Dertli, Başı Dumanlı İmama Diriliş Mektubu

Selamun aleyküm Hocam; Ben Balıkesir’in Manyas ilçesinde müezzinlik yapmaktayım. Hafızım elhamdülillah.
Hocam daha önce vekil imamlık yapıyordum. Öğle ve akşam vakitlerinde de derslerim oluyordu. İnsanların talepleri beni memnun ediyordu. Aldığım maaşın tadı vardı, hayatımın bir lezzeti vardı. Şimdi ise iki kişilik cemaatim var, onlar da aşırı yaşlı. Etrafta hastane var, gidip çalışanlarına söyledim, “gelin sohbet edelim, beraber ders yapalım, Kur’an-ı Kerim okuyalım” dedim, gelmediler. Aynı şeyi polis karakoluna gidip söyledim, onlar da gözaltı yaptılar. Etraftaki ahali şopar, çingene milletinden oluşuyor! Kahvelerine gittim dalga geçtiler… Ne olursunuz Hocam, şu anda yanıyorum! Allah rızası için cevap yazın, benim aldığım para helal midir? Ben istifa etmeyi düşünüyorum. Aldığım maaşla yetimin hakkını yiyorum gibi geliyor bana ve kalbim öylesine rahatsız oluyor ki ne yapayım bilemiyorum. İnşaatta çalışmam benim için daha hayırlı olacak diye düşünüyorum. Eskiden inşaatta çalışırdım, akşam hadis, fıkıh, tefsir ve Kur’an-ı Kerim dersleri yapardık arkadaşlarla… Şu an ise duygusal olarak kendimi bitmiş hissediyorum ve yandığımı düşünüyorum.

Selamünaleyküm.
Müezzin efendi. Bir de hafızsın!

En az dokuz yüz elli sene orada bekleyeceksin, en az!

Sakın cepheyi bırakıp gitme! Her gün ezan oku, melekler senin cepheyi terk etmediğine şahit olsunlar. Sakın yılma. Neden insanları sayıp duruyorsun?

Camideki melekleri saydın mı hiç? Bir de onları say istersen. Emekli oluncaya kadar değil, tam tamına dokuz yüz elli sene bekleyeceksin.

Alay edilmeye hatta taşlanmaya hazır ol. Seni taşladıklarında da ellerini aç ve de ki: ‘Rabbim, sen bu cahillere azap etme, belki nesillerinden biri iman eder.’

Senden önceki minare bekçileri, senin şimdi düşündüğün gibi şeyler düşünüp orayı iki ihtiyara bırakıp gittiler de sonuç böyle oldu.

Bu ümmet, bereketli bir ümmettir. Sarhoşundan bile hayır çıkabilir. Asla yılma. Seni orada üç yıl bir vadiye sıkıştırıp, ağaç kabuğu yemeye mahkûm etseler bile sen yılma. Sonrasına bak, yarınına bak. Firdevslere bak. Havz’a bak. Senden öncekilere bak.

İstersen şu dizlerini bile örtemeyecek kadar kısa eteği ile Rabbine giden Mus’ab’a bak. Bak o Mus’ab’a, neler göreceksin onda. O da, kimsenin onu dinlemeyeceği bir yere gitmişti. Başının üstünde kılıçlar parıldıyordu. İki kişi bulamayacağı yerlerde bir İslam Devleti kurdu gitti. Kimseyi bulamayacağı yerlerde Rabbini buldu, cennetin en üst makamlarını buldu da, “mü’minler arasındaki erkeklerden biri” olarak Rabbine gitti. Yılmak, yorulmak, usanmak yoktur bizim lugatımızda. Biz çile ümmetiyiz, meşakkatten lezzet alırız. Allah için olsun da taş olsun midemize inen.

Etrafındaki azıktan korkma, kendini küçük görmekten kork. İnsan sayma, iş say. Görkeme bakma, ihlasa bak. Sabret, sebat et; mezarlıktan diriler çıkar.

Kurumuş dallardan meyve getir. Sabret, sebat et; insanlara güvenme, melekler sana yeter.
Elindeki fırsatı iyi değerlendir. Doya doya Kur’an oku. Bir ilmihali en az üç ayda bir oku, notlar tut ondan. TV izleme, internete dalıp gitme. Kendini yetiştir.

Dilin güçlü, amelin bereketli olsun. Ecrin ziyade, azmin kavi olsun.

Allah’a emanet ol müezzin efendi, hafız efendi.

Allah’a emanet ol ey bu ümmetin en uzun boyunlu dirilecek olanı.

Selamünaleyküm.

Nureddin YILDIZ