‘Hep Kadın mı Erkeğe İtaat Edecek?’ Diye Soran Eşe Mektup

Eşimle tartıştığımız her seferinde eşim Kur’an’dan ve hadislerden örnekler vererek itaat etmem gerektiğini söyleyerek beni pasifize ediyor. Önceleri tepki göstermiyordum. Artık içimden böyle şey olur mu diye tepki geliyor. Gerçekten dinimiz, erkeği her şeyde haklı mı görüyor, erkek ne derse o mu olacak, kadının hiçbir söz hakkı yok mu? Ya da erkekler ne yaparsa haklı mı olması gerekiyor? Dinimiz böyle mi?

Siz, eşinizden kaynaklanan şikâyetinizi dininize yönlendirmişsiniz. Bu tespitleriniz doğru değildir. Dinimiz kadını, eşinin kölesi olarak görmüyor, öyle görülmesine izin de vermiyor. Kadın da erkek de Allah’ın kuludur, kul kula ne ile üstün olabilir ki? Bilakis kadın, gerek eş olması ve gerekse anne olması ile Allah’tan ve Resûlü’nden büyük bir teşvik görmüş, cennete daha yakın tutulmuştur.

Evet, Müslüman erkeklerin kadınlara karşı hataları yok değildir. Kadınların da erkeklere karşı hataları vardır. Fakat kadınların, eşlerinden gördükleri yanlışları dinlerine mal etmeleri, âdeta İslam erkekleri hataya yönlendiriyor gibi algılamaları büyük bir ayıp olur. Herkes hatasının bedelini kendisi taşımalıdır.
Aile içinde herkesin birbirini suçladığı hatalar kaçınılmaz denecek kadar yaygındır. Erkeğe göre kadın suçlu, kadına göre de erkek suçludur bu hatalarda. Erkek eşini ihmal etmiş, onun hukukuna riayetsizlik göstermiş olabilir. Kadın da kadınlığını icra edememiş olabilir. Ne kadın yüzünden ne de erkek yüzünden İslam’a dil uzatılması kabullenilemez. Aile içindeki tartışma, iki tarafın çözemeyeceği bir düğüm şekline büründüğünde aile büyüklerinin devreye girmesi gerekmektedir. Her iki aile büyüğünün çözemediği ve çözemeyeceği anlaşılan bir sorun varsa boşama veya boşanma devreye girebilir.

Din üzerinden sömürmek veya din üzerinden suistimal yapmak, hata üzerine hatadır. Müslüman bir kadın veya erkeğin, zulmüne Allah’ın âyetlerini belge göstermesi kesinlikle kabul edilemez. Erkeklerin ikinci bir evlilik yapma isteklerini, kadınların kendilerine itaat etmesini arzulamalarını Allah’ın âyetleri ile belgelerken, Allah’ın onlara emrettiği işlerde ne durumda olduklarını da iyi düşünmeleri gerekir. Âyet ve hadisleri sadece kendinden yana yontan anlayış sakıncalı bir anlayıştır. Aile içi tartışmalardaki bu gerginlik, aile büyüklerinin çözmesi ya da ilim erbabına müracaat ederek aslını öğrenmeleri gereken bir durumdur. Kadınlar, bu hususta eşlerini ayıplayabilirler ama eşleri suistimal ediyor diye Kur’an’a küsmeleri iman açısından sıkıntılıdır.

Erkeklerin de gündeme getirdiği, konuyu öbür cepheden ele alan şikâyet, kadınların Allah’ın hükümlerini içlerine sindiremedikleri, birbirlerine menfi etkide bulundukları şeklindedir. Bu pencereden bakıldığında da bu şikâyet öne çıkmaktadır. Burada evlilikler kurulurken, Şeriat’ı sadece nikâh esnasında hatırlamakla başlayan bir eksiklik gündeme gelmektedir. Herkes, arzu ettiği hayat tarzına göre bir eş bulup evlenmelidir. Seçme kriterlerinde, düğün ve ev döşeme tercihlerinde modern hayattan yana tavır koyduktan sonra, şu veya bu şehvetin tatmininde Şeriat’ın ilkelerini öne çıkarmak iki yüzlülüktür. Bunu erkek yaptığında erkek, kadın yaptığında kadın iki yüzlülük yapmış olur. Evlilik öncesinde oluşturulan tarz, ileriki dönemlerde çıkmaza girince dini kurtarıcı olarak gündeme taşımak ne kadar doğrudur onu iyi düşünmeliyiz.

Bir kadının eşinden mehir, makul bir nafaka ve iyi bir ev yanında GÜZEL GEÇİM bulma hakkı dinen sabittir. Erkeğin bunlarda itiraz etmesi mümkün değildir. Bunun karşılığında da kadının, cinsel tatmini sağlaması, evden çıkışının eşinin iznine bağlı olduğunu kabul etmesi, eve gireceklere sınır getirmenin erkeğin hakkı olduğunu bilmesi gerekmektedir. Ev idaresinin erkeğe teslim olmasının tabii bir sonucu olarak da kadının; doğru olan, zulüm olmayan işlerde erkeğe itaat etmesi erkeğin hakkıdır. Kadının bu anlamda erkeğine itaat etmesi, babasına itaat etmesinden daha önceliklidir. Babası ile eşi arasında tercih yapması gerektiğinde tercihini eşinden yana kullanmak zorundadır.

Nureddin Yıldız