“Hocam, Daha Ne Yapabilirim?” Diye Soran İmama Mektup

Selamünaleyküm muhterem hocam.

Allah sizden razı olsun. Derslerinizden fevkalade istifade ediyoruz ve diğer bilgi kaynaklarımıza nazaran, bilgiyi amele geçirebilme noktasında da, sizden aldığımız “bilgiler ve müminlik şuuru” hayatımıza yön veriyor.

Ben İstanbul’da bir camide imam-hatip görevindeyim. 20 yaşımda başladım ve 8 yıldır kadrolu olarak bu görevi yürütmekteyim. Size sorum, görevimle alakalı ama görevimin büyük kısmını oluşturan herhangi bir fıkıh sorusu veya sıradan imam cemaat ilişkisi değil. Sorum şu: Gerçek manada ne münasebet böyle bir görevle taltif edileyim. Peygamber (s.a.v)’in makamında olayım, insanlığa dini öğreteyim, İslami şuur aşılayayım vs. ama öyle veya böyle hasbel kader, belki hafızlığım hürmetine, belki ameldeki fiiliyatım olmasa da itikattaki samimi düşüncelerim hürmetine, küçük yaştan itibaren bu yolda yolcu olmam hürmetine vs rabbim nasip etti ve bu görevdeyim. İMAM-HATİBİM. DEVLETİN RESMİ İMAM-HATİP GÖREVLİSİYİM. Siz de dahil olmak üzere tabi her Müslüman din görevlisidir amma ben DİNİ HÜKÜMLERDE FETVALARIYLA AMEL ETSEK SORUMLU OLMAYACAĞIMIZ, ÜLKEMİZİN ULUL EMRİ DİYANET İŞLERİNİN ÖZELLİKLE BU İŞ İÇİN YETKİN SAYDIĞI VE GÖREVLENDİRDİĞİ BİR İMAMIM-HATİBİM. Kendi acziyetimin farkındayım, günahlarımın farkındayım, ama büyük harflerle yazdığım yerlerde anlatmak istediğimi çok iyi anlayacağınızı umuyorum.

Bence maaşını aldığım bu görevde bana ve benim gibi diğer İMAM-HATİP arkadaşlara çooooook fazla bir sorumluluk ve vebal var.
Hocam sorum şu, ben elimden geldiğince vaaz ve cami dersleri yapmaya çalışıyorum, camide namazlarımı kıldırıyorum. Ülkemin, vatanımın ve bu insanlığın dini ve ahlakı için NE YAPABİLİRİM. Kusurluk bir laf ettiysem affola.

Selamünaleyküm.

Aziz kardeşim, bir kere sen, imam olmaktan önce mü’minsin. Sen de arkanda namaz kılanlar da aynı imtihana muhatapsınız. Bunu bir ilke olarak tespit etmeliyiz. Önce ve öncelikle bu tespitin gereğini yerine getireceğiz yani imam olmamız bizim için artı bir görevdir asla hafiflik anlamında bir farklılık değildir.

İkinci olarak da, mevcut sistem üzerindeki görevlendirmenin hakkını vermeye mecbursunuz. Evet, mevcut sistemi akidemiz açısından ele aldığımızda içinden çıkılamaz bir kördüğümle karşılaşırız ama böyle bir kördüğümle imamlar kadar herhangi bir namaz kılan Müslüman da karşılaşacaktır. İmamın bu konuda belki biraz daha ağır denebilecek bir yükü olabilir. ‘İyi bir imam’ vasfını en azından beşerî anlamda hak etmek gerekir.

Üçüncü olarak da kendinizi ilimle mücehhez duruma getireceksiniz. Çok okuyan, çok not tutan, çok soruşturan biri olmalısınız. Çok dinlemelisiniz. Mü’minlerin gündemini meşgul eden ve ilim adamlarının ele aldığı konular sizin masanızda muhakkak bulunmalıdır. Sadece örnek olsun diye size bir örneği hayali bir konu gibi zikredeyim. Eşinizle tartıştığınız tek konu sizin kitaplarınız ve ilmi makalelerinizin çalışma odanızın dışını da işgal ettiği için olan konu olmalıdır. Bunu hayali bir örnek olarak zikrettim. Günübirlik konulardan mümkün olduğu kadar uzak kalmalısınız. Zikrettiğiniz tarzdaki tartışmanın ‘abes’ kelimesinden başka bir izahını bulamıyorum. Öyle konular sizin gündeminizde olmamalıdır.

Aziz kardeşim,
Bir ilmihâl kitabını her yıl bir kere not tutarak, altını defalarca çizerek okumalısın. Okuduğun ilmihâli de cemaatine okumalısın. Senin arkanda namaz kılanlar yaklaşık olarak bir nesil oluşturmaktadırlar. Bu da bir neslin abdestten hacca kadar pek çok konuyu senden öğrenmiş olmalarını gerektirmektedir. Bu gereklilik, senin başarın veya vebalin olarak kalacaktır. Bunu sakın unutmayasın.

Unutmayasın diye tekrar yazıyorum: Haftanın on vaktini mesela namaza gelmesen bu bir eksiklik oluşturmaz. Biri mihraba geçer ve namaz tamam olur biiznillah. Senin ilmihâl öğretmemenin oluşturacağı boşluk ise bir veya birkaç nesi devam ederse yandın kıyamet gününde, yandın imam efendi. Guslü bilmediği için cünüp gezmiş bir kitlenin senden sorulduğu mahşer yerini düşünebiliyor musun?

Düşünebiliyor musun?

Bir ilmihâl kitabındaki hiçbir konu anlatılması ayıp konu değildir. Önemsiz değildir. Bunu unutma. Erkeklere anlattığın konular arasında kadınları ilgilendiren konular da bulunabilir. Sen aile temsilcilerini eğitiyorsun kabul et kendini.

Dördüncü bir konu olarak da senin muhakkak bir alanda özel bir kabiliyetin vardır. Bu kabiliyet konuşma, yazma, araştırma, Kur’an okuma, hat yazma gibi alanlardan birinde olabilir. Bunu keşfedip ihya etmelisin. Her şeyi yapmayabilirsin ama bir şeyi çok iyi yapmayı da becermelisin. Her şeyi karıştırır ama hiçbir şeyi beceremez olmanın ar olduğunu bilmelisin.

Beşinci olarak da şuna dikkat edeceksin:
Sen de bir mü’minsin. Binlerce kişiye namaz kıldırabilirsin ama senin de namazla özel bir bağın olmalıdır. Namaz kıldıran ama nafile namaz kılamayan biri olmayın sakın. Sen ve seccadenden başkasının bulunmadığı namaz vakitlerin olsun. Dua başta olmak üzere ibadetten mahrum gibi yaşamayın sakın.

Ve en önemli bölüm, altıncı başlığımız: Sakın aileni ikinci bir konu durumuna getirmeyesin. Ailen sensin. Ailen cihadındır. Eşini ve çocuklarını en önemli konun, ilk başarman gereken konu durumuna getir. Onlarda sabırlı olun. Kürsüdeki vaazlarından önce insanlara ve yakın çevrene onlarla ilişkinin etki edeceğini unutma. Onlar üzerinde başarılı olmayı kastetmiyorum. O Allah’a aittir ama sen üzerinize düşeni en iyi şekilde yapmaya gayret et.

Son konu olarak de şunu kaydetmeliyim:
Bağlı bulunduğunuz kurum seni kaç yılda emekli edecek bilmiyorum. Sen dokuz yüz elli seneye hazır ol. O kadarlık sabır, o kadarlık ilim, o kadarlık heyecan biriktir. Daha azı varsa sende ve ilave edemeyeceksen terket mihrabı ve belediyede bir yere geç. Ahirette daha rahat edecek bir iş yapmış olursun.

Bu yazıda bir başlık veya rakam altına almadığım bir konu daha var. O da şudur:
Mihrapla bağın bulunduğu sürece, insanların parası ile alakan olmayacak! Helal veya haram kimseden bir şey almayacaksın!
Kadın konusundan da ateşten kaçar gibi kaçacaksın.
Gerisi kolay merak etme.
Allah’a emanet eder, bize de dua etmeni rica ederim.

Selamünaleyküm.

Nureddin YILDIZ