Din Hizmeti Verenlerin Aldığı Ücreti Soran Müslümana Mektup

Selamünaleyküm hocam.

Öğrenmek istediğim mühim bir mesele var. Ben diyanete bağlı olarak Kur’an kursu öğretmenliğine atandım. Daha önce vekil olarak yapıyordum ve mesleğimi çok seviyordum, yine seviyorum. Fakat bazı şeyler aklımı karıştırdı. Bazı ayetlerde sizden ücret istemeyenlere uyun buyuruluyor. Ben görevim karşılığı ücret aldığım için günahkâr mı oldum? Yani bu yanlış bir görev mi? Çok kafam karıştı. Ağustosta göreve başlayacağım. Lütfen bana bir cevap verin. Aslında iyi şeyler yapıyorum derken günah mı işliyorum ?

Selamünaleyküm.

‘Ücret istemeyenler’ peygamberlerdir. Onlar, Allah’ın elçileri olduğu için bir ücret talep etmediler. Zaten onların cennetten başka bir ücrete ikna olmaları da muhaldi. Onların dışında Kur’an’a hizmet edenlerin, hizmetlerinin karşılığı olarak bir ücret almaları haram değildir. Bu hususta ulemanın genel kanaati budur. Sıkıntı, hakkı verilmemiş bir işin karşılığı olan ücreti almaktır ki o ücret maazallah zehirdir. Siz yaptığınız işi, Allah rızasını esas alarak yapın. Vakte azami riayet edin. Bir dakika bile geciktirmeyin. Öğrencilerinizin size emanet olduklarını ve kıyamet gününde onlardan mesul olacağınızı bilin ve ona göre davranın. Onların her birinin bir Kur’an fedaisi de olabileceğini, sizin gevşekliğiniz veya ihmaliniz neticesinde Kur’an’dan soğumuş kimseler de olabileceklerini bilin. Kendinize Mus’ab bin Umeyr radıyallahu anhı örnek görün. Onun gibi olamasanız da ona özenin; onun gibi, köyleri Medineleştirecek heyecan taşıyın. Sizi öldürmeye gelenler sizde dirilsin. Gözünüz sulu olsun; Allah’ın kitabını okurken, okuturken, tefekkür ederken kalbiniz duracak gibi olsun. Bu durumunuz melekler ve sizin talebeleriniz izlesin, herkes size şahit olsun. Riyadan kaçının. Kadınların beğenilerini ve tepkilerini bir tuzak olarak görün. Bilginizi sürekli tazeleyin. Çok okuyun, çok istişare edin. Törenci hoca olmayın. Kalplerin hocası olun. Fıkhını öğretmediğiniz Kur’an’ı sakın öğrettim zannetmeyin. Muhakkak muhasebe yapın; kendinizi, talebelerinizi muhasebe edin. Mus’ab’tan iki ayet dinleyenler meleklere meydan okuyacak işler yaptı. Sizden iki sene ders okuyanlar ne durumda, siz ne durumdasınız, muhakkak ölçün, tartın. Kendidinizi diğer Kur’an kursu hocalarına kıyas etmeyin, başarınızı onlarla kıyaslamayasınız sakın; mağaralarda bir nesil yetiştiren zor dönem hocaları ile ölçün çalışmanızın değerini. Kendinizi de talebelerinizi de büyük güne hazırlayın. Sene sonu sınavları ile teselli bulmayın sakın. Sabırlı olun. Her bir talebeniz için bir asır yetecek kadar sabır yüklenin. Kızmayın hiç, kızdırılsanız da kızmayın, güldürülseniz de. Hiç kızmayın. Aman ha, kıyafetiniz talabelerinize kötü örnek olmasın. Evinizdeki sorunları, şahsi sıkıntılarınızı talebelerinize taşımayın. Talabelerinizin aile içi işlerine karışmayın ama genel nasihatlerle ebeveyne itaati, eş hakkının ağırlığını vurgulayın. Sabredin, sabredin, sabredin ve sabredin. Allah’a itimat edin. Kul hakkına titizlik gösterin. Dua edin; kendinize, talebelerinize ve bize.Aldığınız maaşınız da size binlerce kere helal olsun. Helal hoş olsun size maaşınız, umudunuz ve emeğiniz.

Selamünaleyküm.

Nureddin Yıldız