‘Eşlik Görevlerini Sanki Abartıyorsunuz’ Diyen Müslümana Mektup

Muhterem hocam. Sohbetlerinizde, eşlerin birbirlerine karşı görevlerini anlatırken sanki abartıyorsunuz diyesim geliyor. Lütfen darılmayın. Hislerimi böyle anlatmak zorunda kaldım. İbadet anlatır gibi anlatıyorsunuz. Yani namaz kılma onun yerine eşine gül yeter demek oluyor. Ashabı kiram hangi şartlarda cennete girdiler?

Aziz kardeşim. Neden darılalım, daralalım ki bilmediğimizi öğrenmek, bildiğimizi yaymak için uğraşmıyor muyuz? Allah sizden razı olsun ki açık sözle içinizdekini söylüyorsunuz. Size teşekkür ederiz. Hatamız varsa onu düzeltmemize vesile oluyorsunuz. Hatamız yok olduğuna inanıyorsak sizin anlamadığınızı yeniden anlatmaya çalışacağız. Vazifemiz budur. Bunun için himmet etmeliyiz.

Sorunuzun özeti, iki insanın veya karı kocanın doğal hayatlarını yaşamalarını ibadet düzeyinde görüp gösterdiğim şeklindedir.

Evet, tespitiniz doğrudur. Evliliği cihat görüyorum. Eşler arasındaki ilişkileri ibadet görüyorum. Eşler arasındaki çocuk doğurup büyütmeyi, yatak odasını en müreffeh seviyede kullanmayı, birbirlerini doyurmayı, eşlerin evlerinde mü’min kardeşlerini, akrabalarını ağırlamalarını, evlerinde bir hadis dersi, fıkıh dersi oluşturup çevrelerine ilim yaymalarını, evlerini bir kale gibi kullanmalarını ibadet, zikir, fikir, cihat olarak görüyorum. Müslümanların evlerine muttali oldukça da bu görüşüm derinleşiyor. Birkaç yıl önce biraz böyle görüyordu isem şimdi daha geniş bir daireden görüyorum. Hatta eşlerin birbirleri ile bu alakalarını geliştirmelerini her gün biraz daha fazla önemsiyor, bunun için yapılması gerekenlerin daha da artırılmasını düşünüyorum. İnternet yayıldıkça ben böyle düşünüyorum. Medya güçlendikçe benim çarelerimin azaldığını hissediyorum. İnsanların birbirlerinin gözünü boyamayı iş zannettiğini gördükçe uykum kaçıyor. Okumuş, adına takvalık, Salihalık ilave edilmiş kızlarımızın bile ‘düğün günü ertelenebilen’ takvalıklarını gördükçe huzurum dağılıyor, gözüm kararıyor. Bir kere daha böyle düşünmeye başlıyorum.

Ancak ben, kendiliğimden böyle düşünüyor değilim. Allah’a sığınırım böyle bir hatadan. Nasıl bir işe ibadettir veya değildir kararı verebilirim ben veya başka biri? Kimiz biz?

Allah’ın ve Peygamber’inin hükmü hükümdür. Ne dedilerse o, neye işaret ettilerse o!

‘Mü’minlerin imanda en mükemmeli ahlâkı en güzel olandır. Sizin en iyiniz kadınlarına ahlâkça en iyi davrananınızdır.’ (Tirmizî, Rada’,11/1162) sözü Peygamber aleyhisselamın sözüdür. Bu söz, kadınlara iyi davranmayı imanda mükemmelliğe götürmüyor mu? İman nedir, biliyoruz. İmanın bedelini de biliyoruz. Bu hadis, yatak odasında mutlu edilen bir kadının mutluluğunun oturma odasında, geziye gidildiğinde de devam etmesini ‘iyi’ olmanın işareti olarak göstermiyor mu? Yetmez mi? İşte belge; yatak odasında da ibadet vardır. Kadının kocasından memnun olması, nikâhı altında bulunduğundan ve zaten çaresiz teslim olacağından değil de erkekliğini beğenmekten dolayı kadın mutlu ise buna vaat edilen ‘imanda mükemmellik değil mi?

‘Kadın beş vakit namazını kılar, bir ay orucunu tutar, iffetini korur ve eşine itaat ederse, cennetin kapılarından dilediğinden girer.’ (İbni Hibban, 4163) sözü de Peygamber aleyhisselama aittir. Bütün medeniyetler, sistemler kenara çekilip şu hakikatin önünde tazimle durmalıdırlar: Kadının eşine itaati yani eşinin ‘benim kadınım’ diyeceği teslimiyeti ona göstermesi kadın için namazdır, oruçtur, iffettir. Bunun toplamı da cennettir. Sevap, sadaka değil cennet!

Bir de şu güneş kadar muhteşem hakikat bilgisine bakalım:

‘Size, kadınlarınızdan cennetlik olanları haber vereyim mi? Sempatik, doğurgan, kızdığında veya kendisine eziyet edildiğinde ya da eşi ona küstüğünde eşine: ‘İşte elim elinde, sen mutlu olmadan uyumayacağım.’ diyen kadın!’(el-Evsat, 1743)

Cennet ve cehennem Allah’ındır.

Cennete girmek için gerekli olan ibadetlerin neler olacağını da sadece Allah belirler. Kullar sadece emredileni nakledebilirler.

İşte, Allah’ın elçisinin haberleri!

Nureddin Yıldız