Ergenlik çağındaki kızım sözümü dinlemiyor. Onu kontrol edemiyorum.

Selamun Aleyküm hocam. Kızım 13 yaşında ve namaz kılmıyor, tesettüre uymuyor. Kuran-ı Kerim’i biliyor fakat okumuyor. Çok âsi ve inatçı. Hep yalnız kalıp yabancı müzik dinlemek istiyor. Ona çok duâ ediyorum, çok konuşuyorum onunla. Ben de imam hatip lisesine gidiyorum açık öğretimde. Bana, ‘’Dinde zorlama yoktur.’’ diyor. Derslerinde çok başarılı ama ben daha çok Allah’a iyi bir kul, Peygamber Efendimize (sav) iyi bir ümmet olsun istiyorum. 4 çocuğum var. Bana bazen yardımcı olmasını istiyorum, ama o aksine evi dağıtıyor. Bana, ‘’Sen annesin, senin görevin bu.’’ diyor. Çok üzülüyor, ne yapacağımı bilmiyorum. Bu konuda ne yapabilirim? Yardımcı olursanız sevinirim. Allah’a emanet olun.

Selamünaleyküm.
 
Bacım,
 
Siz bir anne olarak kahroluyorsunuz, anlıyorum sizi. Haklısınız ama haklı olmanız yapmanız gerekenleri kapatmıyor. Siz annesiniz ama annelikten ve her şeyden önce kulsunuz. Allah’ın kulu bir kadınsınız. Siz de yavrunuz da o kulluğun bir imtihanı olarak varsınız. Önünüzdeki soruna anne/kız sorunu olarak bakarak kendinizi bunaltmayın. Kulluğun tabii sınavlarından biri olarak bakın. Bu bakışı kazanabilirseniz evlat sıkıntısı ile bir ömür geçirmiş peygamberler, salihler sizin yoldaşınız olur, rahat edersiniz. Sabredeceksiniz ve kazanacaksınız. Yavrunuzu olmasa da cennetinizi kazanacaksınız. Gerisi kolay bacım çok kolay hem de.
 
Bacım,
 
Bu bir afet olarak pek çok Müslüman’ın evini basmıştır. Ahir zamana yaklaştıkça da bunun artmasından endişe ederiz. Öyle veya böyle bu çocuk sizin çocuğunuzdur. Onu atamazsınız, yok kabul edemezsiniz. Sabrederek kazanacaksınız.
Size şunu söyleyebiliriz:
 
Önünüzde iki yol var:
 
Biri, bu çocukla onun düzeyine inip savaşmak, onun hırçınlığına sertlikle karşılık vermek, onu ayıplamak ve cezalandırmaktır. Her gün onu biraz daha kendinizden soğutmak, kabahatlerine zehir dökmek, gözlerinizle parçalayacakmış gibi nefret kusmak. Bu birinci ve en kolay yoldur. Bunu yapmak için anne bile olmak gerekmez. Herkes, her yerde yapar bunu.
Diğeri ise hiçbir şey yokmuş gibi annelik şefkatinizi bir tulum yapıp yavrunuzun üzerine germenizdir. O hırçınlaştıkça sizin şefkatinizi artırmanız, sinirlendikçe onun olmadığı yerde gözyaşı akıtmanız ama ona bunu hissettirmemenizdir. Onun hatalarını kat kat aşacak bir sabır denizine dönüşmenizdir.
 
Bu iki yoldan birincisi, susadıkça deniz suyu içmek gibi bir sonuç verir. İkincisi ise kesin bir kazançtır sizin için. Diyelim bu dünyada kazanmasan bile ahirette dağlar gibi sevapla dirilirsiniz. Ahiret de bizim gayemiz değil mi?
 
Yavrunuza nasihati, öğüdü ihmal etmeyin. Bıktırmadan, aynı cümleleri kırkar kere tekrar etmeden, onu arkadaşlarının ve akrabalarınızın yanında teşhir etmeden, Allah’tan yardım isteyerek ve sabırla ona nasihat edeceksiniz.
 
Sakın bıkıp usanmayın. Onu engelli bir çocuk kabul edin. Ölene kadar ona hizmet etmeye mecbur bilin kendinizi.
Sakın aranızdaki ilişki soğukluğa dönüşmesin. O çocuğun sizden başka annesi olmayacaktır. Hiç kimse sizin ilgilendiğiniz gibi onunla ilgilenmeyecektir/ilgilenemeyecektir. Siz, o yavrunun tek şansısınız. Şeytan sizi de sinir krizleri ile ezerse o çocuk ne olacak?
Arkadaşlarına dikkat edin. Onu kontrol kadar arkadaşlarını da kontrol edin. Sizinle veya babası ile gezmesini sağlayın.
Her şeyini duymayın, görmeyin. Duymamış, görmemiş gibi yapmasını bilin.
Sakın duâyı ihmal etmeyin. Her gün, her namaz vaktinde duâ edin. Bir daha bir daha ve hep duâ edin. Duânızı da, bugün şu kötü işi bıraksın diye kısa zaman için yapmayın. Yavrunuzun ebedi ahireti için yapın. Sizin duânız onun antibiyotiği gibidir.
Bu süreci onun ergenliği oturana kadar idare edebilirseniz, biiznillah yavrunuzu kurtarırsınız. Aksini yaparsanız şeytan size minnettar olur, onun kucağına itmiş olursunuz yavrunuzu.
Anlaşıldı mı dertli bacım?
Selamünaleyküm.
 
Nureddin YILDIZ
fb.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz
instagram.com/nureddinyildiz