Fitne, içindeki ve içerideki savaşın adıdır

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Bu videonun sesini bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

‘Fitne, içindeki ve içerideki savaşın adıdır’ adlı videonun yazılı dökümanı aşağıdadır.

Fitne, içindeki ve içerideki savaşın adıdır

Hiç kimsenin vazifesi dozerlerle insanları cehenneme atmak değildir. Bu, toplu katliam olur. Bizim vazifemiz doğru bildiğimizi haykırmaktır. Doğrusu budur. Faiz haramdır. Helal rızık Allah bize emretmiştir. Filanca ismini vererek, soyadını vererek, kurumunu vererek, “filanca faizcidir, faize fetva vermiştir” diyemezsin. Sen faizin haram olduğunu, faizin çirkin olduğunu söyle. Filancanın kızıyla uğraşma. “Filanca kızı açık geziyor, ehli sünnet değil, batıl, ajan, işte Rusya’dan geldi, komünizmin son kalıntısı adam…” Ne biliyorsun adam sabaha kadar yalvarıyordur kızına belki tesettüre bürün diye? Kız kabul etmiyordur. Senin kızın yok diye mi konuşuyorsun? Yahut da senin kızın öyle örtündü, başka bir kusuru çıkacak bir gün. Birbirimizin ayıpları üzerinden savaş yaparsak bunun adına fitne denir. Bunun için kardeşler, Buhari ve Müslim’in rivayet ettiği hadisi şerifte Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: “Fitneler muhakkak gelecektir.” O fitnelerin ne kadar geleceğini söyledi zaten; yağmur gibi ama evlere, evlere yağacak. Belediye meclisine filan değil, eve fitne yağacak. Çünkü evlerden Müslümanlar sokaklara, caddelere açılıyorlar. “Fitneler olacaktır. Bu fitneler zamanında oturan yürüyenden hayırlıdır. Yürüyen koşandan daha hayırlıdır.” Ne demek? Mümkün olduğu kadar fitneden uzak duracaksın. Bir derse gidiyorsun, orada üç kelimeden bir tanesi Müslümanlara sataşmak mı oluyor? Oradan uzak kalacaksın sen, bulaştırırlar seni. Sen de kıyafetine göre insanlara, “bu pantolon giyiyor, bunun imanından şüphe edilir, şalvar giymiyor! Bunun sakalının kenarından hafif fazla alınmış, bu herhalde Mecusi” dersin böyle neuzubillah, neuzubillah. Her dersin ki, ehli sünnetin inancında “hiçbir günahtan dolayı insan kafir olmaz” diye fetva verirsin, Nesefi de böyle yazıyor, filan kitapta böyle yazıyor… Sonra da dersin ki, “bu adam filan günahı işliyor, bizden değil!” Sen kimsin? Allah’u Teala’nın hacizli otoparkı mısın sen, yani sende olan garantili? Yediemin misin sen? Bu bir fitnedir, tıpkı şehvet fitnesi gibi, mal fitnesi gibi; dinin içindeki tartışmalar da fitnedir. Mezhep kavgası yapamazsın. Çünkü Allah imanı şart koşmuştur. İmanın ayrıntılarından birisi filan mezhepten olmak değildir. “Kim lailahe illallah derse kanını benden korumuştur ve hisabuhu a’la Allah” diyor sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz. Cennete girmenin şartı bir mezhepte, bir tarikatta olmak değildir; lailahe illallah Muhammedun Rasulullah dairesinde olmaktır. Nedir peki tarikat? Nedir mezhep? Nedir cemaat? Kalite meselesi bunlar. Okula giden çocuğun daha iyi ders yapsın, daha iyi puan alsın diye dershaneye gönderiyorsun, tıpkı bunun gibi. Ama okula giden diplomasını alır. Lailahe illallah’a ilave yapamayız. Asgari şart lailahe illallah’tır. Bu bir kanundur, bu kanunu Allah koydu. Evet, bunu yapan belki kötü niyetle yapmıyor; İslam’a daha çok hizmet etmek için, daha kaliteli çalışmalar yapmak için ama ne yaparsa yapsın bedeli ağır olan sözleri konuşmamak gerekir.