Tıp talebesi bir hanımefendiye branş seçimi ve evlilik konusunda tavsiyeler

Hocam Allah hizmetlerinizi daim kılsın ve size kolaylıklar versin. Bu hizmetlerinizden rahatsız olup sürekli açığınızı arayan ve bir mü’mine yakışmayacak işler yapanları hayretle izliyor, sizlere de acizane dualarımı yolluyorum.
Size mesajlar atan yüzlerce insandan sadece biriyim ama sizin bendeki yeriniz çok ayrı. Yaşamak istediğim İslami hayatı tam özetliyorsunuz. Ve ben de o hayalini kurduğunuz ümmete layık biri olma çabası ve umudu ile yaşıyorum.
Hocam, hayatımın çok önemli iki kararı konusunda İslami hassasiyetleriniz ve tecrübeleriniz istikametinde fikir almak için yazıyorum; Tıp fakültesi öğrencisiyim. Birkaç yıla okulum bitecek kısmetse. Hep İslamiyeti özüne inerek yaşamak ve onu insanlara sevdirmek hayali ile yaşadım, elhamdülillah. Allah Teâlâ’dan beni çok iyi yerlere getirmesini ve bunu O’nun rızası istikametinde kullanmayı istedim. Bir ara okulu bırakıp tamamen kabuğuma mı çekilsem diye çok düşündüm ancak daha sonra bu başarıların bir hikmeti olmalı dedim kendi kendime. Harama bulaşmadan okulumu bitirmekle meşgulüm şu an, ilk sorum bununla ilgili. Uzmanlık seçeceğim bölüm beni çok düşündürüyor. Erkek hasta tedavi etmek istemiyorum. Kadın doğum ve çocuk doktorluğu seçenekleri kalıyor. Kadın doğumda nöbetler çok fazla olduğu için gece evde olmayacağım vakitlerin fazlalığı beni düşündürüyor. Çocuk doktorluğunda da çocuğunu getiren bir baba ile zaruret ve ciddiyet dairesinde konuşma zorluğu olacak. Biraz çıkmazdayım hocam. Buralara ne emeklerle geldim. Para ve şöhretten öte güzel niyetler taşıdım. Son yıllarda hassasiyetlerimin artması hasebiyle oldukça zor olan bu meslekte caiz olmayacak işler yapıp kendimle çelişmekten, emeklerimi zayi etmekten çok korkuyorum. Bu konuda fikriniz nedir?
İkinci sorum da her mü’min kızın hayalini kurarak yaşadığı evlilik hayatı üzerine; içimde her zaman, hafız, hoca olan biriyle evlenme isteği vardı. Hala da devam etmekte. Doktor olacak olmama rağmen böyle bir isteği çelişki görmezsiniz umarım. Sanırım öyle birinin istediğim hassasiyetleri taşıyacak biri olduğuna inandığımdan ötürü böyle bir durum var. Bu isteğimin, eğer hayırlı ise, içimde kalmaması için dualar ediyorum. Bu istekler ve dualar devam ederken birkaç ay önce tarikat mensubu, takkeli, şalvar ve cübbe giyen ve inşallah hoca olacak olan bir talibim çıktı. Önceden tanıdığım bir insan kendisi. Aradığım vasıfları taşıyan ve mutlu olabileceğim bir insan diye düşünüyorum. Ancak nasıl düşüncelerde olduğumu, nasıl bir hayat hayali kurduğumu az çok tahmin etmişsinizdir. Tarikatlar konusunda da sizinle aynı düşüncelere sahibim. Hepsine sonsuz saygım var ama benim yolum değil, fıtratıma uymuyor, biliyorum. Ve bu mesele ilerde aramızda problem oluşturabilir diye korkuyorum. Mesele a tarikatı b tarikatı değil, buradaki sorun takdir edersiniz ki ‘farklı bakış açıları sorunu’. O yüzden emin olamıyorum ama bir yandan da bir daha böyle hassasiyetler taşıyan, hoca, hafız vs. birileri karşıma çıkmaz diye endişelenmekteyim. Çünkü öyle hassas bir çevrede yaşamıyorum ve böyle insanlar da yok etrafımda. Sizce nasıl bir yol izlemeliyim; sabır ve inançla beklemeye devam mı etmeli, yoksa dualarda andığım insanın bu kişi olduğuna mı inanmalıyım?
Allah’a emanet olun.

Allah Teâlâ kulluğuna muvaffak kılsın seni kızım.
Emellerin, bir mü’min hanım olarak bulunman gereken fikir dünyasını gösteriyor. Hassaten mutlu oldum okuduğumda.
Ne güzel temennilerin var. Arş’ın gölgesindeki gence aday beklentiler içindesin. Dilerim bu hissiyatın ömrünün sonuna kadar artarak devam eder. Aman dikkat et, şeytan seni böyle beklentiler içinde yoğrulup sonu avuntuya dönüşmüş bir projede süründürmesin. İyi şeyler düşün, iyi işler yapmaya çalış. İyiliğin bedeli olduğunda da o bedeli ödemeye şimdiden hazır ol. Fedakârlık gerektiğinde onu yapamayanın iyi şeyler düşünmesi bir tuzaktır. Hem İslam kadar büyük düşüneceksin hem de bir kör sevgiye her şeyi feda edeceksin, ne açık tezat değil mi?
Senin için şu tespitleri yapabilirim. Umarım sana hayır için teşvik olur, bana dua etmene vesile olur sözlerim. Sözlerimde kapalı kalan husus olursa onu tekrar yazabilirsin, izah etmeye çalışırım.
a- Tıpta bulunmak benim kanaatime göre sıradan bir meslek icra etmek değildir. Kur’an’a direkt hizmet olan mesleklerden sonra en muteber olan ve ibadet mantıklı olan meslek tababettir. Bu şekilde görmen gerekir. Buna göre de senin branş tercihinde sadece şu anki hislerini değil seni bekleyen ümmetini de hesaba katman gerekir. Bunun için de kabiliyetini ve evlilik üzerindeki farklılıklarını dikkate alarak karar ver. Bu şu demektir: Mevcut imtihan sistemi ile TUS’ta ortaya çıkan kabiliyetin senin beklentin ve tercihin olmalıdır. Bunu sadece evlilikteki beklentilerinle ters düşeceğini zannettiğin noktalarda bir basamak aşağı indirebilirsin. ‘Çok nöbet tutmak’ gibi bir gerekçeyi bu ümmetin umudu olan bir genç konuşmamalıdır. Seviyesi düşük, tembelce bir çıkıştır böyle bir çıkış.

b- Hafızla evlenme meselesine gelince, bu hususta açık bir yanılgı içerisindesin. Hafızlık şu dünyada beşerden bir insanın tırmanabileceği en üst seviyelerden biridir ama ‘hafızlık’ var hafızlık var! Senin içini kıpır kıpır eden hafızı nerede bulacaksın? Sana tavsiyem şudur:

– Bir kere evlenmeni, evlilik sana farz hâle geldi mi gelmedi mi ona göre tespit et. Artık evlenmen gerekiyor aksi takdirde harama bulaşacaksın gibi bir durum varsa karşındakini seçme hakkın da daralmış demektir. Böyle değilse yani o derece sıkışmadı isen sabret. Aradığın kalitede birini bulmaya çalış.

– Beklentin hafızlıktan önce insanlık üzerinden olsun. Zaten mü’min bir erkekle evleneceksin sen. Mü’min erkek şart olduğuna göre, o şarttan sonra ‘iyi bir insan’ her zaman en önde olmalıdır. İyi bir insanın hafız olması ise mükemmellik katar beklentimize.

– Senin bir doktor olarak toplum içinde farklı kimliğin olacak inşaallah. Bir nebze de sen kendini doktor olarak farklı göreceksin. Pek çok doktor kardeşimiz üzerinde bu farklılığı öne çıkarmaya yönelik işaretleri görüyoruz. Özellikle bayan doktorlar bu farklılığını fark hâline getiriyorlar. Sana bir örnek olarak bir doktor kardeşimizin sözünü aktaracağım. Namaz kılan, külliyetli miktarda hayırlar yapan bir doktor arkadaşım, hükümetin doktorlarla ilgili politikasını tenkit ederken bana dedi ki: ‘Hükümet bizi bir öğretmen düzeyine indiriyor!’ Ben o kardeşimize uzun uzun, bu cümlenin nasıl bir kibir koktuğunu izah ettim. Çok üzüldü.

Burada sana izah etmek istediğim şeyi belki sen, şimdi henüz önlük giymediğin için idrak edemiyor olabilirsin. Dilerim de bu tespit senin için asla geçerli olmasın. Öyle veya böyle bugün sen doktor kimliğinle oluşacak ‘tek adam/sözü tek söz olan kişi’ rolüne karşı tedbirli olmazsan yarın eşin olacak kişi seni, o görünmek istediğin kalıbında görmezse/göremezse sen evliliği bir cihat olarak değil eziyet olarak yaşarsın.
Özellikle bu ayrıntıya dikkat etmeni tavsiye ederim.
Kiminle evleneceğin konusunda sen, ‘tarikatçı’ sıfatı getirdin. Ben ise sana daha derin bir ufuk üzerinden bakmayı tavsiye ettim. Bu arada senin getirdiğin örnek kişinin, nerede kaldığını umarım anlamışsındır.
Seni Allah’a emanet ederim. Ümmetimin çiçeği olarak açtığın günleri Rabbimin bana göstermesini dilerim. Dualar ederim kızım.
Selamünaleyküm.
Nureddin Yıldız
* twitter.com/nurettinyildiz
* facebook.com/nureddinyildiz