Hocam! Siz Neden Müçtehit Değilsiniz?

Hocam, kütüphanenizde binlerce kitap olmasına rağmen, neden bir müçtehid sayılamıyorsunuz? Ebu Hanife rahmetullahi aleyh’in bilgisi günümüzdeki alimlerden daha mı derindi? Öyle ise nasıl? Siz hem Ebu Hanife’yi, hem onun öğrendiği kaynakları, hem de daha sonra ortaya koyulmuş yüzlerce şeyi bilmenize rağmen neden onun düzeyinde bir alim sayılamıyorsunuz, daha doğrusu neden kendinizi böyle saymıyorsunuz? Samimi olarak merak ettiğim için soruyorum hocam, Ebu Hanife’yi ve diğer eski alimleri değerli kılan şeyin ne olduğunu anlamak istiyorum. Allah sizden ve onlardan razı olsun.

Güzel kardeşim benim, seni tebrik ederim. İçinden geçenleri kaleminle yazmışsın. Pek güzel etmişsin. Allah Teâlâ seni muradına erdirsin, cennetlerine giren kullarından etsin. Âlim kulları ile beraber haşretsin.
Şimdi soruna gelelim:
Ebu Hanife rahmetullahi aleyh, ilim, içtihat, müçtehit ve mesela ben! Ne kadar çetin bir bileşimi yansıtıyor bu kelimeler bakar mısın? Kelime olarak bile bir arada durması zor bunların, çok zor hem de.
Müçtehitlik bir kitap koleksiyonu sahibi olmanın adı değildir. Her şeyden önce o bir nasip meselesidir. Allah Teâlâ dilediği kullarına lütfetmiş bunu. Bir de işin içine ihlas farkını koyduk mu bize yer kalmıyor güzel kardeşim benim. İhlas, ihlas ve ihlas. Kim ne için neyin peşinden koşuyor sorusunun cevabıdır ihlas. Allah’ı ve dinini hayatı hâline getirenlerle diploma ve koltuğu din gibi tutanların nesi birbirine benzer olabilir, değil mi?
Umutsuz değiliz, onlar gibi olamazsak da onları sevip peşlerinden gittiğimiz melekler tarafından kaydediliyor ve onlarla buluşacağımızı umduğumuz yerde önümüze konacak bu imrenişimiz, umut doluyuz elhamdülillah.
Temenni ederim senin bu sözlerin dua olsun. Melekler de o duaya âmin desin. Sana da dualar ederim güzel kardeşim benim.