Hocam, Aklımda sonu gelmeyen sorular ve korkular var.

Selamünaleyküm Hocam,

Kıymetli vaktinizi alacağım ama çok önemli bir konuda nasihatlerinize ihtiyacım var. Ben 23 yaşında, geçen sene İngilizce öğretmeni olarak ortaokulda göreve başlamış bir bayanım. Aslında amacım, mezun olunca ilk önce medrese eğitimi almak ve daha sonra eğer istersem göreve başlamaktı. Ailem bu fikre karşı çıktığı için KPSS’ye kasıtlı olarak çalışmadım ki atanamadım bahanesiyle medreseye gideyim. Ancak o dönem darbe dolayısıyla süreç değişti ve KPSS’den çok düşük not almama rağmen mülakata çağrıldım ve çok yüksek bir puanla atandım.

 

Çok şükür okulumuzda bayan ve erkek öğretmenler tamamen birbirinden ayrı yerlerde ve yaşı en küçük olan kademedeki sınıfları ben aldım ki ergenliğe girmemiş olsunlar. Madem atandım, o zaman çocuklarıma faydalı olayım diye elimden ne geliyorsa yapmaya çalıştım. Özellikle ikinci dönem okul kapısından ayağımı her içeri atışımda “Allah’ım burada olmamdan razı değilsen buradan nasibimi kaldır ve beni buradan hayırlarla çıkar” diye dua ettim. Allah yolunda bir nesil yetiştirmek için niyet ederek başlamaya çalıştım her güne. Ancak dönüp baktığımda bazı zamanlar, sadece para karşılığında memuriyetini icra eden birisi olarak gittiğimi fark ettim. Okula ilk başladığımda kıldığım teheccüdlerimi artık mumla arıyor ve ne yapsam bir türlü kalkamıyordum.

 

Görev süresince kendime bir sene mühlet verdim ve buradan çıkacağım diye karar aldım ancak bu hafta babamın ısrarlarıyla memleketimizde yeni açılmış imam hatip fen lisesi müdürüyle görüştük. Bizim gibi öğretmenlere çok ihtiyaçları olduğunu, duruşuyla, namazıyla, ahlakıyla örnek öğretmenler aradıklarını, en iyi öğrencileri seçip aldıkları halde önce ruha sonra derslere önem verdiklerini söyledi. Kızlar ve erkekler aynı binada fakat koridor ve sınıfları birbirinden ayrı. Sadece kız öğrencilere ders verebileceğimi, erkek hocalarla bir arada oturmayacağımı söyledim ve her şartımı kabul etti. Kısacası ‘ne yaparsan yap bu çocukları sana verdik al yetiştir’ dedi.

 

Hocam aslında aklımda okuldan ayrılıp ciddi bir medrese eğitimi almak vardı ama bu hizmet önüme çıkınca kafam karıştı. Bir yandan bu kızlarla çok güzel şeyler yapabiliriz diyorum, diğer yandan da ne zamana kadar ben tam manasıyla İslami ilimler okuyacağım diyorum. Ömür geçiyor, gençlik süratle bitiyor. Ben ise hala ne yapacağına karar verememiş bir şekilde oradan oraya savruluyorum. ‘Gençliğini nerede geçirdin?’ sorusuna ne cevap vereceğim kıyamet günü? Ya insanlara faydalı olurum perdesinin arkasına gizlenerek sadece maddi bir gelir elde etmek kaygısı ile hayatımı geçirirsem? Ya her şeyi bırakıp medreseye gider ve orada nefsime çok ağır gelen şeylerle bir anda karşılaşır da o zaman beni şuanda oldukça cezbeden ilimlerden ve amelden daha çok uzaklaşırsam?

 

Bu konuyla alakalı bir şey duyunca artık kalp atışlarım hızlanıyor, bacaklarım, kollarım, başımda uyuşmalar hissediyorum. Aklımda sonu gelmeyen sorular ve korkular var. Oturup uzun uzun düşünüyorum ve işin içinden çıkamıyorum. Ne yapayım Hocam, nasihatlerinize çok muhtacım. Hangi yol Allah ve Resulüne çıkar?

Selamünaleyküm.
 

Değerli Kızım,
 

Yazınızı okudum, değerlendirdim. Kesinlikle niyetinizi ve samimiyetinizi sorgulamıyorum. Sizin ve Rabbinizin arasında bir ölçüdür samimiyet, benim ona müdahalem olamaz. Beşer olarak gördüğümüz ve bildiğimizi tenkit edebilir ya da övebiliriz biz. Yazına da bu çerçevede cevap veriyorum.
 

Değerli Kızım,
 

Yanlış bir açıdan bakıyor ve kendini psikolojik bir çıkmaza doğru sürüklüyorsun. Bunun neticesinde de korktuğundan daha beter bir sonuç seni bulabilir. İş yapman gerekirken sen, işin üzerinden felsefe yapıyorsun. Bunu acilen terk et. Şöyle bir planlama ile yoluna devam et. Senin vazifen:
 

a-   Her şeyden önce fitne zamanında imanını korumak ve mü’mine bir hanım olarak yaşamaktır. Öncesinde, sonrasında ve ânında senin vazifen budur. İmanın, kökleri ile beraber sabit kalmalıdır. İman üzerinde tereddüt gösterebileceğin, tartışılınca yıpranacağın bir nokta olmamalıdır.
 

b-  Allah Teâlâ’nın ‘haram’ dediği şeylerden tamamen uzak kalman gerekiyor. Bulaştığın veya etrafında döndüğün bir haram bulunmamalıdır.
 

c-    Allah’ın emirlerini yani farzları yerine getirmelisin. Başta namaz olmak üzere farz olarak ne varsa onu yapmalısın.
 

d-  Soğumamak ve bitkin düşmemek için nafile ibadetlerden yapabildiğin kadar yapmalısın. Kur’an okumak, zikir yapmak, dua etmek, hasta ziyaret etmek vb..
 

e-   Becerebildiğin kadarı ile çevrene insanlık ve Müslümanlık aşısı yapmalısın. Becerebildiğin kadar! Kendini, Allah’ın sana yüklemediği bir yükün altında eziliyor durumda tutarsan bundan şeytan yararlanır, sen yine zarar edersin. Dert dertlisi oluruz ama dert budalası olamayız/olmamalıyız.
 

Evet, gençlik başta olmak üzere nimetler elimizde eriyip gitmektedir. Çevremiz bir orman yangınını andırmaktadır. Kimsenin kimseye yararı olmayan bir sözde kardeşlik ortamına düştük. Bunlar doğrudur ama bizim vazifemiz ‘düzeltmek’ değildir. ‘Düzeltmek için elimizden geleni yapmaktır’ vazifemiz. Bunu yap, gerisini de Allah’a bırak.
 

Sana dualar ederim, senden de dualar beklerim.
 

Selamünaleyküm.
Nureddin YILDIZ
fb.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz
instagram.com/nureddinyildiz