Şükür nedir, hamd nedir?

Bir hamd var, bir de şükür var. Başa gelen bir beladan sonra bile şükür edildiği oluyor. Şükür nedir, hamd nedir?

Allah Teâlâ’nın üzerimizdeki nimetlerini saymakla bitemeyiz. O’nun nimetleriyle, adeta kuşa-tılmış durumdayız. Öyle durumlar vardır ki, biz en kötü belalardan biriyle karşılaştığımıza hükmedecekken, kısa bir zaman sonra bakarız o olay bile bizim için bir nimetmiş! Genellikle biz sadece canlı ve yararlı gördüklerimize nimet olarak bakarız. Hayatımızın en büyük enerji kaynağı, yiyip içtiklerimizin oluşum nedeni olan güneş, nimetlerin belki de sultanıdır. Fakat insanlar arasında nimet sayımı sapılacak olsa, güneşi de bir nimet olarak sayan çok az bulunur veya bulunmaz. Nimet denince doğan çocuk, ele geçen arazı, kazanılan ikramiyeler akla gelmektedir.
Kesinlikle yanlış ve ayıplı bir anlayıştır bu tutum. Hastalığımızı bile günahlarımızın dökülmesine vesile kılan Allah’ın kulu iken nimet sayımı yapamayız. Her yanımız nimetlerle kuşatılmıştır. Sürekli şükretmek gerekmektedir.
Hamd, Allah Teâlâ’yı övmektir. Bu övmenin içinde de nimetlerine karşılık şükür anlamı vardır. Şükür ise, elimize geçmiş ve gitmiş nimetlerle, hala değerlendirdiğimiz nimetlere karşılık minnetimizi ifade etmektir. O veya bu bir kulluk gereğidir.
Şunu da bilmemiz gerekir:
Dille şükretmek, ‘elhamdülillah’ demek veya ‘şükürler olsun’ demek nihayetinde bir şükür çeşididir. Ama en güzel şükür nimetin cinsinden yapılandır. Allah sağlık verdiyse onu Allah rızasına uygun kullanmak bir şükürdür. Sıhhatli bir bedene oruç tutturmak bir şükürdür. Mal verdiyse o maldan infakta bulunmak bir şükürdür. Evlat verdiyse, o evladı Allah yolunda yetiştirip kullanmak bir şükürdür.