Hocam, evimizde haremlik-selamlık uygulanmıyor. İçim daralıyor..

Hocam, ben size 18 yaşında bir genç kardeşiniz olarak yazıyorum. Hocam, Sıla-i Rahim’in dinimizde çok önemli bir yeri var. Resul-i Ekrem (a.s.m.) Efendimizin de birçok hadisi var bu konu ile alakalı.
Hocam, benim sorunum şu; bizim ailede maalesef haremlik selamlık diye bir şey yok. Herkes herkese el veriyor, kucaklaşıyor. Konuşulan konular zaten berbat! Mal, mülk, gıybet, eğlence, kahkahalar vs. Ahiret unutulmuş, hedefleri sadece dünya. Ölüm akıllarında yok, sanki ebedi kalacaklar. Hocam bende ayıp olmasın diye dayılarımın, teyzelerimin vs. yanında duruyorum ama kafayı yiyorum, içim daralıyor. Bir zaman sonra dayanamıyorum ve odama çekiliyorum. Yeter ki o ortamdan uzak olayım. Sanki boşuna orda oturuyorum. Boşuna zaman geçiriyorum ve zamanımın israf olduğunu düşünüyorum, çünkü konuşulanlarda Kur’an yok, Sünnet yok! Fakat sonra misafirler gidince falan babam bana kızıyor “Niye hiç oturmuyorsun, ne biçim çocuksun sen” gibi. Hocam, lütfen bana tavsiyede bulunun. Ne yapmam gerek. Yanlarında mı oturayım, odama mı çekileyim, ne yapayım?

Yavrum, din de garip oldu dinine sahip çıkmak isteyen samimi mümin de. Sen değil sadece, bir koca dünya bu hale geldi. Ama ben biliyorum ve inanıyorum ki, gökler başımızın üstünde duruyorsa senin ve senin gibilerin bu filizlenmeye başlayan imanı sayesindedir. Seni tebrik ediyorum, bağrıma basıyorum. Allah sana umduklarından daha güzelini versin. Seni ashab-ı kiramla beraber cennetlerde buluştursun güzel gencim benim. Bu güzel imanınla yaşarken bana da dua etmeni isterim senden. Sabret ve kazan. Öncekiler de sabrederek kazandılar. Yılmadılar, yorulduk demediler. Kulluktur bu. Kulluk ta olduğu gibi imtihandır.
 
Şöyle bir plan yap:
 
Bir kere ne olursa olsun annen ve babana karşı edebini asla bozmayacaksın. Dünya yıkılsa yeniden kurulsa sen onların çocuğusun, onlara karşı saygılı olman, önlerinde el pençe durman senin imanının gereğidir. Şeytan yer yer zihnini karıştırıp güya iman adına sana onlara karşı edepsizlik telkin edebilir, defet onu gitsin. Ne olursa olsun, yer neresi olursa olsun, onlar sana ne yaparsa yapsınlar birinci kuralın bu olacak. Zor ama mümin için gerekli bir noktadır bu.
 
İkinci işin şu olsun:
 
Dayınlar, halanlar ve benzeri yakınlarla o tür haramların ezilmek istendiği ortamlarda asgari yani olabilecek en az düzeyde de olsa bağlantıyı sürdür. Kopman doğru değildir. Kimse sana iki saat otur o mecliste demez zaten. “Hoşgeldiniz” de ve su getirmeye git, çay getirmeye git ve odana çekil. Bunu da becereceksin. Bunu böyle yapmazsan adını bin bir yalanla birleştirir seni hırpalayabilirler.
 
Üçüncü işin şu olsun:
 
Allah’ın kesin haramlarından birini asla yapma. Haram tokalaşma yapma. Yalan konuşma, yalana şahitlik etme, yalan dinleme mesela. Bu konuda seni dövseler de se böyle ol, bağırsalar da böyle ol.
 
Dördüncü işin:
 
Evde kendine okuma, el işi veya benzeri bir üretim alanı çıkar. Odana çekildiğinde o işi yaptığını, o nedenle ortamı terk ettiğini bilsinler.
 
Beşinci ve en kritik işin:
 
Bu durumu kimse ile tartışma. Sorduklarında ‘eh, üh’ de ama tartışma. Birilerini ikna etmeye çalıştığını zannedersin ama yıpranır ve eskirsin. Şeytan her tartışmadan sonra seni biraz daha eskitir. Seni uyarayım: Tartışmamak çok zordur, ‘öfke baldan tatlı imiş’ derler ya, öyle bir şeydir bu. Ama sen, mümin gencim benim, sen imanın fidanısın biiznillah. Senin önünde zor olmaz. Bütün bu yaptıklarının karşılığını Rabbin verecektir. Beklediğinden daha fazlası ile verecektir. Aç göğsünü Rabbine, bak sana ne huzurlu anlar yaşatacak, bak ve gör güzel gencim.
Seni Allah Teâlâ’ya emanet ederim.
Nureddin YILDIZ
fb.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz
instagram.com/nureddinyildiz