Ramazanı Nasıl İhya Etmeliyiz?

Bir Müslüman Ramazan’ı nasıl geçirmeli, Ramazan’da özellikle nelere dikkat etmeliyiz?

Ramazan’ın bütün gecelerini fırsat bilip bu geceleri en iyi şekilde geçirmeye çalışmalıyız. Otuz gecesi ihya edilmiş, gündüzü de oruç tutulmuş bir Ramazan hakkı verilmiş, elde edilmiş bir Ramazan’dır. Sanki teknolojik bir keşifle bulunmuş gibi Ramazan’ın özü olan Kadir gecesi 27. geceye daraltıldı. Hatta 27. gecenin Kadir gecesi olduğu adeta resmileşti. Bu Ramazan-ı Şerif’in karşısına dikilmiş bir tuzaktır. Oysa Ramazan’ın bütün gecelerini sanki Kadir gecesiymiş gibi geçirmeliyiz.

Ramazan geceleri nasıl ihya edilir? Bu gecelere ait özel bir ibadet var mı?

Özel, uzun veya ağır bir ibadet yoktur. Peygamber Efendimiz bir Müslüman’ın geceleri nasıl ihya edeceğinin cevabını hadisi şerifle veriyor. Yatsı ve sabah namazını cemaatle kılmak geceyi ihya etmektir. Bu herhangi bir Cuma gecesi, veya Ramazan gecesi, ya da herhangi bir Ramazan gecesi için de geçerlidir. Bir takım geceleri kutsayıp o gecelerde farklı ibadetler yapmak tamamen bidattır. Bidat işleyen hiçbir Müslüman da ne kadar çok ibadet yaparsa yapsın Allah’tan sevap bekleyemez. Ramazan’da daha fazla Kur’an okuyan, daha fazla sadaka veren, daha fazla akrabalarını ziyaret eden daha fazla sevap kazanır. Fakat bir Müslüman Ramazan’ını kurtarmak istiyorsa gıybet yapmamalı, kul hakkı yememeli, günahlardan kaçınmalı, yatsı ve sabah namazlarını da cemaatle kılmalıdır. Ramazan cennete girebilmek için hacdan bile daha büyük bir fırsattır. İslam’da özel bir ibadet çeşidi yoktur. Peygamber Efendimiz ibadetlerin neler olduğunu açıklamıştır. Hatta Efendimiz sabahlara kadar namaz kılanları azarlamıştır. Kimse İslam’a yeni bir şey eklemesin veya İslam’dan bir şey çıkarmasın. Geceleri ek bir ibadet olarak teheccüd namazı vardır. O da vitir namazıyla birlikte 11 rekatı aşamaz.

Hocam sizin Ramazanlarda hiçbir iftar programına katılmadığınız söyleniyor. İftar programlarına niçin katılmıyorsunuz?

İftar programları artık beş yıldızlı içkili otellerde, sivil toplum örgütlerinin, zenginlerin kendilerini göstermek için fırsat olarak gördükleri bir şova dönüştürüldü. İftarlar artık tamamen suistimal ediliyor. Bizim iftar sofralarımız açlık çekilen bir dünyada şatafatla dolu. Fakirlere yardım toplamak için kurulmuş vakıfların iftar sofraları bile artık debdebeli. Ramazanlarımızı öldürdüler. İslami çevreler iktidar olunca Ramazan’ı eğlence haline çevirdi. Ramazan’ı bir eğlenceye çeviren belediyeler, siyasiler büyük bir vebal altındalar. “Ramazan şenliği, eğlencesi” diyorlar. Ramazan takvadır, zühddür. Eğlence ve şenlik ayı değildir. İnsanlar memnun edilecek diye İslam’dan kırpılmaz, İslam’ın ruhuna aykırı şeyler yapılmaz.

Türkiye’de geçmişte İslami kesim bir takım zorlama ve baskılarla karşı karşıyaydı. Daha sonra İslami çevreler iktidara geldiler ve bir rahatlama oldu. Fakat iktidarla birlikte değerler anlamında müthiş bir yozlaşma gerçekleşti. Bu fotoğrafı nasıl okuyorsunuz? İktidar olmak böyle bir şey midir?

Allah Türkiye’de Müslümanları bir dönem jandarmayla imtihan etti. Şimdi de bankalarla, zenginlikle, iktidarla imtihan ediyor. Nasıl ki bir zamanlar Müslümanlar jandarmalara karşı imanlarını korudularsa, şimdi de bankalara, iktidar nimetine karşı imanlarını, ahlaklarını korumalılar. Önceden laik çevreler Müslümanlara gerici derlerdi. Şimdi ise birlikte namaz kıldığımız insanlar “Siz çok geri düşünüyorsunuz, geniş düşünün, geniş yaşayın diyorlar.”

Siz uzun yıllarınızı kutsal topraklarda geçirdiniz. Mekke ve Medine’de Ramazanlar nasıl geçerdi?

Ramazan’dan, oruçtan, itikâftan lezzet almak için Mekke ve Medine ortamı çok güzel. Özellikle teravih namazları. Mekke ve Medine’de oruç tuttuğunuzu her yerde hissediyorsunuz. Teravih namazlarından önce Harem-i Şerif’te on binlerce kişi Kur’an okur. İslam dünyasında Cezayir ve Tunus gibi ciddi şekilde Fransızların etkisi altında kalmış ülkelerin haricinde namaz kılma oranı en düşük ülke Türkiye. Cemaatle namaz kılmaya da çok önem verilmiyor. Bunlara dikkat etmek lazım. Biz Mekke’de öğrenciyken Ramazan’ın son 10 günü memurlara itikâfa girmeleri için tatil verilirdi. İnsan, kutsal topraklarda dininin gücünü hissediyor. Mekke’de insan Ramazan’da hacdan daha fazla ibadet zevki alıyor. Çünkü hac esnasında bir kargaşa oluyor. Fakat Ramazan’da öyle değil. Bütün kardeşlerime fırsat bulduklarında Ramazan’ın bir 10 gününü Mekke ve Medine’de geçirmelerini tavsiye ediyorum.

Yıllardır sürdürdüğünüz Pazar sohbetleri var. Büyük ilgi gören Pazar sohbetlerinize bir kişi 5 dakika bile geç kalsa o kişi sohbete iştirak edemiyormuş. Niçin böyle bir uygulamanız var?

Ben 1 saatlik bir derse aylarca hazırlanıyorum ve insanlara sistemli bir şekilde bir şeyler vermeye çalışıyorum. Dersin başını kaçıran, ortasından veya sonundan bir şey alamaz. Bir dersin eksik anlaşılmasını istemiyorum. Bir gün bir arkadaş telefonla beni aradı ve ben Üsküdar’dan kalkıp Bayrampaşa’ya derse geldim; fakat geç kaldığım için derse almadılar. Bu kul hakkıdır” dedi. Ben de ona “Ders almaya geldiğin konusunda ciddi misin?” diye sordum. “Ciddiyim” deyince bu sefer o zaman bu vesileyle “ Gelip de katılamadığın dersten geç kalmama, zamana dikkat etme dersi aldın. Bu dersi unutma!” dedim. O da bana “Allah razı olsun.” dedi. Müslümanlar vakte, verilen söze, randevu vakitlerine dikkat etmiyorlar. Bir vakit ciddiyetimiz olmalı ve vakte saygı göstermeliyiz.

İslami kesimden birçok kişi ailevi olarak huzursuz olduğunu dile getiriyor. Bu kişiler çeşitli STK’larda, dernek ve vakıflarda son derece başarılı insanlar. Fakat çocuklarıyla, eşleriyle ciddi problemler yaşıyorlar. Evliliklerde nerede yanlışlar yapılıyor?

Yakın dönemde Müslüman gençler yoğun şekilde “Ben evlenmek için başı açık kız istiyorum.” demeye başlarlarsa kimse şaşırmasın. Başörtülü, aileleri cemaatlere bağlı, bir takım duyarlılıklara sahip olan kişilerin çocukları, evde otorite nedeniyle yapamadıkları her şeyi evlendikleri zaman yapmaya çalışıyorlar. Erkek de Allah’tan korkan başörtülü bir kızla evlendim, şu cennet hurilerinden biri bu dünyada bana nasip oldu zannediyor. Fakat karşısına bir mobilyaperest, bir beyaz eşya tutkunu çıkıyor. Anneler-babalar çocuklarıyla gezsinler. Derneklerde, vakıflarda çalışma yapanlar 5 günlerini vakıflara ayırırken, iki günlerini gezmek için çocuklarına ayırmazlarsa daha sonra büyük sorunlar yaşarlar. Ayda bir mutlaka kızlarımızla bir lokantaya gidip yemek yiyelim. Bunu yapmazsak kızımızı daha sonra başka biriyle lokantada yemek yerken görebiliriz. Yüzde yüz televizyon, internet düşmanlığı da doğru değil. Dini çocuklar üzerinde bir baskı aracına dönüştürmeyelim. Ayrıca artık sadece yaz tatillerinde çocukları camilere göndermekle, çocuklara hocaefendilerin ellerini öptürmekle çocuk yetişmiyor. Çocuklarımıza, eşlerimize ilgi göstermeliyiz, sevgi ve muhabbetimizi onlara hissettirmeliyiz. Çocuklarımızı ne nimetlerden yoksun bırakalım, ne de onları nimet içinde yüzdürelim. Bu konuda da dengeyi gözetmek lazım.

Hocam bir takım çevreler sizin tasavvufa, tarikatlara karşı olduğunuzu dillendiriyorlar. Tasavvufa karşıysanız niçin karşısınız?

İmam-ı Gazali, Abdülkadir Geylani gibi büyük alimlerin, mutasavvıfların başımın üzerinde yeri var. Abdulkadir Geylani hazretleri gibi bir Allah dostunu dizinin dibine oturulacak, kendisinden ders alınacak bir kişi olarak görüyorum. Ama zikir törenlerine ultra lüks araçlarla giden şeyh efendileri kendime örnek olarak görmüyorum. İnsanlara zühdü, takvayı tavsiye ettikleri halde debdebeli sofralarda karınlarını doyuran lüks düşkünü şeyh efendileri ise hem kendime, hem de Müslümanlara örnek olarak görmüyorum. İmam-ı Gazali hazretleri “En büyük zikir canını Allah için vermektir” diyor. İşte tasavvuf bu. Biz İslam adına üretilen bidatlere, istismarlara, sektörleşmeye karşıyız. Ayrıca İslam’a sonradan giren herhangi bir kurumu da olduğu gibi kabul etmeyi iman olarak görmüyoruz.

Hocam ne olacak bu İslam dünyasının hali? Hama’da dünyanın gözü önünde insanlar katlediliyor, Afrika’da Müslümanlar açlık ve susuzluktan can veriyor. Kriz ve çatışmaların olduğu ülkeler genelde İslam ülkeleri… İslam dünyası bu sıkıntılarını nasıl aşacak? Bundan sonrası ile ilgili neler bekliyorsunuz?

İslam dünyası bundan yüzyıl önce başını kaybetti. Müslümanların halifesi yok. Babası olmayan çocuklar, yetimler şu an komşuların çocukları tarafından dövülüyor. İslam dünyası mutlaka bir lider etrafında toplanmalı ve toplanacak da inşallah. Müslümanların merkezi de Kudüs olacak.

Bunu neye göre söylüyorsunuz?

Peygamber Efendimiz ümmetinin siyasi krokisini çizerken şöyle buyuruyor: “İçinizde bir dönem bulunacağım, sonra beni Allah alacak. Sonra içinizde Raşit Halifeler olacak, onları da Allah bir süre sonra alacak. Sonra sizden, içinizden zalimler gelecek. Onlar da bir süre devam edecekler, Allah onları da alacak. Daha sonra ise bir kaos dönemi başlayacak. Bu kaos döneminden sonraki dönem benden sonraki Raşit Halifeler’in bulunduğu dönem gibidir.” Şu an kaos dönemini yaşıyoruz. 10 sene sonra mı 20 sene sonra mı bilmem; ama önümüz İslam halifelerinin, Hz. Ömer’e benzeyen kişilerin ümmetimize liderlik edeceği dönemdir inşallah. Allah’tan diliyoruz ki bu bizim sağlığımızda olsun ve İslam dünyasının tekrar bir lider, halife etrafında birleştiğini görelim. Bunun merkezi de Kudüs’tür. İsrail boşuna uğraşıyor, Müslümanlar bir gün mutlaka Kudüs’ü Yahudilerden geri alacaklar ve hepimiz inşallah bir gün Kudüs’e gidip İslam dünyasının liderinin, Halifesi’nin peşinde Mescid-i Aksa’da namaz kılacağız.

Adem Özköse/Gerçek Hayat Dergisi