Evini ilim için açan mü’mine hanımın dertlerine çözüm mektubu

Bir kasabada yaşayan, eşi din görevlisi hafız bir bayanım. Ben kasabadaki hanımlarla dersleri haftada bir yapıyordum. Zaten haftanın diğer günleri için onlar da ben de müsait olamam. Diğer günlerde de eşimin dersi olduğundan mümkün olmaz. Biz bayanlarla ilmihal dersine başladık ve elhamdülillah çok güzel gidiyor. Fakat bayanlar maalesef bazen istismar edebiliyorlar bazı meseleleri. Mesela; kasabada Kur’an kursu olmasına rağmen, orada resmi görevli bulunmasına rağmen oraya gitmeyip ‘hoca hanım beni bir okutuver’ diyen geliyor. Kurstaki hoca erkek. Bunu bahane ediyorlar ama bunu bahane eden bayanları maalesef kadın erkek karışık düğünlerde, ya da pazarda erkeklerle gayet rahat muhabbet ederken görmek mümkün. Ben resmi olarak görev yapmayı, birinci görevim anneliğim ve hanımlığım diyerek uygun görmezken, şimdi onlar devamlı eve geldikleri için evimi hep toplu tutmak, misafir gelecek gibi temizlemek ve yavrumu ihmal etmek durumunda kalabiliyorum. Normalde evimizde TV izlenmez ve elimizden geldiğinde yavrumuzu ondan uzak tutmaya çalışırken, şimdi oğlum bayanlar evdeyken benim kontrolümden çıkıp TV izliyor rahatlıkla. Bunun önüne nasıl geçebilirim? Ne yapmalıyım? Fitneye sebep olmak da istemiyorum. Yani Kur’an kursuna gittiklerinde de günaha girmelerinden korkuyorum ama akşamın yemeğini yapamayacak hale getirdiler.

Allah Teâlâ işiniz asan etsin, sıhhatinize, afiyetinize süreklilik lütfetsin.
Sakın yılmayın, gevşemeyin ve asla üzülmeyin.
Şu karşılaştığınız şey, bin yıldır Allah’a davet edenlerin karşılaştığı şeyin aynısıdır. Siz kesinlikle kayaların arasından bir mücevher bulacaksınız. Ama unutmayasınız, koca bir vadide belki bir tek mücevher ya bulacak ya da bulamayacaksınız. Mücevher, her daldırdığın küreğin altından çıkacak olsa onun adı mücevher olur mu idi? O zaman ona çakıl derdik. Mücevher az olduğu için mücevherdir. Zaten sizin gayeniz azlık veya çoklukla ilgili değildir. Siz Allah’ı aramıyor mu idiniz? Mesele yok. Sabredin, yılmayın, gevşemeyin. Kimseyi ilk veya son görmeyin.
Şeriat’ımızın en önemli kurallarından biri bize, ÖNCELİKLİ ve ÖNEMLİ diye bir ayrım öğretmiş olmasıdır. Öncelikli başka şey, önemli başka şeydir. Bir işin farz olması, öncelikli olmasını gerektirmiyor. Zira farzın da içinde bir farz bulunabilir. Farzları AYNÎ ve KİFAÎ şeklinde ayırmamızın mantığı da budur. Rabbimiz bizi muğlak bir dairenin içinde bırakmış değildir. Tertip ve düzenli olmak, planlı çalışmak işimizi kolaylaştıracaktır. Böylesi ile Allah’ın yardımını daha iyi hissederiz.
Size şöyle bir plan yazabilirim. Biiznillah, bu plan sayesinde daha bereketli ve etkili bir çalışma içinde olursunuz.
Allah’ın cennetini kazanmak için ibadet olarak yaptığınız işleri liste konusu yapmıyorum. Onlar zaten bildiklerinizdir. Onları çıkardıktan sonra şu listeyi ele alabilirsiniz.
Birinci ve öncelikli görevinizi eşiniz olarak bilin. Eşiniz, bebeğinizden de önce gelmelidir. Sizin cennetiniz/cehenneminiz eşinizdir. Eşiniz ilk ve en önemli olsun. Bu ilk ve en önemliye, onun cinsel ihtiyacı, sizi görme, sizden haz alma arzusu başta olmak üzere sizden beklediklerinin tümü dâhildir. Bedeninizi onun cazibesi içinde kalacak hâlde tutmanız da bunun içindedir.
Eşinizden sonra, yavrunuz ikinci plandadır. Yavrunuzun mü’min bir insan olarak yetişmesi, şahsiyetli bir kişilik sahibi olması vazifenizdir. Bunu vazifeniz bilerek yaptığınız her iş, abartmamak, lükse ve aşırılığa kaçmamak şartıyla ikinci işinizdir.
Bu iki görevden sonra, dininize hizmet için yapacağınız işler gelsin. Kur’an okutun, tebliğ yapın, davet edin. Uykunuzdan kısın, zevklerinizi feda edin. Cihat budur.
Ama bu sıralamadaki birinci ve ikinci işleri asla kırpmayın.
Sıhhatinizi de ihmal etmeyin. Dokuz yüz yıl yaşayacak kadar dinç kalmanız gerektiğini bilerek kendinize dikkat edin.
Size dualar ederim, dualarınızı beklerim.
Nureddin YILDIZ
facebook.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz