İslam ve spor

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Bu videonun sesini bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

‘İslam ve spor’ adlı videonun yazılı dökümanı aşağıdadır.

İslam ve spor

Yaklaşık bir asırdan beri İslam, haçlı zihniyetinin tanklarıyla da askerleriyle de saldırı altında olduğu gibi, bir psikolojik propagandanın da saldırısı altındadır. Bu propaganda saldırılarından birisi de sporla İslam’ın düşman olduğuna dair kanaatlerdir. Kesinlikle İslam, spor düşmanı değildir. Müslüman bir defa sportmen insandır. Ya bu insanlar ne demek istiyorlar İslam’ı spor düşmanı olarak göstererek? Veya İslam sporu olduğu gibi kabul ediyor mu? Elbette hayır. İslam, sporla avret teşhirinin bir arada olmasını istemiyor. İnsanlar spor yapsınlar, bunu teşvik de ediyor. Ama avretlerini açmasınlar. Avret pazarının adı spor olmasın, bir.
İki; insanlar spor yapsınlar, bu çok hoş bir şey. Ama spor kumarın nedeni olmasın.
Üç; spor muhakkak yapılsın ama insanlar birinci dereceden vazifelerini ihmal edip spor yapmasınlar. Talebe, okuldaki dersini bırakıp sporla meşgul olmasın. Yeni evlenmiş birisi eşini gece yarılarına kadar evinde yalnız bekletmesin. Annesinin babasının hizmetini bırakıp da insanlar stadyumlarda vakit öldürmesinler.
Ve spor Allah’a kulluğa engel olmasın. Namaza mani olmasın. Oruca mani olmasın. Kur’an ve zikre mani olmasın ama herkes spor yapsın. Çünkü güçlü mü’min zayıf mü’minden daha değerli Allah katında. Bu güç pazı gücüdür, bilek gücüdür, koşmadır, yürümedir, kaldırmadır, yüzmedir, her şeydir. Altmış yaşında zırhıyla beş yüz kilometre Mekke’ye yürüyen Peygamberimiz var. Tebük’e binek hayvan bulunmadığı zamanlarda yürüyerek zırhıyla giden Peygamberin ümmetiyiz. Ali gibi Hayber’de cesaretler sergileyen insanları örnek görüyoruz biz, Allah ondan razı olsun. ‘Spor yok’ sözü yok. Ne var? Sporu alet edip kumarı yaymak, sporu alet edip tembelleşmek, spora yaslanıp avret teşhir etmek yok. On tane gencecik bayanı milyonlarca insanın gözüne aç kedilere ciğer sunar gibi sunmak yok. Spor var. Spor var, hatta ölünceye kadar rahat rükû ve rahat secde yaparak namaz kılabilmek için spor yapıyor olmak lazım. Yürüyüş bilen mü’min olmak lazım ki sabah namazına, yatsı namazına, öğle namazına yürüyerek camiye gidebilsin mü’min. Müslümanlar spor yapmadı da camilerin arkalarında sıra sıra ihtiyarlar için hatta ihtiyar olmadıkları halde rükûya gidemeyen, secdeye gidemeyen insanlar için neden tabureler kondu? Doğru olan, Müslüman spor yapar ama spor yaparken kendini eğlence yapmaz, dinini heba etmez, erkekliğini-kadınlığını telef etmez. Spor yapar, bedeni güçlü olsun diye, cebine haram para girsin diye değil.