Müslümanın ‘çevreci’ olması gerekmez mi?

Müslüman olarak çevreci olmamız gerekmez mi?

Çevrecilik, tabiatın bozulmasına karşı hassas olma adına kullanılan bir deyimdir. Mü’min, Allah’ın mülkünde başıboş değildir. Gören ve murakabe eden bir Allah’ın nimetlerini, hesabı sorulacak lütuflar olarak bilir ve değerlendirir. İsraf etmez, boşa kullanmaz. Mü’min, dere kenarında abdest alırken dahi suyu israf etmeme aşısı almış insandır. Kendisini ‘Allah’ın mülkünde geçici ve imtihan için bekleyen’ biri olarak gören için çevrecilik uyduruk bir sıfattır. Mü’min tabii insandır. Bozmaz, azmaz. Yaşadığımız dünyada çevreyi koruma mücadelesi yapanların çalışmaları görünürde güzel şeylerdir. Biz ise olaya farklı boyuttan bakıyoruz. Bugün insanlık, bir yandan çevre kirliliğinden şikâyet ederken bir yandan da en çok kirleten durumunda yaşamaktadır. Çevreyi kim ve nasıl kirletiyor? Bir iki pet şişenin sahile atılması ile oluşan kirlilikle, zalim devletlerin bir defalığına okyanuslarda denedikleri silah arasında benzerlik kurulabilir mi? Pasifik okyanusunda denenen bir silahın çevreye maliyeti, kaç milyar pet şişenin sahile atılmasıyla oluşur? İnsanlar pet şişeye baktırılırken, dünyanın geleceğini imha eden silahlar unutturulmaktadır. Yağmurları ve tarımı berbat eden sistemleri habire üreten laboratuvarlar takdir toplarken, anız yakan çiftçiler ayıplanmaktadır. Münafıklığın zirvesinde eğlenip duran bir anlayışın çevreci veya dağcı olması bir şey değiştirmez.
Bize akidemizin verdiği terbiye, ikinci bir vasıf almamıza gerek bırakmamıştır. Biz çevreci olduğumuz için değil, Rabbimizin güzel nimetleri, her türlü korumaya layık olduğu için onları koruruz.
Dünya, binlerce senedir kirlenmediği kadar yirmi-otuz yılda kirlendi. Son yüzyıla damgasını vuran uygarlık kimin uygarlığıysa onlar susmalıdırlar. Onlar, çevreci olmayı hak edemezler. Ne yazık ki, herkesten çok konuşuyorlar!