Mücedditlik makamı üzerine

Selamünaleyküm hocam.
Size iki sorum olacak. Birinci sorum, Peygamber efendimiz buyuruyor ki; “şüphesiz Allah her yüzyılın başında müceddit gönderecektir, onlara inanın.” Mesela bu yüzyılın mücedditi Mahmut Efendi hazretleridir. Ama -Diyanet de dâhil olmak üzere- bazı hoca efendiler Mahmut Efendi hazretlerinin dediklerinin tam tersini söyleyebiliyorlar; örneğin çarşaf konusu. Bunun sebebi nedir? Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- “mücedditlere inanın” diyorken bu kadar hoca efendi nasıl olur da farklı fetva verebilir?
İkinci sorum, ben hemşirelik okuyorum. Eylül’de staja başlayacağım. Cilbabın (tesettürün) farz olduğunu biliyorum fakat ailem izin vermiyor; kabul etmiyorlar, günahı hafife alıyorlar. Orada kollarımızı sıvayacağız ve pantolon gömlek giyeceğiz. Ayrıca başörtümüz yakamızı kapatmayacak, kısa başörtü olacak. Oysa siz bir hemşire ablaya cevap olarak, “bu zaruret halidir, dinen sakıncası yoktur, siz sürekli ibadet halindesiniz” diye cevap yazmışsınız. Neye dayanarak zaruret dediniz? Allah’a emanet olunuz.

Aleykümselam.
Kızım, biraz daha olgun bir mü’min gibi düşünmeni sana tavsiye ederim.
Diyorsun ki: “Peygamber efendimiz buyuruyor ki; ‘şüphesiz Allah her yüzyılın başında müceddit gönderecektir, onlara inanın.’ Mesela bu yüzyılın mücedditi Mahmut Efendi hazretleridir.”
Bu sözü sen elbette kendin uydurmadın ama uyduran birinden naklediyorsun. Kültürlü bir hanım mü’min olarak hiç mi akletmeyi düşünmüyorsun, din bu kadar gevşek bir zeminden alınabilir mi?
Bu hadisle ilgili yanlışları ve doğruları şöyle tespit edelim:
1- Bu hadis sahih bir hadistir. Ebu Davud’da ve diğer bazı kitaplarda rivayet edilmiştir. Dolayısıyla hadisin varlığı konusunda bir tereddüdümüz yoktur.
2- Senin hadis diye naklettiğin ‘onlara inanın’ ifadesi uydurmadır. Hadisin hiçbir rivayetinde böyle bir ifade yoktur. Bu sözü kim böyle uydurdu ise o, Peygamber aleyhisselama iftira etmiştir. Dine hizmet maksadıyla bile olsa hadis uyduran, hadise ilave eden ateşteki yerini hazırlar, ona göre!
3- Dini yenileyecek olanların kim oldukları, kendi yaşadıkları dönemde değil yaptıkları çalışmalarla daha sonraki dönemlerde gelen Müslümanların takdirleri ile ortaya çıkar. Bir insanın yaşarken ‘mücedditlerden’ olduğu iddia edilemez. Böyle bir iddia beraberinde ağır hatalar getirir.
4- İsmini zikrettiğin Mahmud Efendi, zamanımızın mübarek isimlerinden biridir. Belki de bu zamanın Sünnet’i ihya mücadelesi veren ilk isimlerinden biridir. Senin büyük ihtimalle yüzünü bile görmediğin bu salih insan hakkındaki kanaatin şişirmelerden ve abartılardan kaynaklanmaktadır. Allah’ın dostları şişirilmek için değil izlerinden gidilmek için değerlidirler.
İki şeyi hiç unutma: Birincisi, mücedditlik makamındaki bir salih, mü’min kimsenin övmesi ile o noktada durmaz. Aksine o tür şahsiyetler bu tür övgülerden incinirler. Benim bizzat tanıdığım Mahmud Efendi böyle biridir. Yüzüne karşı ‘sen mücedditsin’ dense belki de o gün üzüntüsünden uyuyamaz da.
İkinci olarak da, bu ümmet şahısların kanaatleri ile değil Peygamber aleyhisselamın Sünnet’i ile dinini yaşar. Tesettür ve benzeri konularda Mahmud Efendi’nin dine yeni bir şekil vermesi söz konusu olamaz. O bilakis kendinden önceki ümmetin büyüklerinin açtığı çığır üzerinde yol almış hatta bir insan takatını zorlayacak çapta büyük çalışmalar yapmıştır. Senin ve sana yön verenlerin abartıları sadece öyle bir âli himmet insanı rencide etmeye yarar. Başka bir şeye değil.
Kızım, anlayacağın gibi büyük ihtimalle bilmeyerek bir yanlış kanaat belirttin. Bu arada da dinini içinden kemirebilecek bir hata söyledin. İstiğfar et ve tekrarından kaçın. Hem hemşirelik okulundaki o, sakıncalı olduğunu belirttiğin berbat ortamda senelerce kalıyorsun hem de mezun olduktan sonraki uygulamalarında riskli noktaları irdeliyorsun; biraz gülünç değil mi tavrın?
Hemşirelerin mesleği ile alakalı kanaatlerimizi de eski cevaplarda okumuş oldun.
Allah Teâlâ işini kolay etsin, ibadet kıvamında iş yapmayı sana kolay kılsın.
Selamünaleyküm.
Nureddin YILDIZ
facebook.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz