Güzel Gençler! Sizin azim, heyecan ve adanmışlığınız, göklerin rahmet sebebidir.

Selamunaleykum. Değerli Hocam;
Ben Hacettepe’de tıp fakültesi okuyorum. Hocam sizinle tanışmadan evvel Kitabımla yaşadığım, yaşadığım ile düşündüğüm arasına sıkışıp kalmıştım yıllarca. Elhamdülillah Rabbim sizi vesile kıldı. Sanki gözümün önünde bir perde vardı ve siz onu usulca araladınız. Mümin genç nasıl yetişir, nasıl yaşar sizinle öğrendim. Sayenizde İslam’a hizmet şuuru ile yüzleştim. Ne kadar duacınız olsam, Rabbime ne kadar şükretsem azdır.

Cihadı kılıçtan, tüfekten ibaret sanan o algımı yere çalıp caddelere sokaklara, evime, hayatımın dört bir yanına, aldığım nefese uygulamayı o şuuru veren kıymetli Hocam; adeta önümde Fatır suresi 34-35. ayetleri ardımda 36-37. ayetleri, yürüyorum. Talibim gençliğim ile o müjdelenen 7 zümreden biri olmaya. Eskiden de okuduğum Lokman suresi 33. ayeti şimdi yaşamaya çalışıyorum. Sizinle öğrendim umutvar olup hizmetten geri durmamayı ve dinlenceleri yeni uğraşlarla gerçekleştirmeyi.

Gönül sazımın teline dokunmuş olan Hocam, dualarımdan eksik etmemeye gayret ediyorum, talibi olduğum(uz) o gölgelikte Efendimiz ve Ashabı ile beraber aynı sofrada bulunalım. Zamanın, ölümün, sonun olmadığı o yüce mekânda birlikte olalım. Sevdiğime sevdiğimi söylüyorum şahittir inşallah melekler. Rabbim bereketinizi artırsın, hayırlı ömürler nasip eylesin, lütfuyla muamele buyursun. Tüm heybetiyle dimdik ayakta duran imanınızı bugün olduğu gibi yarın da bize rehber kılsın. Rabbim sizi anlamak istemeyen, anladığını zanneden –mış gibi yapan, aklı bilgisinden ve kendinden evvellerden beri buyursun.
Selam ve dua ile.

Aleykümselam.
Sevgili Kardeşim,
Siz, zehirli ve nefes alınamaz bir ortamda bu ümmetin oksijen çadırı gibisiniz bizim için. Bağrımdaki hasretimi, ufkumda tüllenen umudumu, dilimde seslenen heyecanımı ortaya çıkarıyorsunuz siz.
Ve siz bana, ölüme at koşturan o yiğitlerin ölümden bile lezzet alış nedenlerini izah ediyorsunuz adeta. Size bir değer biçemiyorum bu zamanda. Sizi oturtacak taht göremiyorum bu âlemde. ‘Allah’ diyen ve kendisini ‘Allah denecek bir dünyaya’ adayan mücahitlersiniz siz. Peşinize takılmak, eteklerinize yapışmak bizim için bulunmaz bir hazdır. Biz sizin önderiniz olmayı hak etmiyoruz. Sizi seçen seçti de biz, sizin seçilmişliğinizin izinden size bir şeyler gösterir olduk. Umut sizsiniz. Sizi bekleyenler arasında insanlar var, şu merhum ümmet var. Bir de sizin dönüşünüzü ve Üsameleşmenizi, Enes olup Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin davasının önüne diz çöktürülmenizi bekleyen yerle gök arasını doldurmuş melekler var. O muhteşem manzarada bana ne yer kalır acaba bilemiyorum. Benim bedenime, bir ‘hiç’ ten başkası kalır zannetmem ama umut ve heyecanıma bakılırsa sizin gelişinizin ihtişamında peşinizde koşuşturur olmama izin verilir diye umuyorum.
Gecenin karanlığına karşı sizin alnınızdan süzülen nur aydınlığımızdır. Küfrün tasallutuna karşı sizin azminiz ve sadece Allah’a adanmışlığınız, göklerin rahmet olarak boşalmasına dua vesilemizdir.
Umut sizsiniz.
Heyecan sizdedir.
Bu merhum ümmetin yarını sizsiniz.
En başta ben olmak üzere biz, bir iş becerebilse idik böyle olmazdı bu âlem. Yılmayın, dökülmeyin. Bugünü değil yarını görün.
Bekleyin, Allah’ı ve O’nun kaderinin tecellisini bekleyin.
Biz değil sizsiniz her şey, ona göre.
Şehadet edebilen herkes, kalem, satır, insan ve melek bu beyana şahit olsun e mi?
Seni, doğum ve geliş vaktine kadar muhafaza buyurması için Rabbim’e emanet ederim.