Bir imama mektup

Ben 23 yaşındayım. Erzincan’ın bir köyüne 1 sene önce İstanbul’dan gelerek imam hatip oldum. Burada bir senedir neredeyse hiçbir şey yapmadım, yapamadım. Ezan okumaktan başka bir şey yapamıyorum. Gelenim gidenim çok, ancak bir şeyler anlatmak, öğretmek için fazla cesaretim ve bilgim yok, olanı da kullanmakta güçlük çekiyorum. Nereden başlamamı ve nasıl devam etmemi önerirsiniz?

Sizi tebrik ederim; Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin makamına vekâlet edeceksiniz. Ne mutlu size! Mübarek bir göreviniz var. Hakkını vermeye çalışın; o ciddiyetle yaşadıkça kazanırsınız. Bizim, insan sayma, kaç kişi geldi gitti deme hakkımız yoktur. Ne kadar samimi bir duruş sergiledik, onu düşünmemiz lazım. İki üç kişi bile kazanamadan giden peygamberler olmadı mı?

Size bazı tavsiyelerim olacak:

a- Makamınızın heybetini koruyun. Kendinizi namaz kıldırma memuru olarak sakın görmeyin. Kendinizi Peygamber aleyhisselamın vekili olarak görün. Mihraba geçerken o niyetle geçin. Bunun için de vakarlı olun. Asla kibirli olmayın. İnsanları tepeden görmeyin. Ama sulu biri de olmayın. İnsanlar, sizin hakkınızda kibirli biri dememelidirler. Onlarla oturup çay muhabbetleri yapmamanız gerekiyor. Eğer çay içilecekse -ki ara sıra o da gerekir- sizin çayınız içilsin. Veren el olun, alan olmamaya çalışın.

b- Bilgi eksikliğiniz olmasın. Bir ilmihal kitabını her üç ayda bir kere tekrar okuyun. O kadar ki, hangi mesele hangi sayfada bulunur diye bir ön belleğiniz hazır olsun. Bilhassa mihrapla ilgili konuları çok sık okuyun. Kitabın kenarında notlar tutun. Anlamadıklarınızı sorun, tartışın.

c- Sizin gibi imam olan arkadaşlarınız maalesef sizin için iyi bir ortam oluşturmazlar. Genelde imamlar bir araya geldiklerinde amirlerinin açıklarını, yeni yönetmelikleri, maaşları, çevredeki ek gelir kaynaklarını konuşurlar. Sesi güzel olanlar kendilerini tanıtır. Bunlar mihrabın sıkıntılarındandır. Bir araya gelince daha iyi neler yapılabilir şeklinde bir konuşma başlasa bile bir iki kerede o konu kapanır. Dinini dert edinmiş bir imam arkadaş bulursanız onu gurbet arkadaşı edinin. Onunla istişareler yapın.

d- İmam olduğunuz sürece parayla işiniz olmamalıdır. Ne para alan durumda olun ne de para toplama işlerine öncülük edin. İnsanlar cami yaptıracaksa da sizi kullanmasınlar. İlim ve ibadetten söz edilince ortada görünün, paradan, kadından, ikinci evlilikten söz açılınca tebessüm bile etmeyin. Kendinizi orada yok sayın.

e- Mihraptaki feyzinizi kaçıracak işlerden uzak durun. TV izlemeyin. Şu iyi program, bu iyi konu diye ayrım yaparken dalıp gidersiniz, anlamazsınız. Feyzinizin artması için, çok Kur’an okumanız, tesbihata ve zikre önem vermeniz gerekir.

f- İnsanların cenazelerine muhakkak gidin; Kur’an okuyun, dua edin, başsağlığı dileyin ve çıkın. Asla bir kuruş almayın. Siz hissetmeden verileni de iade edin. Bunu yapabildiğiniz zaman müessir bir imam olma yoluna girersiniz. İnsanlar size ‘Yasin parası’ bir kere bile vermiş olsalar, senin bir yıl sözünü dinlemezler.

g- Sakın kendini küçük ve yetersiz görme. Ezan okurken kendini zamanının Bilal’i olarak görmelisin. Sesin iyi olmasa da sen iyi olmak için kendini yorduğun sürece iyisin diye bilmelisin.

h- Bilmediğin konularda istişare etmekten arlanma. Sakın kesin bilmediğin bir konuda hüküm verme. Yıllarca sürecek bir günahı defterine yazdırırsın; helak olursun maazallah.

ı- İnsanların ihtilaflı işlerine karışma, kesinlikle hakem olma. İyi kanaatler belirt, üst makamlara havale et.

i- Küçükleri okut. Ama okutmaktan kastım, onları yaz aylarında camiye toplaman değildir. Gördüğün çocuğa selam verip tebessüm etmen iyi bir okutmadır. Bunun gibi gönüllere girecek işler yapmaya çalış.

j- Kendine emin bir müsteşar bul. Onunla bir arada olmaya çalış. Fikirlerinden yararlan.

Vazifende muvaffak olmanı dilerim Allah’tan. Sana dualar eder, duanı beklerim.
facebook.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz
Nureddin YILDIZ