”İslâm coğrafyası zor zamanlardan geçiyor..”

Hocam, bugünlerde İslâm coğrafyası zor zamanlardan geçiyor. Aslında dünyanın var olmasından bu yana bu hep böyle oldu. Sorum; ”Müslümanın derdi ile dertlenmeyen bizden değildir.” sahih hadis midir? Eğer sahih hadis ise bu hadise hitaben biz müslümanlar olarak bu hadisi nasıl anlamamız ve nasıl hayatımıza tatbik etmemiz gerekiyor?

Belirttiğiniz hadis sahih bir hadis değildir ama hadisin muhtevası Kur’an’ın ve Peygamber aleyhisselamın getirdiği dinin özüdür. Ümmetiz biz, ümmet olma kabiliyetimizi yitirdikten sonra neyimizle öne çıkabiliriz ki? Allah sana ve senin gibi dertli mü’minlere sabır ve sebat ihsan etsin.
Şunu unutmayalım:
Allah Teâlâ, herkese takatı kadar yük yükler. Münferit bir mü’min olarak sen, bir kişilik kalbinle mesulsün. Bir vakıf başkanı vakfının kapasitesi kadar mesuldür. Bir devletin başındaki mü’min de o devletin gücü kadar sorumludur. Herkes hesabını Rabbine verecek; kimin ne kadar takatı vardı, kim de ne kadar tembel davrandı, bunu sadece o bilebilir. Hesabını da o soracaktır. Buna göre biz çalışırız. Malımızı, bedenimizi ve nefeslerimizi feda etmeye hazır oluruz. ‘Haydi’ sesini ezan sesi gibi duyarız. Gayret ederiz, sabrederiz, dik dururuz, yürürüz, koşarız, takatımız bitin, kaslarımızda mecal kalmayınca da çömelir anamızın kucağında çığlık attığımız gibi ağlarız, çığlığımız Arş’a erene kadar ağzımızdan ve ellerimizden, ayaklarımızdan hatta gözlerimizden çığlıklar yükseltiriz, dualar ederiz, Allah’ın yardımını getirecek fecri bekleriz. Bütün bunlara da melekler şahit olur.
Gerisi.. Yok gerisi bunun.