Hocalık Kisvesi Hususunda Çıkmazdayım

Es Selamu Aleykum Muhterem hocam. Sizin Cehd-ü Gayretinizi takdir ve tazim etmek haddim değildir. Rabbim hayırlı uzun ömürler ihsan eylesin size. Muhterem hocam ben İmam Hatip Lisesi okurken Ehl-i Sünnet müdafii bir hocaefendinin himayesi altında medrese eğitimi gördüm. İmam Hatip bitince elhamdülillah pek çok eseri okuyarak bir yerlere geldik. Ne kör taklit yaptık ne de anlamadan okuduk. Hamdolsun Rabbime.

Ben kursta kalırken bütün insanlığı bizim cemaat gibi bilirdim. Asrısaadet gibi herkes din derdinde bilirdim ama 6 sene okuduktan sonra imam oldum ve insanların hiçbir şey bilmediğini anladım. Bildiklerimi hayatıma geçirmedikçe ne kendime ne de başkasına faydalı olamayacağımı anladım. Aslında çok daha içinden çıkamadığım konu var ama şu hocalık kisvesi hususunda çok büyük bir çıkmazdayım.

Elhamdülillah hiç ilmimize yakışmayacak elbise giyinmedik. Hep kumaş giyinmeye baktık ama hoca olunca biraz daha bol giyinmem gerekiyor dedim. Bol kumaş diktirdim ama yine utanıyorum bana hoca diye hitap ettikleri zaman. Görünüşüm Rabbimi hatırlatmalı en hayırlı bir mümin olabilmek için ama bir yandan korkuyorum acaba cübbe ve fes ile hayatımı devam ettirecek olsam bunu kaldırabilecek miyim? Hak ediyor muyum? Benden sebep sakala takkeye cübbeye laf gelecek mi? Aslında daha çok sorularım var da hocam bunun cevabı inşallah ahiretime yönelik olacağından şüphem yok. Rabbim razı olsun. Kuran tutan, Hadis tutan o mübarek ellerinizden öper dualarınızı beklerim hocam.

Selamünaleyküm.

Abdullah kardeş, size muhabbetlerimi bildirir hararetle dualarınızı talep ederim. Allah Teâlâ sizi de bizi de ilim erbabı, ilmi ile amel eder âlim kullarından kılsın. Dualar eder sizden de dualar beklerim. Kılık kıyafet meselesini iki başlık altında ele almamız daha doğru olur. Bu başlıkların birincisi sakalla alakalıdır. Sakal hususunda tavize yanaşamayız. Yani sakalsızlığı zaruret haricinde kabul edemeyiz. Ne derler ne demezlere bakacak durumumuz yoktur; sakal Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin açık bir Sünnet’idir, sakallanmaya mecburuz. İkinci olarak da zikrettiğiniz kıyafetlerden cübbe, şalvar, sarık ve benzeri şeylere gelince, özellikle ve önemle vurgulayarak şunu belirtmek isterim:

Eğer sarık, şalvar ve cübbe bizim şu, bizi içine doğru emen dünyaya karşı cihadımız olacaksa yani cihat diye sarık saracak ve cübbe giyeceksek, cihat namına yapacağımız sadece bu olacaksa bu sarığı ve şalvarı, cübbeyi hiçbir şekilde dinden bir şey olarak görmüyorum. Bu cümlemi bir kere daha okuyunuz “özellikle bu sarığı ve şalvarı” hiçbir şey olarak görüyorum demek istedim. Neden? Nedeni gayet basittir. Allah’ın bizden muradı farzları ve haramları ile mukayyet bir kulluktur. Bu kulluğun zirvesi de cihattır.

Sabah namazını camide cemaatle kılmaktan, faizi ebedî düşman bilmeye kadar, çocuklarımızı Allah’a adanmışlar olarak yetiştirmekten, eşlerimizle sekine bulmaya kadar her hususta farzlar ve haramları önceleyerek yaşamamız gereken bir hayat vardır önümüzde. Biz, bir sarık sarmayı öne çıkarıp kafalarımızın içinden meselâ gıybeti bile atamamayı, kafamızdaki sarıkla örtbas edeceksek, bunun adı “ehlisünnet olma” olamaz. Bunu kabul edemeyiz. Bu bir şeytan tuzağıdır. Bir bez parçası bizi oyalamış demektir. Bunu özellikle vurguluyorum. Bu ifadeleri bedavacı bir mantıkla ele alıp, ‘sarık düşmanlığı’ olarak yorumlamak ve netice olarak da meselâ ehlisünnet dışılık olarak bana fatura etmek de mümkündür. Bunu da bile bile bunları yazdım.

Sarığın dinimizdeki yeri bellidir. Sarık farz değildir; onu farzlaştırma anlayışı, asıl farzların yerinde oluşan açığı kapatmak için ise ben ona, şeytana alet olmak diyorum. Ağzında sigara olan birinin ya da eşine zulmeden bir erkeğin sarık sarma hakkı var mıdır ki sarık sarması cihat olacak?

Neden namaz kılmayanların, beş on kuruş sadaka vermelerini namaz yerine sayıp onları salih mü’minlerden görmüyoruz o zaman? Sarık bize aittir elbette. Biz sarıklı bir Peygamber’e iman ettik. Bunu münakaşa edecek hâlimiz yoktur ama o Peygamber aleyhisselam bize veda hutbesi irat ederken, sarık vasiyeti yerine kadın vasiyeti bırakmıştır. Faize lanet vurgulana vurgulana kullanılmıştır o vasiyette. Neyin ne kadar değerli olacağını da elbette Peygamber aleyhisselamdan öğrenmeye mecburuz.

Bu ümmetin acil derdi erkeklerin kılık kıyafeti değildir. Kalplere VEHN atılmış bir zamanda yaşıyoruz. Haramlar ilmik ilmik kalbimize yerleşmektedir. En büyük haramlara en küçük tepkiler bile gelmiyor. Enerjimizi nerelerde tükettiğimize çok dikkat edelim. Bir gün inşaallah sarıklarımızla da meydanlara çıkarız. Cübbelerimizi de giyeriz. Yeter ki o gün, sarığın hakkını verdiğimiz, cübbemizin içinde kaybolup gitmediğimiz gün olsun. Çok çalışalım, ana konuları konuşalım, tali meselelerde eriyip gitmeyelim. Birbirimize çok dua edelim. Allah Teâlâ’ya emanet ederim sizi.

Nureddin YILDIZ