Rasulullah’ın mihrabının emanetçisi imamlara tavsiyeler

Selamünaleyküm muhterem hocam. İmam olarak görev yapmaktayım. Sizin çalışmalarınızı gıpta ile takip etmekteyim. Şevkimizin artmasında bizlere öncü oluyorsunuz, Allah sizlerden razı olsun. Değerli hocam, şu anda Celal Yıldırım’ın “Asrın Kur’an Tefsir”ini inceliyorum. Daha önce Mahmut Toptaş’ın Şifa tefsirini incelemiştim. Çok faydalandık, Allah ondan da razı olsun. Velhasıl, bu eseri incelerken nasıl bir yol katetmemi tavsiye edersiniz?

Aleykümselam. Değerli kardeşim.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mihrabının emanetçisi bir mü’min olarak bana soru yöneltmenden haz aldım. Umarım o makamın sahibinin şefaatine vesile olur bu soru ve cevabı. Böyle bir bağlantı için sana teşekkür ederim. Muvaffak olmanı için dualar ederim. Senden de hassaten dua beklerim. Mihrabın kıymetini bilmeden orada bir işgal gücü gibi duran kardeşlerimize Rabbi yardım etsin, ne edecekler kıyamet gününde oradaki ağır mesuliyetin hakkını veremedikleri zaman?
Hususi tebrik ederim sizi.
Ve sorunuzdaki okumaya gelince:
Şifa tefsiri rahat okunabilecek bir tefsirdir. Siz bir din hizmetlisi olarak her kitabı ‘mihrabın bekçisi’ mantığıyla not tutarak, gerekiyorsa eleştirerek okumalısınız. O kitap mesela altı cilttir. Siz onu okuduğunuzda bir cilt de sizin notlarınız olacak şekilde okumalısınız. Sizin okuyacağınız her kitap, mesleğinizle direkt veya dolaylı bağlantılı olmalıdır. Ya ada siz okuduğunuz kitabı sonunda o hâle getirmelisin. Mesleğiniz bunu gerektirir. Size cevabımı da bu mantık üzerinden yazıyorum.
Tefsir okumasına gelince:
– Siz bir din hizmetlisisiniz. Tefsirden ve bütün kitaplardan önce size farz olan iki kitap vardır. Dikkat edin FARZ kelimesini bilerek ve önemseyerek yazıyorum. Tefsir farz olmayabilir ama iki kitap sizin için FARZDIR.
Birincisi Kur’an’ımızdır. Diyeceksiniz ki, Kur’an okuyorum. Öyle bir okuma kastetmiyorum. Bir kere hafız iseniz, hafızlığın hakkını vereceksiniz. Her gün bir cüz okumuş olacaksınız. O gün ölseniz bile siz hafız iseniz cüzünü okumuş olarak öleceksiniz. Ne edin edin ölmeyin ve cüzünüzü bitirince ölün(!). Hafız değilseniz, tecvid kaidelerini tatbik ederek bir buçuk dakikada bir sayfayı okuyacak serilikte bir okuma yakalamalısınız. Bu sizin için adeta farzdır. Bunu yakalayıncaya kadar tefsir de olsa kitaplarla vakit geçirmeyin. Mihrapta okurken kekeleyenin, tefsirde vakit geçirme hakkı olmaz. Bunu sakın ihmal etmeyin. Kur’an sizden hakkını almadıkça tefsirine yol vermez size. Okudum zanneder vakit zayi edersiniz. Ya da TV’lerde boy gösteren Kur’an tüccarları gibi maazallah oluverirsiniz.
Bu okuma düzeyine gelince de her gün bir cüz okumayı ideal edinin kendinize. En güzeli de sabah namazına ezan okumak için gittiğinizde cemaatin toplanmasını beklediğiniz yarım saatlik vakitte bu cüzü okumanızdır. O saatte bir imamın önünde mushaf cüz okuması, dünya kelimeleri ile tarif edilemez bir şeydir. O saatteki okuma ‘meşhûd’ bir okumadır. Sen okuyorsun melekler mi dinliyor, melekler okuyor da sen mi dinliyorsun, sorma onu artık. Sırf bu lezzet için imamlık yapmaya değer desem abartmış olmam. Ne et et, kendine bunu alıştır. Cüzün bitip namaza kalkacağın zaman da kendi kendine dua et ki, o ‘meşhûd saatte’ okuduğunun bereketi seni, aileni ve çevreni kuşatsın. Bulunduğun topraklara rahmet insin.
Bir de küçük bir rica: Bir zaman sonra sana bunları tavsiye eden ağabeyini de unutmayıver. Bulunduğu hâllerde Kur’an’ın rahmet esintilerinin ona da ulaşmasına vesile ol. Bu ricayı yâd et, lütfen.
İkinci olarak da ‘okuman gereken kitap’ demeyeceğim sana ama şöyle diyeceğin: İkinci olarak hazmetmen gereken kitap, bir ilmihâl kitabıdır. İmam olarak mihraba geçen bir mü’min bir ilmihal kitabını hazmetmelidir. Biraz mübalağa ile söyleyeyim: Namazda Fatiha’dan sonra mesela Fil suresini okuyacak birisi nasıl o suresinin sanki PDF görüntüsünü, sayfadaki en sonraki yerini gözlüyor gibi ise bir imam ilmihal kitabındaki konulardan birini o şekilde gözü önünde görmelidir. Bu da aşağıda tarif edeceğim okuma tarzı ile ve yoğun okuma ile elde edilebilir. Senin okuduğun ilmihal kitabı bir tarihi esere dönüşmelidir. Bir sayfadaki matbaa yazısı kadar ilave notları da sen koymalısın.
İlmihal olarak da Diyanet’in bir ciltlik ilmihal kitabı güzeldir. Onu okuyabilirsin. Biraz daha genişi Fikri Yavuz ilmihali olabilir. İyi bir ilmihal okuması/hazmetmesi aynı zamanda fıkıh aşinalığı demektir ki, eh deme bu lezzete!
Yalnız kusura bakmamanı rica ederek bir husus daha not edeceğim ama bunun için senden özür diliyorum. Zira hak etmediğin bir uyarıyı yapmam yakışa kalmaz.
Bazı imam kardeşlerimizi Cuma hutbesinde dinlerken insanların arasında ben bile arlanıyorum. Zavallı, sıfır düzeyinde imla kuralı ile elindeki metni okuyor. Nokta ile virgül, virgül ile noktalı virgül arasındaki farkı bilmeyen Türkiye’de yaşıyor olsa bile Türkçe bilmiyor demektir. Bu bir ayıptır. Lütfen sen böyle değilsen üzerine alınma ama bu bir ayıptır. Sözümün dinleneceğini bilsem Diyanet merkezdeki kardeşlerimize/hocalarımıza imamlık yapacak kardeşlerimizi ilmihal gibi bir de Türkçe dersinden imtihan etmelerini, hizmet içi kurslarında ciddi bir Türkçe kursu vermelerini tavsiye ederdim. Benim bir cahiliye hastalığı olan ırkçılıkla bağım olmayacağını tahmin edebilirsin. Onu cahiliye hastalığı biliyor ve görüyorum. Bu topraklarda hangi dil konuşuluyorsa bir imam efendi insanlara o dili en iyi konuşan biri olarak hitap etmelidir. Türkçe’deki sorun neticede tebliğde bir sorundur. Bunu kitap okumada da belirtmem gerekmektedir. Zira kitap okumayı amatörce yapanın, kitaptan profesyonelce bir bal üretmesi beklenemez. Bunun için Arapça bilmek de şart değildir. Gerekiyorsa bir Türkçe öğretmeninden özel ders almaya değer zannederim. Bu uyarım seninle ilgili değilse, lütfen bunu üzerine alınma. Çünkü böyle bir uyarıyı reşid bir insana yapmayı pek uygun bulmuyorum esasen.
Bu iki temel okuma mücadelesinden/ibadetinden sonra şimdi nasıl okuma veya tefsir okuması yapacağız ona geçelim:
– Her okuyacağın kitap için hususi bir defter al kendine. Defterin de baştan savma olmasın. Ciddi güzel bir defter olsun. O deftere de okuyacağın kitabın kenarına da başlama tarihini yaz.
Muhakkak güzel bir Türkçe sözlük ilave ir cilt gibi yanı başında olacak. Sözlüğe bakmaya üşenmeyeceksin. D. M. Doğan’ın sözlüğü güzeldir.
– İstikrarlı ve aynı zamanda okumanın yararı çoktur. Çok okumaktan önce istikrarlı okumayı ilke edin.
– Bir kere, başlığını anlamadığın bir yazıyı okuma! Başlığını anlarsan yazı sana açılır.
– Kitabın kenarına okudukça notlar alın. Altını çizdiğiniz yerler olsun. İkinci defa okurken notları almaya devam edebilirsin.
– Bir de özellikle ‘burayı başkalarına da anlatabilirim’ dediğiniz yerleri fihristleyin.
– Çok iyi anladığınız yerlerin ayetlerini -hafız değilseniz- ezberleyin. Hafız iseniz orayı aşır olarak okuyacak düzeye getirin. Hatta aşırları artık oralardan okuyun.
– Ve belli yerlerden makale denemesi yapmaya çalışın. O metni esas alarak bir kâğıda makale yazın. Sonra onu atsanız da zararı yok, sizi yazmaya sevk etsin, yeter. Bu şekilde bir okuma ile kitap bittiğinde dolu dolu okumuş olursunuz. Yeni kitaplara ufkunuz açılır.
– Anlamadığınız ya da karıştırdığınız yerleri muhakkak soruşturun. Müellifine sorun. Bir bilene sorun. Muhakkak soruşturun. Anladı anlamadı yerler geçmeyin. Gerekiyorsa bir ciltte bir sene kalın ama teğet geçmeyin. Belli yerleri ikinci defa okuyun. Üçüncü ve beşinci defa okumanızda hiçbir sakınca yoktur. Gazete okur gibi değil kitap okur gibi okuyun.
– Kitap böyle okunur. Tefsir zaten böyle okunur.
– Belli yerleri arkadaş grubunuzla paylaşın. Beraber okuyun.
– Bilhassa ilmihal için kaynak olan konuları, izlediğiniz ilmihalle karşılaştırıp ikisine de not düşün. Mesela a konusu ilmihalde şu sayfada geçiyor, tefsirde ise filan cildin şu sayfasında diyebilmelisiniz. Ya da ilmihali okurken, o konu tefsirde de filan yede idi diye önünüze not çıkmalıdır. Bu da ilmihalin tefsir okurken yanı başınızda acil ecza deposu gibi bulunmasını gerektirmektedir.
Allah Teâlâ muvaffak kılsın.
İstanbul’a bir çay içmeye ve bize akşam namazı kıldırmaya beklerim sizi.
Selamünaleyküm.
Nureddin Yıldız
facebook.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz