Hadislerden hüküm çıkarılamaz diyenlere mektup

Hocam, bir sorum var. Son zamanlarda siz de şahit olmuşsunuzdur. Bazı hocalardan, ‘kaynak olarak sadece Kur’an yeter ve hadislerde hüküm koyma yetkisi yoktur’ gibi şeyler duymaktayım. Doğru olan nedir açıklar mısınız? ALLAH razı olsun.

Şöyle izleyin olayı:
a- Ümmetimiz, kıyamete kadar insanlığın sıkıntılarını omuzlamış bir iman ve cihat ümmetidir. Akide konularından her hangi bir ahlâk konusuna kadar her konu, bu ümmetin omuzlarındadır. Dün böyle idi, bugün böyledir, yarın da böyle olmaya devam edecektir. Esasen ümmet olmak da budur. Kabile, ırk, coğrafya etkisi ile bir arada olanlarla ümmet mantığı ile bir arada olanların farkı da bununla ortaya çıkar.
 
b- Ümmetimizin büyüklüğü ve omuzundaki yükün ağırlığı, aynı zamanda ümmetimizin ezelî düşmanı İblis’in de karşı plan ve çabalarının büyüklüğü anlamına gelmektedir. Büyük ümmetin büyük düşmanı olması tabiidir. İblis’in ümmetimize karşı düşmanlıkları, sadece kâfirleri savaşa kışkırtması ile sınırlı değildir. Asla olamaz da. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında İblis’in Ebu Cehil’i savaş için kışkırttığını okurken, aynı İblis’in müşriklere: ‘Kur’an’ın anlaşılmasını engelleyin’ (Fussilet,26) dediğini unutamayız. Bu ümmet, kâinat ümmetidir. Bütün zamanların ümmetidir. Sorunlarının, üzerine yönelik saldırıların kâinat çaplı ve kapsamlı olması şaşılacak bir şey değildir. Dış düşmanların saldırısı kadar, dıştakilere çanak tutacak, onların işini kolaylaştıracak işler yapanların bulunması da şaşırtıcı olmamalıdır.
 
c- Düşmanın dışı güzel ambalajlı sözler kullanması neticede bir savaş taktiğidir. Kur’an’ımızı susturmak için Kur’an başlıklı parolalar kullanmaları bu mantıkla normal görülmelidir. Bizim, onların ne ile saldırdığından çok nasıl savunduğumuzu ve yaşatmak için neler yaptığımızı düşünmemiz gerekiyor.
 
d- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mübarek sünnetine saldırılması, aklı olan herkesin, saldırının kimden gelebileceğini göstermesi gereken açık bir düşmanlıktır. Kuşa benzetilmiş bir Kur’an istiyor olabilirler. Onların cephesinden bakıldığında, dışarıdakilere çanak tutan içtekiler olarak haklı da olabilirler. Biz, Kitab’ımızı, Peygamber aleyhisselam’ın sünnetini korumada neredeyiz ona bakalım. ‘Vay hainler!’ diye feryat etmemiz bir koruma çeşidi olamaz. Sünnetimize saldırılıyorsa eğer bu saldırı, o sünnet yaşamdan uzak tutulduğu için, zeki gençler sünnete adanmış gençler olmadığı içindir. Buna göre de dönüş güzergâhımız bellidir.
Allah’tan akıbetimizi hayretmesini, elimizle, dilimizle, kalem ve malımızla cihat etmeye bizi muvaffak kılmasını dilerim. Size dua ederim, sizden dua beklerim.
 
Nureddin YILDIZ
fb.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz
instagram.com/nureddinyildiz