İyi Mü’min Olmak İsteyenlere Yol Kılavuzu

Hocam, Allah sizden ve sizin gibi çalışan insanlardan razı olsun. Hepimizin muhakkak belirli ölçüde eksikliği var. Bunları gidermek için hangi eksikliğe öncelik vermemiz gerekir. Ya da böyle bir sıralama yapmak gerekir mi? Mesela sabah namazı arada kaçıyor, anne babaya asi davranmak, Kur’an-ı Kerim okumada ya da ezberlemede ya da amel konusunda, okul mu evlilik mi… bunlar daha da çoğaltılabilir muhakkak. Bizim bir sıralama belirlememiz mi gerekir yoksa ne yapabiliyorsak deyip devam mı etmeliyiz?

Kardeşim,

Biz mü’miniz.

Mü’min olduğumuz için de hayata ve hayatın içinde önümüze çıkan her şeye Rabbimizin bizim için murat ettiği şekilde bakarız. O, bizi imtihan etmeyi, ‘hangimizin daha iyi ameller yapacağını’ görmeyi murat etmiştir.

Temel kanun budur: ‘Kimin daha iyi iş yapacağının görülmesi.’

Bir anlamda hayat bunun için vardır, dünya bunun için kurulmuştur. Hepimiz farklı kabiliyetler ve farklı imkânlar/zorluklar içinde yaratıldığımıza göre, karşımıza çıkacak imtihan seçenekleri de kabiliyetlerimiz, imkânlarımız ve zorluklarımıza göre değişken olabilecektir.

Temel imtihan aynıdır; ‘kulluk’ ve o kulluğun gereklerini yerine getirmek temeldir.

Zamana ve mekâna göre önümüze çıkabilecek farklılıklar ise herkesin numarasına göre ayakkabı gibi bir durum oluşturmaktadır. Bunu en temel ilke olarak alabiliriz.
Bizden önceki nesil, fakirlik üzerinden imtihan edilirken bu nesil zenginlik üzerinden imtihan edilmektedir. Bir önceki nesil açlıktan ötürü veremle boğuşuyordu. Bu nesil ise gıda çılgınlığı ile boğuşuyor. Onlar da imtihanda idi biz de imtihandayız.

Bir zamanlar Kur’an’ı jandarmadan kurtarmak cihattı. Şimdi ise Kur’an’ı bazı mü’minim diyenlerin fitnesinden kurtarmak cihat olacak neredeyse!
Demek ki imtihan günlük olarak değişebiliyor. Bizden beklenenler zamana göre, mekâna göre, kişiye göre farklı olabiliyor.

Kulluk imtihanımızın bir nevi ayrıntısı olabilecek bir imtihan kılavuzu belirlememiz de mümkündür. Bu kılavuzu şu şekilde sıralayabiliriz:

1-İman ilk ve değişmez sıradadır. Allah’a iman başta olmak üzere iman esasları olarak bildiğimiz şeyler her insanın önüne konmuş alternatifsiz imtihandır. Erkeği, kadını, yaşlısı veya genci herkesin bir numaralı seçeneği imandır. İmandan sonra başka seçeneklere geçilebilir. Bir çeşit baraj durumundadır iman maddesi. İmandan geçmedikten sonra ‘iyi’ denebilecek madde yoktur. Biz bu anlamda imanı, yaşıyor olmak veya ölü olmak olarak da görebiliriz. Ölüye kimlik belirlemediğimiz gibi imanı olmayana da bir görev belirlememiz söz konusu değildir.

2-İmandan sonra en önemli imtihan alanımız Allah’ın haram ettiği şeylerden kaçınmaktır. Başta insan öldürmek, zina yapmak, faiz alıp vermek gibi haramlar olmak üzere haram olan her şeyden kaçınmak, yeryüzünde Allah’a iman eden bir insan olarak yaşamanın birinci şartıdır. Böyle bir şartın varlığı da bizi, mesela mü’min aile düzenimizi oluştururken ne kadar haramlardan uzak kaldığımıza bakarak ailemizin mü’minliğini de test etme imkânı verecektir. İslam adına yapılan her hangi bir hizmeti de, haramdan arınmışlığı, hatta haram şüphesinden bile arınmışlığı üzerinden test edebiliriz. Biz ‘test edebiliriz’ ifadesini ‘test etmeliyiz’ şeklinde de anlamamız mümkündür.
Daha basit bir örnek olarak şunu da kaydetmemiz mümkündür: İki arkadaşın arkadaşlıklarının ne kadar İslamca olduğu da, birbirlerini ne kadar haramdan korudukları, ne kadar harama sevk etmedikleri üzerinden yapılabilir.

Bu ölçüyü hayatın bütün alanlarına uyarlamak hatalı olmaz. Aksi takdirde cami ile faizci bankanın yan yana olmasında sakınca görmeyen bir anlayışı bile İslam’ın gelişmişliğine örnek olarak gösterme gafletine düşebiliriz. Bir basit diploma uğruna yıllarca haramla iç içe bir ortamda bulunmakta sakınca görmeyebiliriz.

3-Haramlardan arınmayı ve korunmayı becerdikten sonra önümüzdeki en önemli görev, Allah’ın farz ettiği görevleri yerine getirmektir. Yani zinadan ve faizden kurtulduktan sonra namaza, hacca ve oruca geçmek gerekmektedir. Haramlardan arınmışlığın ortaya koyduğu ölçü kadar farzlarla iç içelik de bir ölçüdür.

Önce iman dedik.
Ardından da haramlardan korunmak dedik.
Sonra da farzların edası dedik.
Bu sıralama bir yandan iyi mü’min olmanın ölçüsü olurken bir yandan da neyi neye göre yapmamız gerektiğini de göstermektedir.
Bizim için eğitimim temel esasları budur.
Ticarette güzellik budur.
İdeal toplum yapımız böyledir.
Akraba ilişkimiz bu mantık üzerinedir.
Ev satın alırken veya bir binaya taşınırken kriterlerimizin başında bunlar vardır. Yani bu üç sıralama bizim için hayatın sıralanışıdır.

4-Bu üç temel esastan sonra önümüze insanî kimliğimizin gerektirdikleri çıkar.
İman eden, haramlardan korunan ve farzları eda eden mü’minin önüne, eşine karşı sorumlulukları çıkar.
Ebeveynine karşı görevleri gelir.
Baba olmanın, anne olmanın gerektirdiklerine sahip çıkılır.
Komşuluğun sonuçları doğar.
Toplum içinde yaşamanın gerektirdikleri durur.
Mü’min insan, Allah’ın kuludur.
Allah’ın kulları ile ortak bir hayatın içindedir.
Münferit insan yoktur. O da münferit olamaz.
İyilik yapma, iyiliğe karşılık beklememe, teşekkür etmesini bilme gibi insanî gerekler bu listede yer alır.

5-Beşinci noktada duran görevimiz, zorunluluğumuz ilim sahibi olmaktır. İlim sahibi olmakla Ebu Hanife gibi alim olmayı kastetmiyoruz; çapına ve imkânına göre ilim peşinde olmayı kastediyoruz. Bir de ne ile meşgul ise insan, onun ilmini öğrenmeyi kastediyoruz. Mesela ziraatla meşgul olan ziraata dair din ilimlerini bilmelidir. Bir camiye imam olan camide imamlığın fıkhını öğrenmelidir. Evlenen, nikâha dair ilmi öğrenmelidir.
Dünyevi hayatın zaruriyatından olan ilim de öğrenilmesi gereken ve beşinci sırada duran ilimdir.

6-Altıncı olarak da imanı olgunlaştırmada, mü’min kimliği güçlendirmede daha geniş bir Sünnet hayatı yaşama gelir. Kabiliyete ve zamanın/mekânın müsamahası oranında Sünnet sahibi olma devreye girer. Bir anlamda ‘ne kadar Sünnet o kadar kalite’ söz konusu olur.

7-Bu listedeki görevler yer yer farklı sıralarda durabilir. Mesela siyaset bir veya ikinci sırada olabilir. Üç ve dördüncü sırada da durabilir. Sılayı rahim altı sıralamanın altısında da durabilir. Zaman, mekân, imkân, kabiliyet imtihanın boyutunu oluşturmaktadır. İmtihanın boyutu ile beraber kişinin o imtihan maddesi ile ne kadar muhatap olduğu da değişebilir.
Allah yardımcımız olsun. Razı olacağı bir hayata hepimizi muvaffak kılsın.
Birbirimize dua edelim.

Selamünaleyküm.

Nureddin YILDIZ