Ashab-ı Kiram’ı sevmek farz mı?

Bu videoyu bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

Bu videonun sesini bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İndirmek için tıklayınız.

(Dosyayı indirmek için sağ tıklayıp Farklı Kaydet i seçiniz)

‘Ashab-ı Kiram’ı sevmek farz mı?’ adlı videonun yazılı dökümanı aşağıdadır.

Ashab-ı Kiram’ı sevmek farz mı?

Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme ilk defa iman etme şerefine eren nesle, “Ashab-ı Kiram” adını veriyoruz, yani sahabiler. Sahabiler, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi görüp ona iman eden ve Müslüman olarak onunla bir gün, yarım gün yaşayan insanların adıdır. Allah, Kur’an-ı Kerim’de, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hadisi şeriflerde Ashab-ı Kiram’ı çok farklı üsluplarla över. Veya şöyle söyleyelim; Allah, Ashab-ı Kiram’ı sevdiğini, beğendiğini Kur’an’da açıklamıştır. Elimizdeki iman kitabımız Kur’an, Allah’ın Ashab’ı sevdiğini söylüyor. Peygamberimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem de ‘Ashab’ıma dokunmayın.’ diyor; Ashab’ını seviyor. Bir Müslüman için Allah’ın sevdiğini sevmek, peygamberinin sevdiğini sevmek, iman gereğidir. Allah seviyor ama mü’min sevmiyor olamaz. Allah neyi seviyorsa mü’min de onu seviyor olması lazım. İşin bir de mantık yönü var; Biz, müslümanız elhamdülillah. Bizden önce filancalar müslümandı, ondan önce filancalar, filancalar, filancalar müslümandı. Ashab-ı Kiram’ın Müslümanlığı, Kur’an’ın beğendiği düzeyde bir Müslümanlık olmasaydı; Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz vermek istediği Müslümanlık şeklini, Ashab-ı Kiram’a verememiş olsaydı; onlar Kur’an-ı Kerim’i Allah’ın istediği gibi, peygamberinin öğrettiği gibi okuyamamış, uygulayamamış olsalardı; onlar namazda yüzde yüz Resulullah’ın kıldığı gibi kılıp peygamber aleyhisselama beğendirememiş olsalardı; onlar Hacc’ı tam Allah’ın istediği gibi yapamamış olsalardı; ensar-muhacir kardeşliğini yani Allah’ın yeryüzünde kurmak istediği Müslümanlık kardeşliğini onlar pratiğe dökmüş olmasalardı, biz Müslümanlığı nasıl uygulayacaktık? Namaz şeklini videodan mı görecektik, cd’den mi izleyecektik; nasıl bir Müslümanlık öğrenecektik? Ne olacaktı biliyor musunuz? – Tıpkı Hıristiyanların, İsa aleyhisselamın verdiği şeyleri alamayıp, sonraki nesillere o kafadan uydurma veya istedikleri gibi şekillendirme, İncil ve Hıristiyanlığı öğrettikleri gibi bir afete yakalanacaktık biz. Önümüzde İbn Mesud örneğini görmeseydik, Enes örneğini görmeseydik, Ali örneğini görmeseydik, Mücahid Halid örneğini görmeseydik -Allah onlardan razı olsun- cihad yapılır nasıl bilecektik? Elbette biz görmedik, kitaplardan gördük ama onların önündekiler, bir sonraki nesil onları canlı gördü. Bir önceki nesil onları canlı gördü. Nasıl evde 3 yaşında çocuk annesinin namaz kılışına bakıp rukûnun nasıl yapıldığını daha camiye, imamdan namaz öğrenmeye gitmeden öğrenmiş oluyor, Aynı şey Ashab-ı Kiram’ın önündekiler için de geçerli. Biz bir önceki nesle baktık, bir önceki, bir önceki, bir öncekine derken, Ashab’ın üzerinde İslam’ın pratiğini gördük. Okunan Kur’an gördük, yaşayan Muhammed aleyhisselam gördük. Ashab bizim veli nimetimiz. Onlar olmasa, biz İslam’ı nerede bulacaktık? Allah onlardan razı olsun. Onları sevmeyeceğiz de kimi seveceğiz?