) öğrendiklerinde nasıl davranmalılar, emir ve itaatle karşılaştıklarında ne yapmaları gerekir? Erkekler bu hakları nasıl uygulamalı ve değerlendirmeliler? Bunu onların haklarını ellerinden almak için değil orta bir yolu bulmak için soruyorum. Çünkü biz Allah’ın rızasını kazanmaya çalışan ve ona göre hareket etmeye çalışan bir aile olmak için çalışıyoruz. Rabb’im çalışmalarınızın bereketini artırsın ailenize rahmet etsin.

Selamünaleyküm.

Aziz Kardeşim,

Sizinle sınırlı olmayan bir sıkıntımızı dile getirmişsiniz. Doğrudur; kadınlarımız, lehlerine olacak bir hükmü iyi değerlendiriyorlar. Buna itiraz edilemez. İtiraz edilemez bir gerçekte, erkeklerin de lehlerine olan bir hükmü iliklerine kadar kullandıkları vakıası değil midir? Ortada acı bir hakikat var. O hakikat şudur: Erkekler ve kadınlar olarak, dinimizi kendimize doğru yontmaya çalışıyoruz. Neredeyse din öğreten hocalarımızdan, özele sipariş verecek hâle geldik. Hocalarımız da, şunu üzmemek bunu incitmemek üzere konuşur oldular. Yakın zamana kadar, laik devletin cenderesine takılmadan konuşma titizliği olurdu. Hocalar, cemaatin içinde polis, istihbaratçı olur diye endişe ederlerdi. Şükürler olsun, o geçti. Şimdi ise kadınların kabul etmeyeceği, erkeklerin tepki göstereceği şeylerden endişe edilir oldu. Neredeyse sevgili Peygamber aleyhisselam efendimizi, feminizmin kurucusu durumuna getirecekler. Vallahi yanlıştır bu. İslam bu değildir. Mü’min de böyle değildir. Ağlanacak bir durumdur bu. Erkeklik adına, hocalık adına utanıyorum bu görüntüden. Zalimliği teşvik eden erkeği de, kadınlaşmış görünmekte beis bulmayan erkeği de iğrenerek izliyorum. Sıradan birini de, hoca vasıflı birini de; dengede ve adilce durmadıkça kim olursa olsun, nerede olursa olsun, tamamından uzaklığı tercih ediyorum. Son senelerde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve devlete ait bir makamlardan birini temsil edenler adeta kadınları binlerce yılın intikamını almaya teşvik etmektedirler. İnsanın yapacağı kanunun, nizamın sonu budur işte. Erkek zulmediyor diye kırbacı kadına verirler, kadın zulmeder. Bir zaman sonra tekrar erkek devralır nöbeti. O zulmeder bu sefer. Dönmedikçe Allah’ın kitabına, olacak olan budur. Keşke, iman üzere yaşayıp ölmek isteyenler olarak, bu durumlara düşmese idik. Keşke derdimiz sadece Siyonizm olsa idi!

Aziz kardeşim,

Bütün bunlara rağmen, birisi yanlış anlayacak diye, Allah’ın Şeriat’ını eksik veya bize ayarlanmış olarak anlatamayız. Böyle bir hata, Yahudileşme hastalığının belirtisidir. Yahudi hahamları da böyle yapıp ellerindeki dini muharref hâle getirip helak oldular. Allah’ın, meleklerinin ve peygamberlerin lanetine müstahak oldular. Din ortadadır. Dinin kaynakları olan Kur’an’ımız ve Peygamber aleyhisselamın hadisleri de elimizdedir. Erkek veya kadın herkes, dinine bağlılık imtihanındadır. Şeytan da, tamamını reddettiremediği dinin, neresinden küçük de olsa bir taviz kopartabileceğine bakmaktadır. Herkes, nefsi ve dini ile baş başadır. Çevre baskısı, cinsiyet baskısı, kültürel hatalar, bilmezlik gibi nedenler dinimize aykırı olmamızın, aykırı bir iyi benimsememizin meşru gerekçeleri olamaz. İmtihandır bu; kim ne kadar yüzde yüz teslim olacak, onu görmesi gerekiyor Allah Teâlâ’nın. Zevklerimize aykırı düşse de, babalarımızı, çocuklarımızı, malımızı karşı cepheye atma pahasına da olsa Şeriat’ımıza teslim olmamız imanımız gereğidir. Beğen beğen al, markette olur, dinde olmaz. Özel zevklerimizi, kinimizi, basit menfaatlerimizi feda edemeyecektik de ne günün Müslüman’ı olacağız? Birbirimizi ayıplamayalım. Erkekler, kadınlara, kadınlar da erkeklere gülmesin asla. Eğer kadınların böyle bir zafiyetleri varsa, bundan herkesten önce erkekler ve hocalar mesuldür. Kadınlara din diye sadece abdesti öğretip, Kur’an’ı, bütün âyetlerine canlar vereceğimiz bir kitap olarak öğretemedilerse şimdi kadınlara itiraz etmemelidirler. Tesettürü, giyinmenin adı olarak anlayanlar daha fazlasını beklememelidirler. Topluca Allah’a, kitabı Kur’an’a dönmedikçe bu bocalama devam edecektir.

Aziz kardeşim,

Benim özel hayatımı sormuşsunuz. ‘Özel’ denebilecek bir hayatım yoktur, diyebilirim. Ben, eşim, yavrularım inşaallah ümmetime adanmışlar olarak yaşamaya gayret ediyoruz. Rabbimin inayetiyle aile ortamımda bunca yoğunluğuma rağmen eksiklik olmuyor. Zamanı bereketli kullanmaya gayret ediyoruz. Eksiklikler oluyor elbette. Aynı evin içinde birbirimizi özlediğimiz de olmuyor değil. Ben çocuklarıma şunu telkin ediyorum ve onlar da benim kimliğimden, uygulamalarımdan şunu görüp anlıyorlar: ‘Akşam olunca herkesin odasına çekilip yalnız kaldığı bir dünyada hasret giderilebilir mi hiç? Biz hasretimizi, güneşi batmayan, gecesi olmayan diyara saklayalım. Bir buluşalım, bir daha ayrılmayalım. Akşam oldu, gece geç saat oldu. Herkes yatağına çekilsin denmeyecek bir yerde asırlarca sürecek bir oturum yapacağız. Yiyeceğiz, yediğimiz dert olmayacak. Konuşacağız, konuştuğumuz sıkıntı vermeyecek. Her baktığımız helal olacak. Dostluğa doyacağız. Sevmeye hasret kalmayacağız. Başımız ağrımayacak, gözümüz yaşarmayacak inşaallah. Herkes hasretini o zamana saklasın. Şimdi buralarda oruçlu mü’min gibiyiz. Susarız, acıkırız ama iftar vakti gelmeden yemez içmeyiz. Bir iftar edersek, ne muhteşem sofralara oturacağız biiznillah. Aç kaldığımıza, susuzluktan dudaklarımızın çatlamasına değecek, hem ne değecek!’

Aziz kardeşim,

Sakarya uzak yer değil, gelin ailece tanışalım, birbirimizle dertleşelim.

Selamünaleyküm.

Nureddin YILDIZ

www.twitter.com/nurettinyildiz
www.facebook.com/nureddinyildiz
www.sosyaldoku.com
www.fetvameclisi.com
www.ailehayati.com
www.gencdoku.com