Divan-ı Kebir’deki Nat-ı Ali hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hocam, Divan-ı Kebir’de Nat-ı Ali okudum. Aşağıda yazılı olan Nat-ı Ali hakkında bilginize başvurmak istedim.
Kaynak: 1- Divan-ı Kebir’den seçme şiirler, MEB yayınları, No: 1148, 1. Cilt,s: 3-4-5 (1989, İstanbul)
Mevlana’nın Hz. Ali hakkında ne dediğine bir bakalım. (Divan-ı Kebir’den alınmadır) “O açıklayıcı İmam, o Tanrı velisi safa ehlinin vücut güneşidir. Yerde, gökte, mekanda, zamanda halka duran imamın zatı ile, iç ve dış temizliğiyle vasıflanmak vaciptir. Çünkü küfürden, iki yüzlülükten kurtulmuştur, temizdir. Onun konağı birlik alemidir. Dünyevi ve beşeri sıfatlardan dışarıdır. O insanın hakikati ve canı gibiydi. Her şey fanidir, fakat can yaşar, ölmez. Onun hareketi kendinden diri olan ezeli varlıktandır. Beka çevresinde döner dolaşır. Yaratıkları yaratanın zatı gibi o bakidir. Hakkın yüksek sıfatları Ali’nın vasfıdır. Hakkın sıfatları zaten ondan ayrı değildir. O Tanrı’nın zatine yapışmış O olmuştur. Hani duyduğun ‘Lahutun o gizli hazinesi’ yok mu; işte O odur. Çünkü O, Haktan Hakka görünmüştür. O hazinenin nakdi, tükenmez ilimdi. İşte o ilimden maksut, Yüce Ali’dir. Hakkın hikmetini ondan başka kimse bilmez. Zira o hakimdir, her şeyin bilginidir.
Cihan var oldukça, Ali var olur
Cihan var, olurken de Ali vardı
Cihanın temeli suret buluncaya kadar var olan Ali idi. yer resmedilinceye, zaman husule gelinceye kadar var olan Ali idi. Veli, vasiy olan Şah Ali, cömertliğin, keremin, bağışın sultanı idi. Ali’den ötürü melekler Adem’e secde ettiler. Adem bir kıble idi, secde olunan Ali idi. Adem de, şit de Eyyup de, İdris de, Yusuf da, Yunus da, Hud da, Musa da, İlyas da Salih Peygamberlerde, Davut da Ali idi. Nefsin tamamından ötürü cihan sofrası üzerinde elini bulaştırmayan kahraman aslan Ali idi Kur’an’nın yer yer, ayetlerinde tanrı’nın ismini vasf ile öğdüğü Kur’an sırlarının kaşifi Ali idi. kapısının tokmağı kadir ve kıyamette Arşın semasından daha ileri geçen, o durmadan Hakka secde eden arif Ali idi. İslam yolunda iş düzelmedikçe; surup dinlenmeyen o şerefli, vekarlı Şah Ali idi. Hayber kalesinin kapısını bir hamlede koparıp açan, o kalalar fatihi Ali idi. Afaka her bakışımda gördüm ki, yakın yüzünden her varlıkta var olan Ali idi. Bu küfür olmaz, küfrolan söz bu değildir. Cihan var oldukça Ali var olur, cihan var olurken de Ali vardı. Tebriz’in Şems-ül Hakkı cihanın gizli ve açık sırlarından her ne gösterdinse hepsi de Ali idi.”

Biz şartsız/şüphesiz bir şekilde sadece Kur’an ve Sünnet’e bağlıyız. Bu ikisi dışındaki bir şey için aklımızı zorlamayız. Allah’a emanet olun.