Ramazan Bayramı plaket törenidir. (Röportaj)

Ramazan ayında yaşadığımız manevi atmosferi hayatımızın bütününe nasıl yansıtabiliriz?

Ramazan-ı Şerif’in olması gereken en önemli yönü, içindeki 30 günü değil, geride kalan 11 aya yetecek enerji biriktirmesidir. Ramazan iki şey içindir; birincisi geçmişi temizlemek, ikincisi geleceği aydınlatmak. Ramazan geçmişi temizlediği için 31. günü, bayrama tekabül eder. Ramazan’da geçmişten temizlenip, günahtan arındığımız için bayram ediyoruz.
Ramazan’ın özü; Müslüman’ın geçmiş haramlardan, mekruhlardan ve her şeyden arınmasıdır. Bayram; yeni elbiseye sevinmek, tatlıya sevinmek değildir. Günahlardan kurtulmaya sevinmektir.
Günahlarımızın mağfireti için, Allah’ın onları affetmesi için uğraşmamız lazım. Gelecekte kaliteli, heyecanlı, enerji dolu bir mü’min olmamız lazım. Bu da gösteriyor ki, eğer biz Ramazan’da enerji dolu bir mü’min olarak 31. güne çıktıysak, bayram sabahına çıktıysak bayramın birinci, ikinci, üçüncü günü, bayramdan sonraki 20. günde gevşemeden, aynı hızla devam ediyoruz demektir.
Eğer Ramazan’dan beş gün önceki pozisyonumuz Ramazan’dan beş gün sonra da devam ediyorsa, faiz yine faiz, gıybet hassasiyeti, zafiyeti yine aynı şekilde devam ediyorsa, günahlar devam ediyorsa, Ramazan kendi içinde kaldı, Ramazan geleceğe yatırım olmadı demektir. Ramazan geçmişi temizlemedi demektir. İkisi de mü’min için hiçbir şeyden zarar değilse kârdan zarardır.

Peygamber Efendimiz, Ramazan Bayramı’nı nasıl geçiriyor, bayramda neler yapıyordu?

Bir kere Ramazan Bayramı sevinç günüdür. Bizim, Ramazan ve Kurban Bayramlarımız matem günü değildir. Sevinip neşelenme, ziyafet günüdür. Bu yüzden de dikkat ederseniz Ramazan Bayramı’nda da, Kurban Bayramı’nda da oruç tutmak haramdır. Bu noktada en büyük ibadet, en büyük günaha tekabül ediyor. Çünkü mü’minlerin topluca sevinmesi gerekiyor.
Bayram namazının musallada kılınıp, çoluk, çocuk, kadın, erkek, neşeli bir güne geçilmesi gerekiyor. Ramazan Bayramı sünnette, Rasûlullah’ın (s.a.v), sünnetinde neşeye tekabül eder.
Burada bu neşe kelimesine çok önemli bir vurgulama yapmak istiyorum. Şimdi ümmet olarak gayet mahzun günler geçiriyoruz. Pek çok mü’min kardeşimiz, Ramazan-ı Şerifi bombalar altında geçirdi. Bütün bunlar bizim Ramazan Bayramımızın neşeli olmasına, çocuklarımızın tebessüm etmesine, ailece birbirimizi kucaklamamıza engel değildir. Her şeye rağmen bayram bayramdır.
Peygamberimiz, savaş olsa bile bayram yapmıştır. “Bizim Mute’den şehitlerimizin haberi daha yeni geldi, bu sene bayramı siyah mateme büründürelim” dememiştir. Bilakis bayram Allahû Teala’nın bir ihsanıdır, mü’min kullarına müjdesidir. Şehitlerimizin geldiği günde de, cenazemizin olduğu günde de bayramımız bayramdır. Zira biz hayat ümmetiyiz, dinimiz hayat dinidir, matem dini değildir. Biz cenaze ile kahrolup gitmeyen, bayramla da şımarıp gitmeyen bir ümmet olmalıyız. Allah, bayramı ümmete ihsan etmiştir. Yani bayram Allah’tan bir hediye paketidir.

Ramazan’ın bir özelliği var. Bereket, paylaşma, dayanışma, kaynaşma ayıdır. Burada bayramın Müslümanlar için önemi nedir?

– Müslümanların Ramazan’a bakışı, ibadet ayı, günahlardan kurtulma ayı, rahmet ayı şeklindedir. Bayram da bunun plaket töreni gibidir. Birbirimizin bayramını tebrik ederken “Kutlu olsun” değil, “Mübarek olsun” deriz. Çünkü “kutlu” kelimesi bize ait değildir. “Mübarek olsun” demek, Allah’ın bereketi seninle olsun demektir. Birbirimizin Ramazan Bayramı’nın tebrik edilmesi; mağfiret edilmişliğimizin, günahlardan arınmışlığımızın tebrik edilmesidir. Rabbimiz bizi mağfiret etti diye fiilen sevinçli olmalıyız. Bu sevinçten dolayı birbirimizi tebrik ederiz, çocuklarımızı sevindiririz, çocuklarımızın, yakınlarımızın neşeli olması için uğraşırız. Bu doğal bir görüntüdür.

Müslümanlar, bayramda neler yapmalı?

Öncelikle hazır bir ruhla bayram sabahı yapmak lazım… Bayramı bekleyen atmosfer evimizde olmalı. Bayrama sevindiğimizi meleklere göstermeliyiz. Bayrama sevinçle girmeliyiz. Bütün mahcubiyetimize, kırıklığımıza, burukluğumuza rağmen çoluk çocuğumuza bayramı zehir etmeye hakkımız yok. Burada sevincimizin de bir dengesi vardır. İtidalli bir sevinç göstermemiz lazım.

Bayram namazına çıkmadan önce ağzımıza küçük bir tatlı alarak neşelenebiliriz. Bayram namazına yeni, temiz elbiselerimizi giyerek gitmeliyiz. Camiyi kirletmeyecek çocuklarımızı da, bayram namazına götürmeliyiz. Bu, ümmetin sevinç günüdür. Bayramda Müslümanlar, birbirleriyle helalleşmelidir. Bayram günü, herkes anne-babasının rızasını, gönlünü almalı. İlk önce anne-baba ziyaret edilmelidir. Ondan sonra diğer akrabalar ziyaret edilmeli. Vakıf, dernek gibi kuruluşlar ise, bayramın ikinci gününde ziyaret edilmeli.

Ramazan ayında veya bayramlarda hilal tartışmaları yaşanıyor; bu durumu nasıl görüyorsunuz?

Bu tartışmayı ümmetimizin başsızlığının tabii sonuçlarından biri olarak görüyorum. Ümmetin başı yok. Başı olmadığı için bu tür tartışmalar oluyor. Burada, Suudi Arabistan ve Türkiye, bu ihtilafın başını çekiyorlar.