Yapacak işi ve yaşatacağı ideali olanların, şahıslarla uğraşmaya vakti olmaz

Selamünaleyküm Hocam.

İlk sorum genel bir soru : İbni Teymiye hakkında sosyal medyada olumlu ve olumsuz görüşte bulunan birçok hoca var. İbni Teymiye’nin yanlış çıkarımda bulunduğunu söyleyip İbni Teymiye’yi savunan, onun görüşlerine dikkat eden hocaları eleştiren ve verdiği fetvaların dinlenilmemesi hakkında görüşleri bulunan hocalar var. Diğer yandan da İbn Teymiye’yi savunup ama yanlışlarının olduğunu ve yanlışlarının da ne olduğunu da söylüyorlar. Bu durumda İbni Teymiye, söylediği birkaç yanlış sözden ve fetvadan dolayı Ehli Sünnet’ten çıkar mı? Çıkarsa eğer, biz İbni Teymiye’yi dinleyip onu tasvip edenleri dinlemeli, verdiği dini bilgilere, fetvalara, dini videolarına dikkat etmeli miyiz? Müslümanların bu durumdan farklı görüşe girmeleri, birbirlerine tavır almaları ne kadar doğru? Ehli Sünnet değil demek bu kadar kolay mı yani? Biz kime gönül rahatlığıyla inanalım? Bu karmaşalar her geçen gün artıyor. Bizim gibi bilgisi az olan insanlar, bu karmaşanın içinde eziliyor. Sizin bizlere tavsiyeniz ne olur?

İkinci sorum: Siz, İbni Teymiye hakkında geçmişte söylediklerinizden dolayı çok fazla eleştiri alıyorsunuz. Biz, sizin dini anlamada verdiğiniz her söze, uğraşa, çabaya önem gösteren kişileriz. Allah sizden gani gani razı olsun. Bu durumda ne yapmalıyız? Dinimizde şüpheye yer yok. Arada kaldık. Bu durumdan nasıl kurtuluruz? Size yapılan ithamları, nasıl karşı durup çürütelim?

Selamünaleyküm.

Güzel kardeşim,

Hepimiz imtihan olmak için varız bu âlemde. Rabbimiz, dilediği zaman ve dilediği şekilde bizi imtihan etmektedir. Babamız Âdem aleyhisselam’dan beri durum böyledir. Kıyamet vaktine kadar da böyle kalacaktır. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Bizim için hayatın bütünü bir imtihandır. Sabah namazında, namaza kalkmakla imtihan oluyoruz. İşe giderken helal kazanmakla, evlenirken sabırla ve nesil yetiştirmekle, cihat meydanında cihadın şartları ile imtihan olmaktayız. Tek bir nefesimiz bu imtihanın dışında değildir. Uyku bile imtihan vakitlerimizdendir.

Böyle dilemiş Rabbimiz böyle yapıyor. Kazanmak için sebat etmek tek çaremizdir. Allah Teâlâ razı olacağı amellere muvaffak olarak bu hayatı yaşamayı hepimize nasip etsin diye dua etmek zorundayız.

 

Güzel kardeşim,

Ashab-ı Kiram’dan Allah razı olsun. En güçlü imanı ve en güzel Müslümanlığı ortaya koydular. Allah onların imanına ve amellerine şahit oldu. Ebedî örneklerimiz olarak kaldılar. Çok kısa bir zamanda çok büyük işler başardılar. Asla tartışılmayacak bir kural olarak da bizim onları, imanda ve amelde örneğimiz olarak görmemiz emredildi.

 

Bugünkü nesle ne yazık ki, Ashab–ı Kiram hakkında bilgi verilirken ya elinde bir kılıç/mızrak ile tanıtıldı ya da bir kenarda Kur’an okuyan namaz kılan biri olarak tanıtıldı onlar. Şüphesiz kılıç ve mızrağın da Kur’an okuma ve namaz kılmanın da en mükemmel örnekleri onlardır. Allah onlardan razı olsun.

 

Ashab-ı Kiram’ın, sanki hayatı bir bütün olarak yaşamamışlar gibi tanıtılmaları onlara zulümdür. Onların da evleri vardı. Ticaret yaptılar. Hasta oldular. Seyahat ettiler. Arkadaşları ile tartıştılar. Ortaklıklar yaptılar. Evlendiler boşandılar. Ağladılar güldüler. Bugün bir insan olarak biz ne yapıyorsak onu onlar da yaptılar. Zengini oldu fakiri oldu. Hayatın her alanında her zaman dağ gibi imanları ile bulundukları için değerli oldular zaten. Bugün onları ve onların yaşadığı dini, hayatın sadece bir iki alanına sıkışmış gibi görüp öyle takdim edenler, onlara da onların dinlerine de zulmetmektedirler. Hayatın bütün alanlarında bulunması gereken bir dini şuraya veya buraya hapsetmek hatadır. Birisi çıkıp bu hatayı gidermeye kalkıştığında da, işte sizin belirttiğiniz tepkiler ortaya çıkmaktadır. Kasten yaptıklarını söyleyemem belki ama, dinimizi daracık bir koridorda sıkıştırılmış olarak göstermenin yanlış olduğunu söyleyebilirim.

 

Güzel kardeşim,

Dinimiz kâinat dinidir. Peygamber aleyhisselam efendimiz, âlemlere gönderilmiş biridir. Mü’min insan da bu kapasitenin mü’minidir. Müslümanlığımız bu azametin Müslümanlığı olmalıdır. Tarihte yaşamış sıradan birinin üzerinden din oluşturamayız. İbni Teymiye veya başka biri İslam değildir. İslam’ın Müslümanlarından biridir sadece. İman menbaımız olan Peygamber aleyhisselam efendimiz dışında, varlığı veya yokluğu bizim için kesin cennet ya da cehennem demek olan bir insan yoktur. Herkes fanidir. Fanilerin fanilere takılıp kalması akıllıca olmaz.

Madem zikrettiniz, İbni Teymiye’yi ele alalım örnek olarak.

Asırlar önce yaşamış bir âlimdir. Ümmetimizin en karışık günlerinden birinde yaşamıştır. İleri zekâsı ile dikkat çekmiştir. İlimde yüksek noktalara ulaşmış biridir. Kastederek veya kastetmeyerek kullandığı cümleler arasında, yaşadığı zamanın ilim adamları tarafından ağır tenkitlerle tenkit edilmiştir. Ona karşı, yaşarken ve öldükten sonra derin mücadeleler yapılmıştır. O da onlara karşı kendisini savunmuştur. Bugün aradan asırlar geçtikten sonra onun sözleri arasında kabul edilemez, üstü çizilmesi gerekli cümleler vardır. O da bir beşer olarak yanılmış olabilir. Bu onu, iman dairesi dışına atmaz. Ya da öyle bir kararı kullar veremez. İbni Teymiye’yi tenkit edenlerin de hataları olmuştur. Kimse masum değil.

Yaşadığımız bu büyük afet yıllarında, İbni Teymiye veya tarihte filan ile geçirecek vaktimiz olmadığını bilmemiz gerekir. Ümmet olarak yapmamız gereken işler o kadar çoktur ki; onlardan biri, İbni Teymiye’nin kemiklerini kırmak değildir. O yapacağını yaptı ve Rabbine gitti. Melekler çoktan onun hesap dosyasını hazırladır. Biz, dinimiz ve ümmetimiz için bugün ne yaptığımızı düşünsek daha iyisini yapmış oluruz.

 

Güzel kardeşim,

Benim şahsi kanaatim şudur:

Yapacak bir işi, yaşatacağı ideali ve ortaya koyacağı bir projesi olanların ne İbni Teymiye ne de bir başkası ile uğraşmaya vakitleri olmaz. Bir nesli olduğu gibi kaybediyor ümmetimiz! Koca bir nesil şu veya bu zeminde helak olmaktadır. Dinimiz, insanların nefret edeceği sahnelere mahkum ediliyor. Biz ise, tarihte kalmış birinin kemikleri ile meşgul oluyoruz; utanılacak bir hâldir bu. Kesinlikle yarın Rabbimizin huzurunda, İbni Teymiye’den önce mevcut günlerimiz sorulacaktır bize. Âlimlerimizin, hocalarımızın gözlerine baka baka Kur’an’ımıza uydurma diyen sapıkların yanı başında biz, onları susturacak cevaplar üretmek yerine, eskiler üzerinden mi teselli bulacağız. Bu bir şeytan tuzağıdır. Çocuklarımızın internet ağlarına takılıp kalmasına karşı çare üretemeyenlerin, eskilerin kemikleri ile bizi meşgul etmeleri onların acziyetinden başka bir şey değildir.

 

Güzel kardeşim,

Anlaşılan o ki, biz de bu imtihanı kazanmak zorundayız. Biz hocalar olarak bu kısır çekişmelere takılmayarak kazanacağız biiznillah. Siz de size dininizi kâinat çapı ile anlatacak ve kendisi ile çelişmeyen hocaları takip ederek imtihan kazanacaksınız. Rabbim yardım etsin bize, ümmetimizi muhafaza buyursun.

 

İkinci belirttiğiniz meselenin özü ise şudur:

Sadece kameraların önünde ve talebelerinin yanında tenkit edebilen ama yüz yüze gelip hocalığının gereğini yapamayanlarla sözünü her yerde ve herkese karşı söyleyebilenler arasındaki farktır gündeme getirilen. Kimin bu gündemi nasıl okuduğu ise çok önemli değildir.

Sizi Rabbime emanet ederim. Sizden dualar beklerim.

Selamünaleyküm.

Nureddin YILDIZ
fb.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz
instagram.com/nureddinyildiz