İbni Teymiye’ye Mü’mince ve İnsafla Bakış

Hamd; âlemlerin, tüm mahlukatın, görülen ve görülmeyen her şeyin maliki olan Allah-u Teala’yadır. O ki, hiçbir şeye benzemez ve hiçbir şeye muhtaç değildir. O ki, bizlere Hakikatlerin Önderi olan Ahmed-i Mahmud-u Muhammed-i Mustafa’yı müjdeci olarak göndermiştir.

Salâtu Selam ise; Kainatın Efendisi, Gönüllerimizin Sultanı, canlarımızın ve varlığımızın uğrunda feda edileceği Peygamber Efendimiz Aleyhisselatu Vesselâm’a, Âline, Ashabına, alimlerine, evliyalarına ve tâbi olan her Müslüman’a olsun.

Çok kıymetli Nurettin YILDIZ hocam; Allah’ın Selâmı, Hayrı, Bereketi ve Selameti üzerine olsun.

İzlemiş olduğum bir sohbetiniz üzerine, tüm açık yürekliliğimle ve tüm samimiyetimle, hiçbir art niyet olmaksızın zihnimde oluşan bazı şüpheleri yok etmek için size sorup, danışmak istediğim bazı meseleler olacak.

Sizin de bunlara Allah yolunda hizmet adına, tüm samimiyetinizle cevap verip, bizi aydınlatacağınıza inanıyorum.

Muhterem Hocam, söz konusu olan sohbetiniz “Asırların Kavgası İbn-i Teymiyye” sohbetidir. Hocam bu sohbetin ilk yarım saatinde her Ademoğlu’nun hata yapabileceğini, yalnızca Peygamberlerin “MASUM” olduğunu anlatıyorsunuz. Her harfine, her kelimesine sonuna kadar katılıyorum.

Lakin, bu hatalar “amel” mevzularında olunca, ya alimlerin ictihad farkı oluyor, ya da en kötü haliyle düşünürsek günah oluyor. Örneğin Sıffin savaşından sonra Hz. Ali (K.V.), Hz. Muaviye (R. Anh.) ve taraftarları için, “Kardeşlerimiz Kafir Olmadı, Günahkar Bile Olmadılar. Onlar İçtihadda Bulundular Fakat Yanıldılar. İçtihad Sahibi İçtihadında Doğru İsabet Ettirirse İki Ecir, Yanlış İsabet Ettirirse Bir Ecir Kazanır” buyurdular. Fakat itikadi mevzularda hata ve eksik su kaldırmaz bildiğim kadarıyla.

Muhterem hocam, size asıl sorum şu: İbni Teymiye’nin içtihatlarından haberdar değil miydiniz ki, sohbetinizde bir buçuk saat her alim normal insanlar gibi hata eder, dolayısıyla İbn-i Teymiye de hatalar yapmıştır gibi masumane bir şekilde küfür kokulu, ehli sünnet dışı bu içtihatlarından hiç bahsetmediniz.

Sizin sohbetlerinizi; kendim, ailem ve birçok eşim ve dostum olarak sıkı bir şekilde takip ediyoruz. Yalnız bu konuda büyük hüsrana uğradık. Bize bunun izahını bir şekilde yapmanızı Allah rızası için istiyoruz. Çünkü siz herhangi bir ses sanatçısı değilsiniz. Beni isteyen dinlesin, istemeyen dinlemesin diyemezsiniz. Sizin yaptığınız açıklamalar kimsenin işini, gücünü veya cebini etkilemiyor. Direk ebediyetini etkiliyor. Bu yüzden hocam tekrar tekrar istirham ediyorum Allah rızası için bunu en tez zamanda bir sohbette dile getirin lütfen.

Es-selamu aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.

 

Selamünaleyküm.

Aziz kardeşim,

Evvela şahsıma karşı beslediğiniz hüsnüniyetinize teşekkür ederim. Allah sizden razı olsun. Keşke zannettiğiniz gibi, sorunsuz bir mü’min olabilse idim ama görüyorsunuz ki insanda kemal yoktur. Hatalar içinde bocalayıp duruyoruz.

İbni Teymiye meselesine gelince, kanaatinizi değiştirecek bir şey yazmayacağım size. Bunu önceden belirteyim. Sadece ve sadece yarın, benim yüzümden Allah’ın huzurunda sıkıntılı bir duruma düşmenize karşı mü’min kardeşliğin gereği olarak düşüncelerimi zikredeceğim. Siz ve ben, İbni Teymiye’den önce kendimizden hesaba çekileceğiz. Onun ne sevapları ne de günahları bizim omuzumuzda olmayacak. Bu perspektiften hareket ederek şu hususları size yazabilirim. Umarım da kardeşliğimizi zedelemeden bir meseleyi çözmüş oluruz:

1- Ben asla İbni Teymiyeci değilim. Biiznillah olmam da. Mü’minim. Mü’min olmanın dışınca hiçbir vasfım yoktur, Rabbimin keremi ile de olmayacaktır.

2- Zikrettiğiniz dersten sonra belki binlerce tepki aldım. Bana ulaşan tepkilerin çok önemli bir bölümü, benim İbni Teymiye’yi aslında yerdiğim şeklinde idi. Hakikat ise ne yerdim ne de abarttım; okuduğum, anladığım İbni Teyiye’yi anlattım. Bu anlatmamla da Allah’ın razı olacağı bir iş yaptığımı düşündüm. Ümmetimizin geçmişinde izi bulunan bir insanın artılarını ve eksiklerini konuşmak nihayetinde bir derstir. O dersi yapmaya gayret ettim. Elbette beşer olarak en iyiyi yapmamız mümkün değildir. Kastımız kalitemizin niteliğini de belirleyecektir biiznillah.

3- İbni Teymiye’yi kendi kitaplarından okudum ben. Hemen hemen bütün eserlerini orijinal metinden okudum, inceledim. Sizi ise merak ediyorum, adını verdiğiniz kitapları gördünüz mü hiç? Kendi dilinden anladınız mı, merak ediyorum! Zira itham ettiğiniz bir insanla kıyamet gününde karşılaşacaksınız, dediğiniz gibi değilse ne yapacaksınız? Lütfen bir de bunu düşünün. Verdiğiniz kitap isimlerini bizzat siz okuyup inceledi iseniz mesele yok, yaptığınız bi içtihattır. Onun içtihatlarında hata olduğunu söylüyorsunuz demektir. Gayet makul bir iş yapmış sayılırsınız. Böyle ise durum sizi tebrik ederim. Hayır kulaktan dolma bilgileri naklediyorsanız, yani İbni Teymiye ile mücadele edenlerin aktarımlarını, kendiniz görmüş gibi naklediyorsanız takdir edersiniz ki, bu makul değildir. Şimdi benim size böyle bir itiraz edişimi gerginlikle karşılayabilirsiniz ama kalbinizle baş başa kalınca lütfen bunu tekrar düşünün; kendiniz mi incelediniz yoksa incelediğini söyleyenlerin aktardıklarını mı aktarıyorsunuz?

4- İbni Teymiye, zamanının saray uleması denecek insanları ile özellikle cedelleşmiş biridir. Hakkındaki söylentilerin önemli bir bölümü ‘böyle demek istemiştir muhakkak!’ türünden tartışmalardan oluşur. Kesinlikle onun da ipe sapa gelmez hataları da olmuştur. Sizin verdiğiniz örneklerden yola çıkarak bir soru sormak isterim size: Filan âyet ve filan hadise karşı çıkmış bir İbni Teymiye mi konuşuyoruz, yoksa ashabı kiramdan sonra oluşan kelam-felsefe ekolüne göre o içtihatlara ters düşen bir İbni Teymiye’nin sözlerini mi konuşuyoruz? Eğer İbni Teymiye’nin suç dosyası açılacaksa, özellikle onun şuç (!) dosyaları kabarıktır. Bu dosyaların menfi olanlarının bir bölümünü siz zikrettiniz. Onları tekrar etmeyelim. Bir de gündeme alınmayan suç (!) başlıklarını da görelim isterseniz:

a- Cihadı aktif gündeme taşıyan biridir o. Cihatsız İslam meraklıları, yani medresede oturup en iyi mü’min olmayı arayanlar, tekkeyi Uhud meydanı zannedenler ondan gocunmuşlardır.

b- İbni Teymiye, Kur’an ve Sünnet’i her şeyin önüne çıkarmıştır. Yer yer bu çıkarış, Ebu Hanifelerin rakibi durumunda görülme nedeni olmuştur. Bilhassa Şafii uleması onu bu nedenle karşılarına almışlardır.

c- Dilinin kemiği olmayan biridir. Evirip çevirmeden konuşmuştur. Konuşma siyaseti denebilecek bir yöntemi yoktur. Hak bildiğini konuşmuş, konuştukça da bedel ödemiştir.

d- Yaşadığı asrın fikrî sapmalarına karşı veya gördüğü aşırılıklara karşı bizim de onun için aşırı diyebileceğimiz bir uslüpla reddiyer yapmıştır. Bu da seveni kadar sevmeyeninin olmasını getirmiştir.

e- İbni Teymiye demek, Şiiliğe karşı Ehli Sünnet’in en güçlü cevabı denebilecek bir ekol demektir. İbni Teymiye karşıtlığının köklerinde, Şiiliğin büyük bir rolü vardır.

5- Netice olarak şunu beyan etmeliyim size:

Hataları olan bir mü’mini konuşuyoruz. Bütün insanlar gibi o da hata etmiştir. Ama İbni Teymiye mü’min bir insandır. Bir kâfiri konuşur gibi onu konuşmak uygun mudur? Tenkit edilmelidir elbette, herkes gibi o da tenkitten payını almalıdır. Yaptığı güzellikler övülmeli, hataları da yerilmelidir; İslam bu değil midir? Dinimiz İslam, birimizin imamı veya mezhebinden daha büyük değil midir? Bir müçtehit, bir mezhep gerisi batıl olacak şekilde bir din, İslam’ın ta kendisi olabilir mi?

Allah Teâlâ ümmetimizin gözbebeği ulemamıza rahmet etsin. Hatalarını mağfiret buyursun. Onların izinden gitmeye bizi muvaffak kılsın.

Size de dualar eder, dualarınızı beklerim.

Selamünaleyküm.

Nureddin Yıldız