Hak Dava İçin Bâtıl Yollar Kullanılabilir mi?

Selamünaleyküm Hocam,
Bir mümin olarak hizmet olarak yaptığımızı sandığımız fiillerle alakalı olarak değerlendirme kriterimizin ne olması gerektiğiyle alakalı size bu maili yazıyorum. İlmi olarak bilgimizin kısıtlı olması hasebiyle yapmaya çalıştığımız ve hizmet olarak adlandırdığımız fiillerde, başka kişilere itimat ediyoruz. Fakat gerçekten dikkat edilmesi gereken  husus nedir? Yapılan fiillerdeki sonuç mu, yoksa fillerdeki yöntem midir bilemiyorum? Daha açık ifade etmek isterim. Türkçe olimpiyatları konusunda bir çok insana ulaşıldığı ve imanlarına vesile olunduğu ifade ediliyor. Fakat şer-i anlamda da, bu konu hakkında bir çok eleştiri var ve deliller sunuluyor. Benim burada aklıma, Hak bir yola eğer ki şeriata aykırı da olsa batıl bir yoldan gidilebilir mi? sorusu geliyor. Bu hususta Darü’l harp olması konuları gündeme geliyor ve bazı fetvalar veriliyor ve sonuç olarak bu durum meşru bir hal kazanıyormuş gibi bir durum ortaya çıkıyor. Ve gene duyuyoruz ki, bu organizasyonu yapan kardeşlerimiz tarafından, Efendimizin (s.a.v) bu sahnelerde ve bazı rüyalarda görülmesi. Yine burada da bir ikileme düşüyorum hocam. Burada bizim kriterimiz ne olmalıdır? Şeriat mı, yoksa hüsnü zan edip itimat etmemiz gereken rüyalar mıdır? Ya da o kadar kişinin Müslüman olduğu yönündeki beyanlar mıdır? Cevap buyurursanız çok müteşekkir olurum.

Selamünaleyküm.
Güzel kardeşim,

Bir kere şunu katiyetle bilmeliyiz ki, biz kuluz.

Eksik ve kusurluyuz. Kendi kendimizi mükemmelleştirmemiz sadece gülünç olur. Kendimizi veya amellerimizi mükemmel ve eksiksiz gördüğümüzde şeytanın avuçları içinde tur atıyoruz demektir.

Fert olarak biz veya müntesibi olduğumuz grubumuz, sonuç aynıdır.

Peygamber aleyhisselam efendimiz bile, onca azametine ve korunmuşluğuna rağmen eksik ve hatadan Rabbine sığınıyordu. Biz ise çöplükte, açtığını umduğumuz çiçekleri en nefis kokulu çiçekler olarak telakki ediyoruz. Arada ne kadar aşılamaz bir mesafe var fark ediyor musun?

Hiç birimizin ameli kusursuz olamaz. Kusurlunun kusursuz ameli olur mu? Eğri bir cetvelin düz çizgisi mümkün mü? Önce hatalı ve eksikli olduğumuzu kabul etmeliyiz. Fert olarak grup olarak.

Ardından da yaptığımız işleri ‘Allah Teâlâ kabul ederse..’ diye başlayacağız. Peygamber (aleyhisselam) rüyalı teminat altına alınmış ameller, sadece meleklerin huzurunda gülünç kalmaktır. Ashabı kiram hiçbir zaman rüya tekitli ameller yapamadılar. Zira rüyaya değil Şeriat’a bakılır. Cetvelin eğriliği buradan başlıyor.

Sözünü ettiğiniz çalışmaya ben şu şekilde bakıyorum:

Bir grup mü’min insanın, dinlerine hizmet etmeyi umarak yaptıkları bir iştir. İcra tarzında kusurlar ve hatalar olması tabiidir. Sadece o hatalardan ötürü ayıplanması gerekmez. Tenkit edilir, edilmelidir de. Mü’minler birbirlerine, hakkı tavsiye etmekle mükelleftirler. Ancak mü’min bir insan yaptığı ameli, göklerden meleklerin inip ziyaret ettiğini, Peygamber aleyhisselam’ın ruhaniyeti ile gelip ona şahit olduğunu ve benzeri şeyleri, yaptığı amelin mübarekliğine belge olarak göstermesi en azından ‘ucup’ ilkesine aykırı bir tutumdur. Bu yapılamamalıdır.

Allah için yapıp kula reklam etmek bizde yoktur.

Öbür taraftan da, mü’min bir kitlenin iyi niyetle yaptığı bir çalışmadaki hataları, Küfür Operasyonları’ndan biri olarak görmek ve göstermek de yanlıştır. Yanlışa yanlış, doğruya da doğru diyebilmeliyiz. Ya yanlış ya da doğru şeklinde iki seçenekli bir tercih üzerinden değerlendirme hatalı sonuçlara sevk eder. Aramızdaki kardeşlik bağlarını zedeler.

Her gurup yaptığı ile övünür. Aksi takdirde ilgi toplayamaz, rağbeti artıramaz. Yalan ise ağır bir haramdır. Kim yalan diyor kim de abartıyor gibi değerlendirmeler ise Allah’a kalmıştır. Biz kendi yaptıklarımızın muhasebesine hazır olmalıyız.

Şarkı türkü ve beden teşhiri ile dine hizmet ise tartışmasız bir hatadır. Batıl ile hak gelmez.

Güzel kardeşim,

İslam toprağına ait bir yerden gelen afet haberleri yürekleri ne kadar parçalıyorsa ondan daha ağırını da ben, senin gibi ümmetimin umudu taptaze gençlerin, şunların veya bunların etrafında eriyip gitmesinde hissediyorum. Önünüzde ashabı kiramın Üsameleri, Enesleri, Zeydleri dururken, sizin bu konularla eriyip gitmeniz alimallah beni perişan ediyor. Ümmetim sizi bekliyor, siz ise bir küçük durakta bekleyip duruyorsunuz. Rabbinizin hatırı için bari siz katılmayın bu kısır döngü dümbeleğine. Bizim neslimizi, bu tartışma konuları ile işe yaramaz hâle getirdiler. Siz bari ümmetime kalın. Ne kadar değerlisiniz bir bilseniz, ah bir bilseniz!

Sen bu zamanın Zeyd’i olabilirsin. Hiçbir engelin yoktur.

Takılma ve erime. Arkandan melekler göklere eren dualar etsinler. Rüya görecek ve rüyada görülecek yerde, meydanlarımızda görün, gözlerimizde tüllen güzel kardeşim.
Rabbim seni korusun. Umut olasın, umut kalasın. Allah’a emanet olasın.

Selamünaleyküm.
Nureddin YILDIZ